ÇEVRE EĞİTİMİ; NİTELİĞİ VE İÇERİĞİ
“Çevre Eğitimi” , değişik gruplar tarafından farklı amaçlar için,farklı şekillerde yorumlandığından bir tanıma gereksinim göstermektedir.
Çevre eğitiminde yüzlerce yıldır sistemli bir yaklaşım görülmemiş ve genel eğitimde bir sistem yaklaşımına doğru bir eylem yapılmamıştır.
Çevre’yi, toplumun yaş ve eğitim düzeyine bakılmaksızın tüm fertlerine öğretmek gerekmektedir.
Çevre eğitiminde bir sistem yaklaşımı aşağıdaki bileşenleri içermelidir:
Çevre eğitimi kapsamlı olmalıdır.
Global yapının, doğa ve yaşamın parçaları ve elemanları arasındaki ilişki ve etkileşimleri içermelidir.
Bu etkileşimlerin sonuçlarından sorunlar tespit edilmeye çalışılmalıdır.
Günümüz eğitimi, hemen hemen Ortaçağ’dan beri, sistemin bozukluk ve zayıflıklarını öğretme ve öğrenme açısından yeterli bir seviyeye erişememiştir.
Bütün eğitimci ve plancılar, çevre eğitiminin tanımı üzerinde tam bir anlaşma sağlayamamışlardır.
ÇEVRE EĞİTİMİ:
“Çevre Eğitimi” , insanın çevresi ile ilişkilerini öğretmede yeni bir yaklaşımdır. İnsanın çevresini nasıl etkilediği ve çevresinin onu nasıl etkilediği eğitimin başlıca konusudur.
İnsan yapısı ve doğal çevre ile ilgilenen entegre bir yaklaşımdır.
Okul ve çevresindeki toplumu bir eğitim laboratuarı olarak görerek, insan yapısı, doğal ve fiziki kaynakları deney-kökenli bir öğrenme süreci ile öğretir.
Dünyadaki bütün sosyal, bilimsel, kültürel, ekonomik vb. konularda disiplinler arası bir yaklaşım sergiler.
Bir kent toplumunda yaşamayı ve toplum gelişmesinde hayatı köken olarak alır.
Kendine güvenen, sorumluluk ve çevre bilinci olan, motive edilmiş bireyler geliştirmeyi amaçlar.
Yaşam kalitesini arttıracak, onu koruyacak ve geliştirecek akılcı bir yaklaşım getirir.
Çevre Eğitimi, muhafazakarlık değildir. Bir doğa eğitimi olarak (çevre eğitim programlarında bulunmasına rağmen) görülmemelidir.
Çevre eğitimi, aşırı derecede yüklü olan eğitim programlarına eklenen, aşırı para ve kaynak gerektiren sıkıcı bir yeni eğitim programı değildir.
ÇEVRE EĞİTİMİNİN TARİHSEL KÖKENLERİ
Çevre konusunda eğitimin tarihçesine bakıldığında, “özgün” bir eğitim bulmak çok güçtür.
Antik Yunan Filozofları, ilk çevre eğiticiler olarak görülebilir. İnsan gelişiminin çeşitli çağlarında ÇEVRE yorumlanmış ve çevreyle ilgilenilmiştir.
ATİNA OKULU (YA DA İTALYANCA SCUOLA Dİ ATENE), İTALYAN RESSAM RAFFAELLO SANZİO TARAFINDAN 1509-1511 YILLARI ARASINDA YAPILMIŞ FRESK. ATİNA OKULUNDA ANA KONU FELSEFE VE ASTROLOJİYİ İLAHİYAT İLE BAĞDAŞMAKTIR.

İnsan-Çevre ilişkileri, bilim, teknoloji ve gelişmişlik derecesi ile yakından ilgilidir.
Toplumun çevre’yi anlaması, coğrafi ve toplumsal farklılıklar taşır ve aynı zaman diliminde her bir bölgesel yapı karakteristiğine bağımlı olarak farklılıklar göstermiştir.
Bugünün ferdiyetçi, entelektüel eğitimi, teknoloji olarak gelişkin bir çevrede yaşamasına rağmen, skolastik ve ansiklopedi kökenli modası geçmiş bir eğitim görünümündedir.
İlkel komünal toplumlarda, “güneş, toprak, su” gibi çevre olaylarını açıklamakta kullanılan temel kaynaklar, ortaçağda yerini “Tanrı” kavramına bırakmıştır.
