Ankara’da son üç gündür dönen dolapları, televizyonlarda birbirine laf yetiştiren o eski genel başkan taraftarlarını izledikçe insanın içi sızlıyor, sabrı taşıyor.

Ülke ekonomik yangın yeri olmuş, vatandaş pazar pazar gezip en ucuz ekmeğin peşine düşmüş, değişim umudu ilk defa bu kadar kapıya yaklaşmış ama birilerinin derdi hala koltuk, hala kurultay imza sayısı.

Kemal Kılıçdaroğlu ve arkasına dizilen o menfaatçi vekil takımı, üç gündür partiyi nasıl böleriz, o kapılan koltukları nasıl geri alırız diye imza toplama yarışına girmiş durumda.

Bu yapılanın neresinde halk var, neresinde memleket derdi var?

Tam 25 yıldır bu iktidar değişsin diye sandıkta sabahlayan, adalet bekleyen, geleceği kararan milyonlarca insanın umudunu, sırf kendi kişisel intikamınız için çöpe atmaya ne hakkınız var?

O ofis kapılarında imza avcılığına çıkan milletvekillerinin derdi memleket falan değil; yıllardır CHP çatısı altında kendilerine, çocuklarına, akrabalarına kurdukları o tatlı düzeni, belediye imkanlarını kaybetme korkusudur.

Deniz Baykal koltukta otururken de bu partinin içinde aynı yağma iştahı vardı, Kemal Kılıçdaroğlu geldiğinde de aynı tas aynı hamam devam etti.

Halk meydanlarda cop yerken, sandık başında oyları korumak için uykusuz kalırken, bu Ankara beyleri sadece kendi delege hesaplarını, kendi garanti milletvekili sıralarını düşündü.

Son üç gündür basına sızan o gizli pazarlıklar, delegeye sunulan vaatler gösteriyor ki, bunların gözünde seçmen sadece kendilerini o lüks meclis koltuklarına taşıyan birer basamaktan ibaret.

Şimdi kalkmış, iktidar değişiminin en kritik virajında partinin içine el bombası bırakıyorlar, sonra da pişkince çıkıp demokrasiden bahsediyorlar.

Sizin o yapay, her yerinden pazarlık akan konuşmalarınızı bu millet artık yemiyor, sokaktaki vatandaş sizin kimin ekmeğine yağ sürdüğünüzü çok iyi görüyor.

Kendini bu memleketin sahibi sanan o hırslı ihtiyar ve etrafında sülale boyu menfaat devşiren yancıları bilsin ki, halkın gözünde kredi çoktan tükendi.

Bu millet ilk fırsatta sadece bu düzeni değil, kendi şahsi çıkarları için muhalefeti arkadan bıçaklayan bu koltuk baronlarını da o çok sevdikleri Ankara ofisleriyle baş başa bırakıp tarihten silecek.