Bu başlık size biraz saçma gelmiş olabilir doğru ama izin verin ne demek istediğimi anlatayım.
Bu başlık size biraz saçma gelmiş olabilir doğru ama izin verin ne demek istediğimi anlatayım.
Enflasyon istediği kadar yüksek olsun eğer gelirler yeterli olsa ve an be an, ay be ay enflasyon oranında artsa enflasyonun etkisini hissetmez, geçim derdine düşmezdiniz.
Tam tersi olsa, bu gün Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati bir sihirli değnek bulsa ve enflasyonu bir anda durdursa, sıfıra indirse, bundan sonra fiyatlar hiç artmasa bile geliriniz bu günkü seviyesinde kaldığı takdirde geçim derdiniz sürüyor olurdu.
Bunun nedeni enflasyonun fiyat değişimleri ile ilgili bir olgu olması iken geçim kavramının gelirler ile harcamalar arasındaki dengeyi ifade ediyor olmasındandır. Eğer geliriniz giderlerinize yetmiyor, gelirleriniz ile ihtiyaçlarınızı tam manası ile karşılayamıyorsanız geçim derdi çekiyorsunuz demektir. Bu derdin çözülmesi için gelirler lehine bir düzenleme yapılması gerekmektedir.
Elbette insan ihtiyaçları sınırsızdır denir, lakin geçim dediğimizde aslında en makul ve temel ihtiyaçlar olan beslenme, barınma, enerji, eğitim, kültür ve sağlık gibi ihtiyaçları karşılayıp karşılayamadığınızı anlatmaya çalışıyoruzdur.
Türkiye’de enflasyon yüksek, hatta çok yüksek ve bu çok büyük bir ekonomik sorun doğru ama daha da büyük sorunumuz gelir yönündedir; gelirler yetmiyor insanlar geçinemiyor.
TÜRK-İŞ hesaplamalarına göre 2022 yılı Nisan ayında dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı yani açlık sınırı 5 bin 323 lira 64 kuruşa, yoksulluk sınırı ise 17 bin 340 liraya yükselmiş bulunmaktadır. Bekâr bir çalışanın ise yaşam maliyeti 6 bin 965 lira olarak hesaplanmıştır.
Açlık sınırı 4 bin 253 lira 40 kuruş olan asgari ücretin 1 bin 70 lira üzerindedir. Yani bir işi olup çalışan aile sahibi bir emekçi aç açına çalışmakta, bırakın evini geçindirmeyi ailesinin karnını dahi doyuramamaktadır. Bekâr bir çalışanın geliri ise yaşam maliyetinin tam 2 bin 711 lira altındadır. Bu kabul edilebilir ve sürdürülebilir bir durum değildir.
Bir ailede dört kişi, anne, baba ve iki çocuk asgari ücretle çalışsa dahi ele geçecek 17 bin 13 lira 60 kuruş 17 bin 340 liralık yoksulluk sınırının altında kalmaktadır.
İş emeklilere gelince durum çok daha vahim bir hal almaktadır, en düşük emekli maaşı olan 2 bin 500 lira sadece asgari ücretin altında olmakla kalmayıp açlık sınırının yarısından bile azdır! En az 2 milyon emekli bu seviyede maaş almaktadır.
2022 yılında en düşük memur emeklisi aylığı 4 bin 289 lira olarak belirlenmişti bu seviye de açlık sınırının altında kalmaktadır.
Ömrü boyunca çalışıp pirim ödemiş yaşlılarımızı ve çalışıp pirim ödeyip vefat etmiş bulunan emekçilerin dul ve yetimlerini açlığa mahkûm etmek insanlığa sığmayan bir davranıştır.
Türkiye’de 2002 yılında asgari ücret 163 lira, en düşük emekli aylığı 216 idi. 2003 yılında en düşük emekli maaşı 332 lira iken asgari ücret 225 lira idi. Türkiye’de 2004’e kadar emekli maaşları asgari ücretin üzerindeydi yaparsa AKP yapar en düşük emekli maaşını asgari ücretin altına düşürmeyi de becerdiler.
İktidar durmadan enflasyon ile mücadele etmekten bahsediyor bu sorunu çözeceğini iddia ediyor ama vatandaşın geçim derdini çözeceğinden her nedense hiç bahsetmiyor, böyle bir iddiada hiç bulunmuyor.
Oysa tüm yukarıda anlattıklarım vatandaş açısından asıl büyük sorunun geçim derdi olduğunu, ister çalışıyor isterse de emekli olsun fark etmeksizin vatandaşın gelirinin giderini karşılamadığını, halkın geçinemediğini gösteriyor.
Enflasyonu engellemek uzun bir süreç, oysa gelirleri yeterli seviyeye çıkarmak çok ama çok kolaydır. Sadece bir Erdoğan’ın bir imzasına bakar, çakar imzayı memur ve emekli maaşlarına okkalı bir zam yapar, toplar asgari ücret komisyonunu bir zam da orada yapar ve maaşları bir tür eşel mobil sistemi ile enflasyona göre ayarlar geçim sorununu çözer.