Modern insan, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar “uyarana” maruz kalıyor. Bildirim sesleri, trafik gürültüsü, bitmek bilmeyen başarı hırsları ve dijital dünyanın o yorucu ışıltısı arasında ruhumuzun nefes alacağı pencereleri birer birer kapatıyoruz. İşte tam bu noktada, Gül Güleryüz’ün “Huzurda” kitabı, sadece bir metin olarak değil, bir “hâl daveti” olarak karşımıza çıkıyor. Kitabı elinize aldığınızda hissettiğiniz o ilk dinginlik, sayfalar ilerledikçe yazarın samimiyetiyle birleşerek bir iç dökümüne dönüşüyor.


Durmanın Metafiziği


Güleryüz, kitabın temelini “durmak” eylemi üzerine inşa etmiş. Ancak bu duruş, bir atalet veya vazgeçiş değil; aksine, daha güçlü adımlar atabilmek için merkeze dönüş yolculuğudur. Yazarın satır aralarında dolaşırken, insanın kendi içindeki o kadim boşluğu eşyayla, makamla ya da kalabalıkla doldurma çabasının beyhudeliğini iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Kitap bize şunu fısıldıyor: Huzur, dışarıdaki fırtınanın dinmesi değil, fırtınanın ortasında kalbin sakin kalabilme becerisidir.


Tasavvufun Modern Tınısı


“Huzurda”, tasavvufu tozlu raflardan veya sadece teorik tartışmalardan çıkarıp bugünün insanının kalbine dokunacak bir üslupla sunuyor. Güleryüz, klasik tasavvufi kavramları (tevekkül, rıza, sabır) anlatırken, bu kavramların günümüzün plaza hayatında, mutfağında veya sosyal medyasında nasıl bir karşılık bulabileceğini gösteriyor. Yazarın dili, sanki eski bir dostla akşamüstü içilen bir çayın sıcaklığına sahip. Zorlamıyor, dikte etmiyor; sadece hatırlatıyor. Bize, “unuttuğumuz o asıl evi” hatırlatıyor.


Bir Ayna Olarak Metin


Eserin en çarpıcı yönlerinden biri, okuru pasif bir alıcı konumundan çıkarıp aktif bir yolcuya dönüştürmesi. Deneme tadındaki bölümler bittiğinde, kendinizi yazarın sorduğu soruları kendi hayatınıza sorarken buluyorsunuz: “Gerçekten burada mıyım, yoksa sadece bedenim mi burada?” veya “Hangi yükleri taşımaktan yoruldum?” gibi sorular, kitabın bitiminden çok sonra bile zihninizde yankılanmaya devam ediyor.


Gül Güleryüz’ün kelimeleri, kelimenin tam anlamıyla bir “şifa” niyetine yazılmış. Kitap boyunca serpiştirilen hikâyeler ve aforizmalar, parçalanmış dikkatimizi toparlayıp bizi “şimdi”nin içine, yani o mukaddes huzur anına davet ediyor.


Kalbe Bir Geri Dönüş Bileti


“Huzurda”, edebiyatın sadece estetik bir kaygı olmadığını, aynı zamanda insanın kendini inşa etme sürecinde bir tuğla olabileceğini kanıtlıyor. Eğer siz de her gün biraz daha kendinizden uzaklaştığınızı hissediyorsanız, bu kitap size geri dönüş yolunu hatırlatacak bir pusula olabilir.


Güleryüz’ün kaleminden çıkan bu eser, bir iddia peşinde koşmuyor; sadece var olmanın, teslim olmanın ve nihayetinde “Huzurda” durmanın o eşsiz hafifliğini vaat ediyor. Modernitenin bizden çaldığı o çocuksu hayreti ve sükûneti geri isteyen her okur için bu kitap, başucunda durmayı fazlasıyla hak ediyor.