Amerika Birleşik Devletleri’nin, 3 Ocak 2026 gece yarısı Venezuela’nın Başkenti Caracas’a baskın düzenleyerek Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’i ülkesine kaçırması, yargılamaya başlaması ve bazı ülkeleri tehdit etmesi, hem bugünün ve hem de geleceğin gençlerinin kanını, hem de annelerin gözyaşını dökecek erkek ağırlıklı insan şiddetinin süreceğini gösteriyor.

Geçen yazımda da belirtmeye çalıştığım gibi, saldırı sırasında kaç kişinin öldürüldüğüne, ne kadar insan, hayvan ve doğanın zarar gördüğüne ilişkin bir veri yok. Saldıranın da saldırılanın da, hayvan ve doğaya yönelik şiddetin sonuçları ile ilgili ölçülebilir verilere sahip olduklarını sanmıyorum.

Ancak, kesin bir verimiz var. Dünya’nın değişik yerlerinde, silahlarla havaya, suya ve toprağa saldıranların, farklı bir anlatımla insana, hayvana, doğaya ve çevreye; acı, kan ve gözyaşı üretilmesine neden olanların akıllarının durduğu ve vicdanlarının sustuğu kesin.

Akıl ve vicdan. Her canlıda doğuştan var olduğuna inandığımız iki büyük nitelik. Ancak, akıl tutulması ve vicdanın susması da yaşantının utanılası gerçeklerinden. Akıl ve vicdanın geliştirilmesi ile ilgili niteliklere sahip olarak doğan insan, hangi etkilerle akıl tutulmasını ve vicdanın susmasını yaşar, çevresine şiddet uygular.

Birkaç dakika önce doğan bebekleri canlandırın gözlerinizde. Bu bebekler, yıllar içinde öğrenci, öğretmen, siyasetçi, belediye başkanı, bakan, başbakan, cumhurbaşkanı, devlet başkanı, gazeteci, sanatçı, sporcu, hukukçu, avukat, savcı, yargıç, asker, polis, mühendis, mimar, doktor, iş insanı, işçi, kamu görevlisi, emekli, anne, baba olacaklar.

Bu bebeklerin bazılarının gelecekte akılları nasıl ve neden tutulur, vicdanları nasıl ve neden susar, neden dünün bebeklerine, yaşadığı doğaya, üstündeki veya içindeki canlılara şiddet uygular, hayret!

Hayret diyen de, hayret yazan da dün bebekti, hayret dedirten de, hayret yazdıran da.

Dünkü bebeklerin, bugünkü kocamanların neden olabileceği, buzdan, buzuldan ateşin, alevlerin yükselebileceği, buradan çocukların, gençlerin kanlarına, annelerin gözyaşlarına uzanabileceği çok büyük bir tehlike ile ilgili düşüncelerimi üzülerek ve utanarak paylaşmak istiyorum.

Amerika Birleşik Devletleri yönetimi, Venezuela saldırısından çok kısa bir süre sonra bu ülkenin petrolü ile ilgili girişimler başlattı. Dünya’da, akılları tutulmamış ve vicdanları susmamış insanlar, ABD’nin Venezuela’ya saldırısını bu ülkenin zengin petrol kaynaklarına bağladılar. ABD Başkanı ve yönetimi suçlanırken kullanılan birkaç kelimeyi bu köşeye uygun görmediğim için kullanmıyorum.

Buzdan, buzuldan nasıl ateş yükselebilir ve bu ateş nasıl kadınlara, çocuklara, hayvanlara, doğaya, annelere dek uzanabilir? Uzanabilir, uzanabilir.

Çünkü, gündeme hızlı bir şekilde, Danimarka Krallığına bağlı, ancak özek bir yönetime sahip Dünyanın en büyük adası Grönland (Groenland, Greenland) getirildi. Anlamı “Yeşil Ülke”.

Kaynaklar, Dünya’nın yüzde 10’unun buzullarla kaplı olduğunu söylüyor. Yeşil Ülkenin (Grönland) ise yüzde 81’i buzul.

Dünya, korkulacak düzeyde buz kaybı yaşıyor. Bunun doğal nedenleri elbette var, ancak insan soyunun akıl ve vicdan tutulmasından kaynaklanan nedenlerinin de olduğuna inanılmalıdır.

Çünkü, insan soyu, insanlık anlamına yakışmaz bir şekilde Dünya’nın toprağını, suyunu ve havasını hızla kirletiyor. Bu köşede bazen değindiğim gibi Uzayı da kirletmeye başladı bile.

Yeşil Ülke, ABD’ye göre güvenlik açısından çok önemli. İnsan soyu, bir gün, güvenliğin silahlarla değil, her şey ve herkes için şiddetsiz iletişim, sevgi, dostluk, adalet ve barışla sağlanabileceğini anlayacaktır. Neyin, daha ne kadar kan ve gözyaşının karşılığında sağlanabilecektir güvenlik, korkusuz ve huzur içinde yaşamak?

Grönland’ın yüzölçümü 2.166.000 kilometre kare. Nüfus. 57.000. Başkenti Nuuk. Başbakanı Jens-Frederik Nielsen. Hükümeti 4 parti oluşturuyor. Demokratlar 10, Inuit Ataqatigiit 7, Siumut 4 ve Atassut 2 milletvekiline sahip. Muhalefette tek parti var. Naleraq’ın milletvekili sayısı 8.

Geçtiğimiz günlerde,4 siyasal parti “Amerikalı olmak istemiyoruz. Danimarkalı olmak istemiyoruz. Grönland olmak istiyoruz” açıklaması yaptı.

Baltimore-Washington /ABD)-Nuuk hava alanı arasındaki uçuş mesafesi 3224 km.

Eğer, Amerika Birleşik Devletleri, savaşlara, silahlı saldırılara veya baskılara karşı olanların duygularından ve kendisine yönelebilecek tepkilerden çekinmeden buzullarla kaplı bu ülkeye de saldırırsa ne olabilir?

Buzullar ateş altında kalırsa, buzlardan, buzullardan yükselecek alevler, dumanlar, insanların kanlarının ve gözyaşlarının dökülmesine elbette neden olacaktır. Böylece, insanın tarihine bir utanç sayfası daha eklenecektir.

İşte, bu nedenle, Türkiye’nin ve Dünya’nın kadınları, anneleri, gönül anneleri, şiddete karşı olan iyi yürekli erkeklerle birlikte hareket etmeli, dayanışma içinde olmalı, şiddetsiz yöntemlerle sevgi, dostluk ve barışı sağlamalıdır.

Haydi, akılları tutulmayan, vicdanları susmayan anneler, babalar, akılları tutulanları ve vicdanları susanları da “iyi”leştirecek, buzullardan veya hiçbir yerden ateşin, alevlerin, dumanların yükselmeyeceği bir Dünya için, haydi…