Çevre olgusunu kavrama ve yorumlamadaki bir ilginç nokta da, “Fizik ve Metafizik” kavramlar arasında bin yıllardır süregelen mücadeledir.
Tarih boyunca bu olgu “Bilim” ve “Din” kavramlarında yer almıştır.
Bilimsel gelişmeye paralel olarak, felsefe ve teolojik yaklaşımlarda çevreyi rasyonel anlamda yorumlamaya doğru bir gidiş hızlanmış ve din bu konudaki etkisini kaybetmeye başlamıştır.
Bu, Galile’nin hayatına mal olan, ancak çağdaş topluma yönelen düşüncenin evrimidir.
Bu çağlardaki çevre yaklaşımlarının, çevre anlayışının başarısızlığı çevreye parçacı yaklaşılması, bütüncül bir çevre anlayışının geliştirilmemesidir.
Çevre jeoloji, biyoloji, sosyoloji ve pek çok diğer “loji”lerle incelenmiştir.
“Bu dünya bize atalarımızdan miras kalmadı, biz onu çocuklarımızdan ödünç aldık” Bir Afrika Atasözü
BİYOPOLİTİK/EKONOMİ İLİŞKİLERİNİN ÇAĞDAŞ EĞİTİM YAPISINDA YER ALMASINA İLİŞKİN BAZI GÖRÜŞ VE ÖNERİLER
“Neler yapalım ki, hem sanayileşmenin bütün nimetlerinden yararlanalım, hem de doğa üstündeki tahribatımızı asgariye indirgeyelim? Daha somut söylersek, nasıl bir sosyopolitik düzenlemeler sistemi gerçekleştirelim ki, 8 milyon nüfuslu İstanbul şehrinde 5 milyon otomobil olsun, günde kişi başına 500 kilo çöp atılsın, ama gene de Boğaz pırıl pırıl olsun, teneffüs ettiğimiz havada kirlenme olmasın, plajlarımızda mazot artıkları bulunmasın... Görevimiz gelişmenin sürdürülmesi, bu gelişmenin getirdiği nimetlerden yararlanmamızı sınırlayan kötülüklerin ise engellenmesidir: gelişmeyi engellemek değildir.”
Eğitim ve araştırmayı birbirinden ayırmak çok zordur. Geri kalmış ülkeler her alandaki eğitimin yetersizliği, gayri safi milli hasılanın düşüklüğü ve dağılışındaki aşırı dengesizlik ve benzeri nedenlerle, çevre sorunları eğitimine ve araştırmasına gereken önemi verememektedir.
İleri ülkelerin aklın yoluna erken girmeleri, rönesans ve reformu başarmış olmaları, onlara yalnız çevre sorunlarını çözmekte değil, her alanda karşılaştıkları bunalımlara çözüm yolu bulma kapılarını açmaktadır.
Çevre sorunları eğitiminin her yerde aralıksız yapılması gerekir. Örgün eğitim kurumları, adını koymadan, parça parça bunu yapmaktadırlar. Ancak, daha düzenli biçimde yapılmasına yönelmek, bunun bilincine ermek zaman, enerji ve malzeme israfını önleme bakımından gereklidir.
İLKOKUL ÖNCESİ EĞİTİM
Çağdaş eğitim, doğumdan ölüme kadar insan yaşamının her aşamasına hitap etmektedir.
Pek çok ülkede okul öncesi, 6 yaştan daha küçüklerin eğitimi yerleşmiş bulunmaktadır.
Doğa sevgisi ve bilincinin ilk olarak verilmesi gerekli eğitim düzeyi çok küçük yaşlardan itibaren başlaması gerekmektedir.
Biyopolitik kavramları, insan-çevre ilişkileri, ekonomik tüketim kalıpları bu yaşlarda verilmeye başlanmalıdır.
Psikanalistler, psikologlar ve biyolojistler ve sosyologların katkıları ile bu tür bir eğitimin niteliği ve programı belirlenebilir.

Öğrenciler ‘Sıfır Atık Projesi’ için yarışacak (https://www.hurriyet.com.tr/egitim/ogrenciler-sifir-atik-projesi-icin-yarisacak-41170305)
İLKOKUL ÇAĞI EĞİTİM
İLKOKUL ÇAĞI (6-13 YAŞ) ÇOCUĞUNUN, Biyopolitik ve ekonomik ilişkiler ile ilgili bilgilenme ve bilinçlenmesi, alınan bazı derslerin kapsam ve içeriğinde yapılacak bazı düzenlemelerle mümkün olabilecektir.
Tarih, edebiyat, coğrafya, sosyal bilgiler, yurttaşlık bilgisi, müzik ve temel bilimler (matematik, geometri, fizik, kimya, biyoloji) konuları içine doğal çevre hayatın temelleri, insan yapısı çevre ve doğa etkileşimi, çevre kirliliği kavram ve açılımları konmalıdır.
Özellikle, doğal kaynak kullanımı üretim ve tüketim sonucu oluşan çevre sorunları, atık maddeler ve geri kazanılması vb. konularına ağırlık verilmelidir.
Çocukluğun ilk yıllarından başlayarak, insanın dünya üzerindeki biyolojik hayatın bir parçası olduğunu ve biyolojik hayata karşı hassas, duygusal ve akılcı bir yaklaşımla gidilmesi gerektiğini öğretmek ileriki yıllardaki eğitimi kolaylaştıracaktır.

(Kaynak : http://ecjchickagie.blogspot.com/2014/09/how-do-we-take-care-of-our-environment.html)
İlk Eğitimin Amaçları:
Öğrencilere, kendi biyoçevrelerini tanıtmak ve çevremizde yaşayan canlılar ile bağlantı kurmalarını ve bilinçlenmelerini sağlamak
Öğrencilere büyüme sürecini öğreterek sevgi, şefkat ve hayatın korunmasına ilişkin duygularını geliştirmek
Öğrencilere ekosistem içindeki canlıların birbirleri ile olan ilişkileri ile ekonomik yapının bu ilişkiler üzerindeki etkilerini öğretmek
Öğrencilere hayatın (Bios) karşı karşıya olduğu tehlikeleri ve ekonomik üretim ve kaynak kullanımının yarattığı sonuçları gösterek, ahlaki değer yargıları oluşturmak


Çevremizi Koruyalım (Caring for Our Environment)
(https://www.bookdepository.com/Caring-for-Our-Environment-Claire-Llewellyn/9781445109510)
Eğitimin Metodları:
Biyopolitik ve ekonomi ilişkilerini ilkokul çağı çocuklarına öğretirken, onları doğaya ve onun ritmine karşı hassas yetişmelerini sağlamak amacıyla, beş duyuyu harekete geçirecek eğitim metodlarının uygulanması gereklidir. İşitme, koklama, duyma, dokunma ve görme duyuları eğitimde çok yönlü olarak kullanılabilir.
- Etkileyici anlatım ve açıklamalar,
- Kişisel araştırma metodları,
- Karar verme ve değer geliştirme maharetlerini geliştirici çalışmalar kullanılmalıdır.
Eğitim Prensipleri:
Ekonomik ve Biyopolitik yapı ve fonksiyonların esasları,
Ekosistem ve ekonomi ilişkileri,
İnsanoğlunun yırtıcı, avcı, ortak yaşayan, parazit ve yarışmacı niteliklerinin açıklanması,
Doğadaki tüm türlerin eylemleri ile insanın eylemleri, özellikle üretim ve tüketimin ekonomik boyutlarının açıklanması,
Evrimin anlamı, doğal seleksiyon ve türlerin oluşumu, DNA ve genlerin niteliklerinin anlatılarak, türlerin yokedilmesinin ekonomik olarak ölçümlenemeyecek bir kayıp olduğunun anlatılması,
Nüfus artışı ve nüfus kontrolü kavramları, ekonomi-nüfus ilişkileri, kalkınma ve refah artışı ile nüfus ilişkileri,
Fotosentez prensiplerinin anlatılması, ekonomik olarak tarım ürünlerinin önemi, gübre ve ilaçlarla çevre kirlenmesinin anlatılması.
Kirlenmenin kontrolü ve doğal çevre korumasının nitelikleri,



Öğretmenler, bu seviyede öğrencileri, ahlaki, etnik, din, politika, ekonomi ve diğer dallarda sorular sormaya cesaretlendirmelidirler. (Proposal for Bio-Syllabus)
Günümüzde eğitim sadece okulların ürünü değildir. Sosyologlar “koşut okul”un önemini vurgulamaktadırlar.
Çoğu kez dünyadan hayli soyutlanmış bir yer tutan okulun dışında, çocuk, yaşadığı ortamdan her zaman zenginleştirici olmasa da yığınla uyarı almaktadır
İnternet, basın, radyo, televizyon (mass media) , her günkü deneyimler ve ortam onu belli bir biçimde eğitmektedir.
Amaç, dengeli bir kişiliği geliştirmek, doğuştan gelen yetenekleri geliştirilmiş, biyopolitik ve ekonomi ile ilişkili bilgilerle zenginleştirilmiş, yeni yetenekler kazanmış, karşılaştığı yeni durumlarda uyum sağlayabilen, kendini geliştirmesini ve düzeltmesini bilen, çevre bilinci gelişkin bir kişi yetiştirmektir.
Ulusal kültürlerin zenginlik ve değerini yadsımadan, evrensel kültür değerleriyle donanmak, insanı, dünyadaki yeri konusunda bilinçlendirmek, geçmişe neler borçlu olduğunu ve geleceğin nasıl olacağı konusunda bilinçli kılmak gereklidir.

ORTA EĞİTİM
Orta eğitim çağı insan kişiliğinin şekillenmeye başladığı, çocuklukla ergenlik arasında çok önemli yılları içeren bir dönemdir.
Bu çağda, çocuğun genel kültürüne biyopolitik ve ekonomi konularında katkıda bulunacak, yeteneklerini düşünme yetisiyle geliştirecek, doğaya ve hayatın kendisine karşı manevi ve sosyal sorumluluk duygusunu geliştirme ve toplumun yararlı bir üyesi olma olanağını sağlayacak bir eğitim verilmelidir.
Eğitimin bu dönemde, toplumda önemli bir mevki edinmek, kültürü koruyup sürdürmek, adalete, erdeme, güzel bir yaşama kavuşmak, kamu yaşamını ve devletin modernleştirilmesi için dürüst insanlar yetiştirmek gibi amaçları vardır.
Bu amaçları yanısıra, gelecek üçüncü bin yılda her türlü bilim (loji) dalında geniş bir yer alacağı öngörülen “Çevre” konularına yer veren, ağırlıklı inceleme konumuz olan Ekonomi/Çevre ilişkilerini içeren yaklaşımlar eğitim programında yer almalıdır.
Edebiyat, dilbilgisi, biyoloji, fizik, kimya, matematik, jeoloji, astronomi vb. dallara da biyopoiltik/ekonomi kavramları eklenmelidir.
Hümanistik yada sosyal bilimler kökenli dersler de (tarih, coğrafya, sosyal bilimler, müzik) öğrencinin çevre konularına hassasiyetini ve ilgisini geliştirmelidir.
Ekosistemin, fiziksel, biyolojik ve kimyasal genel kanunlarla yönetildiği,
İnsanın ise, değerler ve normlarla yönetildiği,
Ekonomik düzenin kuralları, emek, üretim, tüketim, çevre, doğal kaynak kullanımı ve türlerin yokolması, toprak, su, hava kirlenmesi nedenleriyle ve ilişkileriyle öğretilmelidir.
Orta Eğitim Amaçları:
Yaşam (bios) ‘ın araştırılması ve incelenmesi konularında ilk eğitimde edinilmiş yeteneklerin geliştirilmesi,
Biyo-çevre ve insan arasındaki ilişkilerin açıklanması,
Çevre ve ekonomi ilişkileri ile ilgili sorunların anlatılması,
Biyo-çevre prensiplerini yada düzenini keşfetme yolları,
Yaşam ve doğal çevreyi etkileyen nedenleri (ekonomik ağırlıklı olarak) tanımlama ve analiz etme, görme ve düşünme yolları,
Yaşam içinde çeşitlilik ve harmoni bulunmakta olduğunu, biyolojik formların korunması gerektiği, insan hayatının bu dinamik denge sayesinde devam edebildiğinin öğretilmesi,
İnsan eylem ve davranışları, ekonomik üretim, tüketim ve faaliyetlerinin onun kültür ve değerlerine göre değiştiğini, ancak sonuçta çevre sorunlarının bu eylemlere bağlı olarak oluştuğunun gösterilmesi.

Eğitim Yöntemleri :
Orta eğitim programlarının çevre kaygısı ve bilinci verecek şekilde, biyopolitik ve ekonomi ilişkilerini öğretecek tarzda düzenlenmesi ve aşağıdaki yöntemlerle eğitim ve öğretimin sürdürülmesi öngörülmüştür.
Saha Çalışmaları: Üretim yapılan ve atık madde açığa çıkaran bazı fabrikaların, arıtma tesislerinin, çöp fabrikaları ile kanalizasyon arıtma tesislerinin gezilmesi, burada yetkililerle görüşme ve mülakatlar, çeşitli sosyal anket uygulamaları ile çevre sorunları hakkında yöre halkının görüş ve önerilerinin öğrenilmesi vb. saha çalışmaları uygulanabilir.
