“Gökyüzü nasıl alınır ya da satılır? Biz havanın temizliğinin ve suyun pırıltısının sahibi değiliz.
Bunları bizden nasıl satın alacaksınız? Anılarımız ve tecrübelerimizle dünyanın her köşesi halkım için kutsal ve yücedir.
Beyaz adamın bizim adetlerimizi anlamadığını biliyoruz. O, gece gelip, topraktan ihtiyacı olan şeyleri alan bir yabancıdır. Dünya onun dostu değil, düşmanıdır ve dünyayı ele geçirdikçe ilerler. Dünyayı çocuklarından çalar. İştahı, dünyayı hırsla yutar ve geriye bir çöl bırakır. Bütün hayvanlar yok olduğunda, ruhumuzun büyük yalnızlığı nedeniyle öleceğiz, hayvanlara ne olursa bizim başımıza da o gelecektir. Her şey birbirine bağlıdır.
Dünyanın başına ne gelirse, aynısı dünyanın çocuklarının başına da o gelir.”
SAVAŞLAR, SİLAHLANMA, AÇLIK, KÜRESEL ISINMA, ÇEVRE KİRLİLİKLERİ VE SONUNDA ORTAYA ÇIKAN VE İNSANOĞLUNUN GELECEĞİNİ TEHDİT EDEN CRONAVİRÜS NEDENİ İLE DÜNYA YENİ ARAYIŞLAR İÇİNDE. ÖZELLİKLE ÇEVRE-İNSAN İLİŞKİLERİNİN ARTIK KESİNLİKLE YENİDEN ELE ALINMASI GEREKLİ.
2019 YILI SONLARINDA YAYINLANAN “DOĞAL ÇEVRE YOK OLURKEN” KİTABIMDA YER ALAN BİR YAZI DİZİSİNİ PAYLAŞIYORUM.
EKONOMİ POLİTİK VE BİYOPOLİTİK
Ekonomi politik, toplum bilimleri arasında yer almaktadır. Toplumsal yaşam, karmaşık ve çok yönlüdür. Politikayı, ekonomiyi, kültürü, sanatı ve ideolojiyi kapsar. Toplumsal
yaşamın çeşitli yönleri, çeşitli bilimler tarafından irdelenir. Ekonomi politik, toplumun ekonomik yaşamını, maddi üretim alanını inceler.
Üretimin, teknik ve toplumsal olmak üzere iki yönü vardır. Teknik açıdan, üretim, teknik ve doğal bilimler tarafından irdelenir.
Bu bilimlerden farklı olarak, ekonomi politik, üretimin toplumsal yapısı üzerine eğilir. “Ekonomi Politik” terimi, Yunanca “oykonomia” , yönetim bilimi ve “politikos” , devlet yönetimi terimlerinden gelir.
Biyopolitik, ekonomi politiğin aksine toplum yaşamını, üretimi değil, teknolojik devrim ve sosyal gelişme sonucunda doğa ve yaşamın kendisinde oluşan değişiklikleri, bozulmaları ve kirlenmeleri inceleyerek, her bir bilim dalında oluşan yeni gelişmeleri inceler.
Bilim ve teknoloji, diplomasi, uluslararası işbirliği, sağlık, spor, enerji, ekonomi, iletişim araçları, teoloji, felsefe, hukuk, edebiyat, tarih, mitoloji, sanatlar, şehir planlaması ve mimarlık gibi insan ürünü bilim ve sanat dallarının herbirine “çevre” boyutunun dahil edilmesi, çevre, doğa ve insan etkileşiminin incelenmesi ve bu ilişkilerin sağlıklı ve akılcı bir boyutta yeniden düzenlenmesini amaçlar. (Bkz. https://biopolitics.gr/)
“Biopolitics” kelimesi, biyoloji sevgisi ve “bios” (yaşam)’ın bütün insanlığı birbirine bağlayan bir bağlantı olduğu inancından yaratılmıştır.
Hızlanan ekonomik gelişme ve teknolojik yenilikler, doğal kaynakların daha hızlı tükenmesi ve çevrenin hızla kirlenmesine yol açmaktadır.
“Bios” (yaşam) hayatın anlamını daha iyi kavramamıza yaramaktadır.
