Cebeci Konservatuarı

0
53
- Reklam -

Önce Milli Eğitim Bakanlığı daha sonra Kültür bakanlığına bağlı Ankara Devlet Konservatuarı’nın kuruluşu (1933). 1982 yılında Şan-Opera bölümünün sınavını kazandığımda okulumuz Ankara’nın Cebeci semtindeydi.


Okulumuzun kapısından büyük bir heyecanla içeri girdim. Sanki Aspendos antik tiyatrosunun o muhteşem sahnesinde oyunlarda rol alan sanatçıların edasıyla kendimi bu büyülü ortamda gördüm, ya da Efes antik şehrinin o geniş bulvarlarında yürüyen yüz yıl kahramanları gibiydim. O ne muhteşem duygu ve anlatılmaz bir gündü. Demir parmaklıklı dış kapıdan geçip okulun orta avlusuna geçtim. Solda tam kapı çıkışında duvara asılı siyah jetonla çalışan telefon, sonradan öğrendim ki(Bu jetonların ucu delinip ip
takılırmış, dakikalarca konuşulurmuş) Kapı girişinde tanışacağınız, sizi ilk karşılayan kişi kapıda görevli Erzurumlu Hasan
amcadır.


- Reklam -

“Buyrun kime bakacaksınız ”sorusuyla soluklanırsınız. Giriş kapısının yanında çift kanatlı kapısıyla, kantinimiz ve yanında büyük tiyatro, opera, bale sahnesi ve orkestra çukurunun bulunduğu kapı yan yanadır. Okulun tam orta kısmında, küçük süs havuzu(gelenek olarak mezuniyette öğrencilerin içine atıldığı havuz) bulunur. Her köşesi, yazıldığında Roman’a, belgesellere konu olacak olayların yaşandığı anılarla dolu sanat okuludur Ankara Devlet Konservatuarı.Okulumuz, Dünya
sahnelerinde gururla izlediğimiz sanatçılarımızın yetiştiği sanat yuvasıydı! Okulumuz artık Mamak belediye binası olarak hizmet vermekte. O güzelim ferah solfej odaları, gitmiş evrak odasına, sahnelerimiz oturma odalarına dönüştürülmüş. Benim için bu kutsal mekanı her ziyaret ettiğimde buruk bir acı içimi kaplıyor ve
çok üzülüyorum.

Babam evlendiği, eşlerini bir süre sonra kaybedince(bu arada üç kez evlendi).Üçüncü evliliği için bütün işler yapmak evin en küçüğü olarak bana düştü. Alnımın akıyla bu işten kazasız belasız çıktım. Üçüncü annemi istemek bana düştü. Allah’ın emriyle kızlarından annelerini babama istedim. Ailesi de bu yaşlılık günlerinde birbirlerine destek olurlar diyerek teklifimizi zorluk çıkarmadan kabul ettiler. Nikâh işlemleri için her şeyi hallettim, nikâh gününü aldım. Nikâh salonu da şimdilerde Mamak belediyesi olan Cebecideki Devlet Konservatuarı, Eski yıllarda Opera-Şan sınavına girdiğim Ankara devlet konservatuarının büyük salonuydu. Şimdi bu salonda babamın nikâhı kılınacaktı.


Nikâh günü geldi çattı. Damadı(babamı)ben Gelini(annemi) Kaynanamla salona girmeden beraberce hazırladık. Toplamda dört kişiydik.. Nikâh salonuna hareket ettik. Nikâh salonu tıklım tıklımdı. Okulumuzun tiyatro salonunun koltukları ahşaptır. Onları orijinal halde bırakmışlar ve değiştirmemişler. Koltuktan kalktığınızda büyük bir gürültüyle koltuk yaslandığınız
yere çarpar, kalktığınızın haberini verir herkese. Bir nikâh başlıyor diğeri devam ediyor. Bizim nikâh oda nikâhı olacak diye
düşünürken kendimizi salonun kapısında bekler halde bulduk. Hemen nikah memurunun yanına gittim. Durumu anlattım.” Sizce sakıncası yoksa ben babamın kaynanamda annemin nikâh şahidi olabilir mi “dedim.

Nikâh memuru baban annen kaç yaşında iye sordu.” Babam seksen annem yetmiş beş” dedim. Nikâh memuru “tamam tamam hemen gelin nikâhlarını kıyalım” dedi. Nikâh memurunun bu anlayışlı tavrından sonra ”pardon kamera ile çekimde yapabiliriyim, benim için çok önemli bir an olacak” dedim. Nikâh memuru hiç itiraz etmedi bu teklifimi kabul etti. Bir zamanlar opera bale tiyatro orkestra ve seyircilerle buluşan bu sahnede bir başka gerçek oyunun ilk sahneleri yaşanıyordu.


Babam bir devlet sanatçısı olmasa da, emekli bir devlet memuru olarak nikâhı az sonra bu sahnede kılınacaktı.
Ve PERDE.
Babam ve annem nikah masasına oturduğunda salonda alkış kıyamet koptu.
Bağırışımalar arsında bir ses,
“Dede dede ayağına bas”!!
Dedenin heyecandan annemin ayağına basacak halimi kalmış”.
……..
Acı tatlı cebecide Ankara devlet konservatuarında bir nostaljiyi bu şekilde yaşamış
oldum güzelim okulumuzu son kez bu şekilde gördüm.
Devlet konservatuarı yazısı üzerine yazılan Mamak belediyesi tabelası yıllar sonra
kaldırıldı. Umarım okulumuz eski sanat dolu günlerine tekrar döndürülür ve sanatın
birleştirici gücünü yeniden yaşar ve görürüz.


SANATA EVET!

- Reklam -

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz