İran’dan gelen ölü, yaralı ve tutuklama sayıları gerçekten de çok korkunç, ekonomik krizi protesto ederek demokratik hak ve özgürlüklerini talep eden halkı molla cuntasının askerleri insanları vahşice katlediyor...

Bir çok tutuklu olduğu, bunların göstermelik ve hızlı bir yargılama sonrasında “Allah’a karşı suç işlemiş” oldukları gerekçesiyle idam edilecekleri de söyleniyor.

Rusya ve Çin gibi diktatörlükler neyse de kendini özgür ve uygar dünya mensubu olarak tanımlayanların bu vahim tabloyu eli kolu bağlı oturup seyretmesi kesinlikle kabul edilemez.

Tamam, hak vermesem de Siyasal İslamcıları bir nebze anlıyorum. Onlar İran’da hüküm süren teokratik diktatörlük çöktüğünde Siyasal İslam’ın da küresel ölçekte büyük bir darbe alacağına inanıyor. Bu kesim ne yazık ki İran’daki kanlı Molla Cuntasının İslam dinine verdiği zararı görmüyor ya da görmek istemiyor

Amma ve Lakin solcuları anlamam mümkün değil!

Başta Avrasyacı taife olmak üzere beyni Amerikan ve Batı düşmanlığı ile yıkanmış, kafaları emperyalizm söylemi ile karıştırılmış sözde sol kesim şaşkın ve utangaç bir suskunluk içinde, far görmüş tavşan gibi tepkisiz duruyor.

Oysa solculuk demek en temelinde arkaik feodal yapılara karşı halkın hak ve özgürlüklerini savunmak demektir! Bizdeki bu solcu taifenin gözü kararmış bir Amerikan nefreti ve sığ bir emperyalizm söylemi ile İran’da Molla Cuntasının katliamlarına sessiz kalması kabul edilebilir bir şey değildir.

Bazıları da “bu İran’ın iç işidir, aman dış güçler müdahale etmesin” söylemi arkasına saklanarak sûret-i haktan görünüp sinsice Molla Cuntasına destek veriyorlar!

Oysa insan hakları ihlali asla bir ülkenin iç işi olarak kabul edilemez, İnsan hakları ihlalleri hele hele Molla Cuntasının yaptığı barbarlıktaki insan hakları ihlalleri bir ülkenin iç işi değil tüm insanlığın işidir, katliam yapanlar da katliama sessiz kalanlar da insanlığa karşı suç işlemektedirler.

Bakın size bir örnek vereceğim: Sırp Diktatörü Miloseviç’in yaptığı katliamı hatırlıyorsunuz değil mi? Eğer NATO müdahale etmeseydi Boşnaklara yapılan mezalim sona erer miydi?

Elbette hayır değil mi?

O halde soruyorum: Hamaney’in de Miloseviç’in akıbetini paylaşacağı bir dış müdahaleye neden karşısınız?

İşlediği suçlardan ötürü Hamaney’in de yakalanıp Lahey’de yargılanması gerekmiyor mu?

Bakınız bir çok insan emperyalizm ve emperyalizmin bir ülkenin iç işlerine müdahalesi konusunda endişeli ve elbette bende bunu anlıyorum ama Balkanlar’a yapılan müdahale benzeri bir müdahaleden endişe duyulmasını anlamam hiçbir şekilde mümkün değil.

Açıkça söylemek gerekirse bir ülkede iktidarı ele geçiren ve büyük insan hakları ihlallerine imza atan bir diktatöre müdahale edilmesine bir ülkenin iç işine dışarıdan müdahale edilmemelidir gerekçesi ile karşı çıkmak dolaylı da olsa diktatöre destek vermek demektir.

Bu davranış bir manada aile içinde bir şiddet ve ensest tecavüz vakası yaşanırken “bu ailenin iç işidir, kimse karışmasın” demeye benzemez mi, böyle bir şey denebilir mi?

Diğer yandan konuyu rasyonel bir şekilde değerlendirirsek silahsız sivil halkın bir diktatörün ağır silahlı güçlerine karşı özgürlüklerini savunabilmesi nasıl mümkün olabilir ki?

Amerika ve İngiltere olmasaydı Almanlar Hitler’i, İtalyanlar Mussolini’yi devirebilir ve Japonlar Hideki Tojo’dan kurtulabilir miydi?

Amerika ve İngiltere gibi ülkeler olmasaydı Fransa’yı Faşist Diktatör Hitlerin elinden kim kurtarabilirdi?

Amerika, İngiltere, İsrail ve Türkiye olmasaydı Suriye’de diktatör Esad devrilebilir miydi?

Saddam ve Kaddafi nasıl devrildi?

Stalin onca zulmüne rağmen niye devrilemedi?

Sonuç olarak tarihe baktığımızda diktatörlerin ancak silahlı bir güç ile devrilebildiğini görüyoruz, sivil halkın böyle bir gücü olmadığına göre bir diktatörün devrilebilmesi için geriye iki olasılık kalıyor ya ülke içindeki silahlı güçleri kontrol eden başka bir diktatör adayı harekete geçip eski diktatörü devirip yeni diktatör olacak ve işler eski tas eski hamam devam edecek değişen sadece tellak olacak ya da insan hak ve özgürlüklerini savunan bir dış güç devreye girecek başka bir seçenek gören bilen varsa söylesin...