Biyolojinin boyutları, yeni bir perspektife ulaşmaktadır ki buna “Biyopolitik” denmektedir.
Yaşam dünyadaki en önemli yaradılıştır. Bunu tehlikeye atacak davranışlar, günümüzde global (küresel) bir tehdit yaratmış bulunmaktadır. (Proposal for a Bio-Syllabus)
ÜRETİM, ÜRETİM ÖĞELERİ, EMEK VE ÜRETİM İLİŞKİLERİ
Gıda, giysi, konut ve öbür mallar yaşam için zorunlu şeylerdir. Ama bütün bu maddi mallar insan emeğinin ürünüdür. Üretim, insanların, maddi mallar üretimini gözeten tüm çalışma etkinliğini kapsar.
Üretim, tüm toplumun varlık koşuludur. Bilim, sanat ya da siyasetle uğraşmadan önce, insanlar ilkel yaşamsal gereksinimlerini karşılayabilmelidir.
Marksizm, tüm toplumsal yaşamın, zorunlu maddi malların üretimine Görsel ve metin için bkz: http://matteopasquinelli.com/what-an-apparauts-is-not-delft/ dayandığını göstermiştir.
Tarihsel evrim boyunca, toplumsal yapılar, ekonomik ve siyasal koşullar değişirler ama üretim, her zaman tüm toplum varlığının olmazsa olmaz koşulu olarak kalır.
En eski çağdan günümüze kadar, üretim koşulları, büyük değişiklikler geçirmiştir.
Tarih öncesi insanı, sadece taş ya da sopa gibi ilkel aletlere sahip bulunuyordu. Beslenmek için yemiş toplama, topraktan kök çıkarma işlerinde bu aletleri kullanıyordu. Çağımızda, dev gibi fabrikalar, binlerce ve binlerce çeşitli maddeler üretirler.
Bilim, toplum gelişmesinin tüm aşamalarında, üretimin insan emeği (çalışması) , çalışma konusu (nesnesi) ve çalışma aracından oluşan üç temel öğe kapsadığını saptamıştır. Emeğin üzerine uygulandığı her şey, çalışma konusudur. İnsanın çalışma konuları üzerinde kendisi aracılığıyla etkili olduğu her şey, çalışma aracıdır.
Yaşam için zorunlu olan her şey, doğada genellikle hazır biçimde bulunmaz. İnsanlar, doğal nesneleri, onları gereksinimlerini karşılamaya uygun bir duruma getirecek bir biçimde işlerler. İnsanlar, kendilerine ev yapmak için, ağaçları işte böyle keser, tuğlaları, çimentoyu, demiri, beton ve öbür gereçleri işte böyle üretirler. Giysi gereksinmelerini karşılamak için, pamuk yetiştirir, onu iplik yapar, dokur ve dikerler.
İnsanlar doğanın iyilikseverliğine güvenemezler, yaşam için zorunlu olan her şeyi elde etmek üzere doğa üzerinde etkin olmaları gerekir. Emek, doğaya karşı uzun bir savaşım (mücadele) oluşturur. Bu savaşımda, insan, doğal nesneleri gözetilen amaca uygun bir biçime dönüştürmek için, hayvan gücü, buhar, elektrik, kimyasal tepkiler...gibi doğal güçlerden yararlanır.
Sanayi Devrimi’nin İtici Gücü: Watt’ın Buhar Makinesi
Çalışma konusu (nesnesi) emeğin üzerine uygulandığı şeydir. Bu doğal kaynaklar olduğu gibi, daha önce işlenmiş bulunan nesneler de olabilir.
Örneğin, kömür ya da maden filizi çıkaran madenciyi alalım. O, kömür ya da maden filizini söker, sonra da onları yeryüzüne çıkarır. Çalışmasının konusu, kömür katmanı ya da maden filizi yatağıdır-yani doğal kaynaktır.
Aynı nesne, birçok işlenme evrelerinden geçebilir. Daha önceki bir evrede üretilmiş çalışma konusuna, ekonomi politikte, hammadde adı verilir. Böylece, her hammadde, bir çalışma konusudur, ama her çalışma konusu, bir hammadde değildir.