İnternet, televizyon, video, slide vb. görsel materyal ile eğitimin desteklenmesi, her bir orta öğretim kurumunda bir arşiv oluşturularak, çevre ile ilgili kaynakların (kitap, magazin, dergi vb.) sistematik toplanması ve derslerde gerekli olanların kullanılması.
Laboratuar Deneyleri: Halen mevcut eğitim sisteminde var olan, biyoloji, kimya, fizik deney laboratuarlarının, yaşam ve biyoloji ile ilgili çeşitli eğitici deney ve araştırma konularına adaptasyonun sağlanması, kirlenme ile ilgili analizlerin yapılması ve öğretilmesi.
Örgütlenmiş tartışma ve konuşmalar: Seminer, tartışma, panel, konferans vb. gibi konu ile ilgili örgütlenmiş tartışma ve konuşmalara öğrencinin katılımını sağlamak.
Eğitim Kapsamı:
Hayatın kimyasal temeli ve organik canlılar üzerinde ekonomik faaliyetlerin etkileri, su, hava, toprak kirlenmesinin nedenleri, aşırı üretim ve tüketimin türlerin yokolmasındaki etkisi.
Hücre yapısı ve fonksiyonları, kalıtım ve genetik gibi biyoloji konularının anlatılması,
Virüsler ve hastalıklarda oynadığı rol, nüfus artışının çevre sağlığı üzerindeki etkileri, sağlıklı bir çevrenin ekonomik maliyeti
Evrim süreci: Biyolojik evrim ile insanın sosyal ve ekonomik evrim süreçlerinin karşılaştırmalı olarak anlatımı,
İnsanın biyolojik yapısı, Omurgalı ve Omurgasız Hayvan Türleri, Sürüngenler, Bitkiler ve aralarındaki doğal ilişki,
Ekosistemdeki biyotik ve abiyotik faktörler, madenler, su, hava ve toprağın kullanımı, ekonomik olarak kar ve fayda kavramları açısından incelenmesi.
Ekonominin temel ilkeleri, çevre-ekonomi-biyopolitik ilişkilerinin işlenmesi. (Proposal for Bio-Syllabus)
Dördüncü yazımızda çevre eğitimi, Biyopolitik/ekonomi ilişkilerinin üniversite eğitiminde yer almasına ilişkin önerileri ele alacağız.
KAYNAKLAR
AKAT, A.S. , “İktisatçılar ve Çevre” , ŞEHİR Dergisi, Çevre Özel Sayısı, Sayı:11, 1988.
ARVANITIS, A.V. , “Biopolitics-Dimensions of Biology” , I. Int. Conf. on BİOPOLİTİCS The Bio-Environment, May 6-10-1987, Pub.B.I.O. , 1988, Athens, Greece.
BAHRO, R. , “Nasıl Sosyalizm? , Hangi Yeşil? , Ne İçin Sanayi? , Der. , Tanıl Bora, Ayrıntı yay. 1989.
DUMONT, R. , “Uçurumun Kıyısındaki Dünyamız” , Çev. Semih Tiryakioğlu, Varlık Yay. Nisan, 1976.
GÜREL, S. , “Systems Approach to Environmental Education” June, 1973.
KELEŞ, R. , “Kentleşme ve Konut Politikası” , A.Ü.SBF Yay. No:540, Ank.1984.
LEONTIEV, L. , “Marksist Ekonomi Politiğin İlkeleri, Çev. Kenan Somer, Sol yay.1976, Ank.
PORITT, J. , “Yeşil Politika” , Çev. Alev Türker, Ayrıntı Yay. İnceleme Dizisi, 1988.
Proposal for a Bio-syllabus.
SIMONIS, U.E. , “Ecology and Economic Policy”,
Int. Conf. on BIOPOLITICS The Bio-Environment, May 6-10-1987, Pub.B.I.O. , 1988, Athens, Greece.
TANİLLİ, S. , “Nasıl Bir Eğitim İstiyoruz” , 1988, Amaç Yay.
YAVUZ, F. , “Çevre Sorunları” , A.Ü.SBF Yay. No:385, 1975
KAYNAK : Tunçer, M., 2019, “DOĞAL ÇEVRE YOKOLURKEN” kitabından
256 Sayfa, Alter Yayıncılık, Baskı adedi : 1000, Basım Tarihi: Ekim 2019
https://www.kitapyurdu.com/kitap/dogal-cevre-yok-olurken/518959.html