Dervişoğlu, “Türkiye’de sosyal güvenlik sisteminin alarm verdiğini ve emeklinin ödediği primin karşılığını alamadığını” söyledi. Dervişoğlu, “Bayramda emekliye bayram ikramiyesi mi? Bayram sadakası mı?” diye konuştu. Ama mesele ikramiyenin, maaşın artış oranı değil, alım gücünün. Emekliye verilen desteğin ekonomik gerçekliğe göre belirlenmesi gerektiğini söyleyen Dervişoğlu şunları söyledi:
“Türkiye’nin sosyal güvenlik sistemi, emeklinin ödediği primin karşılığını vermiyor. Çalışan içinse ne emekli olmak mümkün, ne de emekli olup geçinmek. Bugün emeklimiz, ‘bu kadar zam’ diye inliyorsa, bayram ikramiyesine bel bağladıysa, bunun gerçek sebebi nedir?
‘Emekli bayram ikramiyesi’ 2018 yılında ilk defa verilmeye başlandığında, asgari ücretin yüzde 62’sine denk geliyordu. Bugün ise aynı ikramiye, asgari ücretin yalnızca yüzde 13’üne tekabül ediyor. Rakam ortada, yorum size ait. 2018’de 1.000 TL olan ikramiye yaklaşık 250 dolara karşılık geliyordu. Bugün o karşılık, 11 bin lira. Asgari ücrete orandan gidersek, bugün o karşılık 17 bin lira. Ama bugün konuştuğumuz rakam 3.000 TL. 2026’da 5.000 TL olursa dahi tablo değişmeyecek.

Soruyorum: Bu bir bayram ikramiyesi mi? Yoksa emeklilere verilen sadaka mı? Bir zamanlar asgari ücretin yüzde 62’sine denk gelen ödeme, bugün yüzde 13’e düşmüşse, burada artıştan değil, erozyondan söz edilir. Bayram çocuğuna harçlık vermiyorsunuz; yaşını başını almış, ömrünü bu ülkeye heba etmiş vatandaşa hak ettiği ikramiyeyi veriyorsunuz, ikramiyeyi! Kendinizi de, bizi de bir kere olsun şaşırtın da, bir işi de doğru dürüst yapın; insan için yapın!
Kaynak mı yok? Kaynak mı arıyorsunuz? Vergiler bir kaynaktır. Ama vergileri kullanmanın tek yolu, onları kepçeyle toplayıp, seçim zamanı cülus gibi, lütuf gibi, rüşvet gibi çay kaşığıyla dağıtmak değildir. Vergi indirimiyle de kaynak yaratılır!”
“TERÖRİSTLERE UMUT HAKKI VERMEK”
Teröristlere umut hakkı vermenin ve ona kılıf uydurmanın peşinde koştukları için de olduklarını söyleyen Dervişoğlu, “Bu hadiselerin onlar için bir önemi yoktur. Konu insan hayatı ise gözler kör, kulaklar sağırdır. Çünkü hepsi hür fertlerden nefret etmektedir. Onlara maşa, maraba ve köle gerekir.
Güya Kürtlerin temsilcisi olduğunu iddia edenler de diyor ki, raporda ‘Kürt meselesini terör parantezine almayın.’ - Yahu memleketin tüm dertlerini İmralı’daki katilin özgürlüğüne indiren sizsiniz. Kürtleri bu parantezin dışında tutun diye iki senedir anlatıyoruz. Ama siz, Kürtleri Öcalan’a ve PKK’ya sabitlemek için elinizden geleni ardınıza koymuyorsunuz. Bu işin nereye varacağını bile bile yapıyorsunuz.
Kürtlere en büyük kötülüğü siz yapıyorsunuz, tüm milletin tamamını da bu büyük tuzağa çekiyorsunuz. Çünkü siz, vatandaşların refaha ve bireysel haklarına kavuşmasını değil, bayiliğini yaptığınız İmralı’daki müebbetlik çakma mandıra filozofunun peşinde, kendinize imtiyaz yaratma derdindesiniz. Sanki bunu bilmiyor muyuz?
Irak’ın kuzeyindeki aşiret devletinden bir tane de Türkiye’de istediğinizi biz bilmiyor muyuz sanıyorsunuz? Siz Cumhuriyete de bu yüzden düşman değil misiniz? İktidarın da bu sebeple fikir ve gönül ortağı değil misiniz? Entegrasyonmuş, eşit yurttaşlıkmış, barışmış…”
“KİMİNLE BARIŞTIRMAK İSTİYORSUN?”
Eşit ve onurlu Türk vatandaşı Kürtler, bu ülkede Afgan göçmeni mi ki sen onu entegre edeceksin? 40 sene, 50 bin insan terörden hayatını yitirmiş, millet ise birbirine her zaman kenetlenmiş, kimse teröristle kardeşini karıştırmamış. Sen şimdi kimle kimi barıştırıyorsun?
Önce bir söyle bakalım, sen Türkiye’yle barışık mısın? Sen Türk Milletiyle barışık mısın? Sen bu ülkeyi kuran mücadeleyle, onu kuran anlaşmayla, Lozan’la, onu kuran önderle, Mustafa Kemal Atatürk’le barışık mısın? Evvela bunların cevabını ver!”