Toprak, toprakaltı ve sular evrensel bir çalışma konusudur. Doğa, tükenmez çalışma konuları yedeklikleri saklayan bir çeşit depodur. İnsanın görevi, onları topraktan, deniz derinliklerinden söküp almaktır.
Fakat bu hızlı ekonomik büyümenin sürekliliği, daha çok üretmek ve daha çok tüketmek mantığı ya da mantıksızlığına bağımlıdır.
Toprak, toprakaltı zenginlikleri ve iklim, insan topluluğunun sahip olduğu doğal koşullar bütününü oluştururlar. Bu doğal koşullar çok yavaş, ama insanlar tarafından kullanılış biçimleri oldukça hızlı değişir. Bu koşulların kullanılış biçimi, en başta, teknik düzeye bağlıdır.
Daha yakın zamanlara kadar hiç bir ekonomik önem taşımayan birçok doğal zenginlik, geniş kullanım alanları buldu. Örneğin , o kadar uzak olmayan geçmişte, boksitler (alüminyumun hammaddesi) hiç bir alanda kullanılmıyorlardı. Bugün, yoğun bir biçimde işletilmektedirler. Uranyum yataklarının işletilmesine, şu son zamanlarda, ancak atom enerjisi kaynaklarının bulunmasından sonra başlandı.
Ekolojinin mantığı, endüstriyalizm mantığının tam karşıtıdır. Yüksek tüketim, sonlu bir gezegende sonsuz olarak desteklenemez. Sürekli büyüme ve endüstriyel gelişim arayışı zorunlu olarak gezegeni yıpratacak ve halkı yoksullaştıracaktır.
İnsanın çalışma konusu üzerinde etkili olmak için kullandığı her şey, çalışma aracıdır. Çalışma araçlarının ilk ambarı doğa olmuştur. Tarih öncesi insanları kullandıkları taşları doğada buluyorlardı. Zamanla, insan tarafından, elbette doğal nesnelerden yararlanılarak geliştirilmiş çalışma nesneleri, önemli bir rol oynar oldular. Çalışma araçları arasında en büyük rolü makinalar, üretime yarayan her türlü donatım gibi aletler oynar. Üretimin niteliğini belirleyen şey, işte bu çalışma araçlarının ta kendileridir. Çalışma aletlerinin yetkinleşmesi, yenilenmeleri, insanın doğa üzerindeki egemenliğini artırır.
Üretim için zorunlu olan tüm maddi koşullar, çalışma araçlarıdır. Her şeyden önce, evrensel çalışma aracı olan toprak, fabrika yapıları, kanallar, yollar vb. çalışma araçları ile çalışma konusu, üretim araçlarıdır. Bir nesne, çalışma süreci içindeki yerine ve rolüne göre, bir hammadde, bir çalışma aracı ya da ürün olabilir. Böylece, kömür, maden ocağında bir ürün ve kok fabrikasında bir hammaddedir. Dokuma tezgahı, tekstil makineleri yapımı fabrikasında bir ürün ve tekstil sanayinde ise bir çalışma aracıdır.
1 Şubat 1809 – Robert Fulton, buharlı geminin patentini aldı.
Üretim araçları, insan emeği onları eyleme sokmadıkça, hareketsiz nesnelerdir.
İnsan emeği, tüm üretimin en önemli öğesidir. Hayvanlar, en karmaşık hareketleri içgüdüsel bir biçimde yaparlar; oysa insan emeği, bilinçli bir çalışmadır. Emek, salt insana özgü bir vergidir.
İnsan emeğinin iki temel özelliği vardır. Birincisi, önceden saptanmış bir erek izleyen bir çalışım olması, ikincisi de, çalışma aletleri üretimine sıkı sıkıya bağlı bulunması biçimindedir.
Emek, tüm insan yaşamının, başta gelen temel koşuludur.
İnsanın hayvan acunundan çıkışını belirleyen şey, başlangıçta son derece ilkel, çalışma aletleri üretimidir.
Hayvan, doğanın nimetlerini tüketmekten başka bir şey yapmaz; insan ise, tersine, doğa üzerinde emeği ile etkili olur ve gitgide doğa üzerinde egemenlik kurarak, onu kendi amaçlarına yararlı bir duruma getirir.
