Yazarı için Tanıtım Bültenine ekleyecek pek fazla sözüm yok; ‘Felsefe, şiir, mizah, listeler, sosyoloji, dilbilim... Amerikan edebiyatının sessiz devlerinden biri olarak nitelendirilen ve 2013 yılında Man Booker Ödülü'ne layık görülen Lydia Davis ‘Rahatsızlık Çeşitleri' kitabında edebi çeşitliliği daha önce hiç tanık olmadığınız bir boyuta taşıyor. Beckett ve Proust'tan izler taşısa da, bazıları sadece birkaç cümleden oluşan bu öykülerin bir benzeri yok: Lydia Davis, kendi icadı olan bir edebiyat biçeminin ustası.’ Bence Davis aforizmalardan oluşan kısa öyküler yazarı. gerekiyor." diyen Franz Kafka ve “Mutlu insanın hikayesi olmaz.” özdeyişini yumurtlayan Umberto Eco yolunda ‘rahatsızlık vererek rahatı aramış’. Çok iddialı oldu farkındayım ama açayım hemen. Başkalarına rahatsızlık vermek onların dikkatini çekmenin en iyi yoludur.
Dikkatlerini çektin mi, vermek istediğin mesajları, yaratmak istediğin algıları rahat geçersin. İrite ederek dikkat çekmenin ustasıydı mesela rahmetli Hıncal abi (Uluç). Aka kara demek bu yolun haritasıdır. Gazete ele alındığında ilk ters köşe okunur mesela. Sağ olsun 1947 doğumlu Amerikalı kısa öykü yazarı Linda Davis’de bizim aykırı ses doktorumuz Canan Karatay gibi kısa öykü (aforizmalar)larında misali kendi doğrularını vazgeçilmez, tartışılamaz şeyler olarak dayatıyor.
Onun için ‘The Corrections’ i̇simli çok satan kitabın yazarı Jonathan Franzen ‘Peşin hükümlerimizin ötesindeki tuhaf gerçeğin gözlerinin içine bakmamıza vesile olan sıra dışı bir yetenek…Davis özbilinç konusunda adeta bir sihirbaz. Sayfaya düşen kelimelerin hakkını böylesine veren bir yazar günümüzde az bulunur.’ diyor. Gelin kendi kararımızı vermek için; Davis’in birbirinden güzel gömülü mesajları olan kısa öykülerinden yazıya sığabilecek olanların arasında dolaşalım…
Tropik Fırtına; Bir tropik fırtına gibi, Bende bir gün ‘daha düzenli’ olabilirim belki. Kısa belgesel film için fikir; Farklı yiyecek üreticilerinden temsilciler kendi firmalarının ambalajlarını açmayı denerler. El; Okuduğum bu kitabı tutan elin arkasında atıl ve biraz flu bir el daha görebiliyorum- benim fazladan elim. Vücudunu tanımak; Eğer gözlerin kıpırdarsa, bu düşündüğün ya da düşünmeye başlamak üzere olduğun anlamına gelir. Eğer şu anda düşünmek istemiyorsan gözlerini hareket ettirmemeye çalış. Yalnız; Kimse beni aramıyor. Telesekreteri de kontrol edemiyorum, çünkü zaten hepburadaydım. Eğer dışarı çıkarsam, ben dışardayken biri arayabilir. O zaman geri döndüğümde telesekreteri kontrol edebilirim. Nietzszche; Ah, babacığım! Seninle dalga geçtiğim için özür diliyorum. Artık ben de Nietszche’yi yanlış yazıyorum.
Gölgenin zorluğu; Kaşığın gölgesini yakalamak için uzanır ama gölge bu sefer elinin üzerinde ortaya çıkar. Uykusuzluk; Bedenim ağrıyor demek ki- Bu ağır yatak beni itiyor olmalı. Yasaklı konular; Yakında, hakkında konuşmak isteyebilecekleri neredeyse her konu başka bir tatsız sahne ile özdeşleşecek, hakkında konuşamayacakları bir hale gelecek, böylece zamanla güvenle konuşabilecekleri konular gittikçe azalacak, en sonunda haberlerden ve okudukları şeylerden (ki bunların hepsinden değil) başka konuşacak bir şey kalmayacaktı… Seçmelerin en sonuncusu içinde bulunduğumuz durumu ne kadar doğru yansıtıyor değil mi?