Eski ekonomistler çok haklı olarak, emeğin, zenginliğin babası, toprağın da anası olduğunu söylemişlerdir. Toplum gelişmesinin ilk evrelerinde, emek üretkenliği son derece düşük, aletler çok ilkel idiler. Ama, işbölümü daha bu çağda görülür. Erkekler kendilerini ava, kadınlar ev işlerine veriyorlar, çocuklar ile yaşlılar da ellerinden geldiğince onlara yardım ediyorlardı.
Üretimin gelişmesi, toplumsal işbölümü sonucunu verir. İnsan çalışım kollarının ortaya çıktığı görülür. Uygun bölgelerde, aşiretler tarım yapmaya koyulur, başka yerlerde, hayvancılıkla yaşarlar. Zanaatçıların (çömlekçiler, demirciler, silahçılar, değirmenciler vb.) ortaya çıkışı, işbölümünü büyük ölçüde geliştirmiştir.
Tekniklerin ilerlemesi, üretim araçlarının gelişmesi ve toplumsal işbölümünün derinleşmesi sonucu verir. Sanayi tarımdan ayrılır. Makinelerin gelişmesi ile birlikte, enerji üreten
makineler üretimi, iş makineleri üretimi, metalürji, tekstil, kundura, beslenme sanayi makineleri üretimi, tarımsal makineler üretimi vb. bir dolu yeni çalışma kolları çıktı.
Yukarıda görmüş bulunduğumuz gibi üretim; insanın doğaya karşı bir savaşımıdır. Üretim araçlarının yetkinleşmesi ve çalışma gücünün gelişmesi, insan toplumunun doğa üzerindeki egemenliğinin bir artış belirtisidir. Bu egemenlik ise beraberinde çevre sorunları getirmektedir.
Corona salgını günlerinde hoşça kalın, evde kalın, sağlıcakla kalın..(5 Nisan 2020)
İkinci yazımızda ekoloji, biyo-ekonomi, nüfus ve ekonomi arasındaki ilişki ve çelişkileri ele alacağız.
KAYNAKLAR
AKAT, A.S. , “İktisatçılar ve Çevre” , ŞEHİR Dergisi, Çevre Özel Sayısı, Sayı:11, 1988.
ARVANITIS, A.V. , “Biopolitics-Dimensions of Biology” , I. Int. Conf. on BİOPOLİTİCS The Bio-Environment, May 6-10-1987, Pub.B.I.O. , 1988, Athens, Greece.
BAHRO, R. , “Nasıl Sosyalizm? , Hangi Yeşil? , Ne İçin Sanayi? , Der. , Tanıl Bora, Ayrıntı yay. 1989.
DUMONT, R. , “Uçurumun Kıyısındaki Dünyamız” , Çev. Semih Tiryakioğlu, Varlık Yay. Nisan, 1976.
GÜREL, S. , “Systems Approach to Environmental Education” June, 1973.
KELEŞ, R. , “Kentleşme ve Konut Politikası” , A.Ü.SBF Yay. No:540, Ank.1984.
LEONTIEV, L. , “Marksist Ekonomi Politiğin İlkeleri, Çev. Kenan Somer, Sol yay.1976, Ank.
PORITT, J. , “Yeşil Politika” , Çev. Alev Türker, Ayrıntı Yay. İnceleme Dizisi, 1988.
Proposal for a Bio-syllabus.
SIMONIS, U.E. , “Ecology and Economic Policy”,
Int. Conf. on BIOPOLITICS The Bio-Environment, May 6-10-1987, Pub.B.I.O. , 1988, Athens, Greece.
TANİLLİ, S. , “Nasıl Bir Eğitim İstiyoruz” , 1988, Amaç Yay.
YAVUZ, F. , “Çevre Sorunları” , A.Ü.SBF Yay. No:385, 1975
KAYNAK : Tunçer, M., 2019, “DOĞAL ÇEVRE YOKOLURKEN” kitabından
256 Sayfa, Alter Yayıncılık, Baskı adedi : 1000, Basım Tarihi: Ekim 2019
https://www.kitapyurdu.com/kitap/dogal-cevre-yok-olurken/518959.html