Bir süreden beri Akdeniz bölgemizdeki zeytinliklerde dolaşıyorum. Her yıl gördüğüm güzelliklerin azar azar yok edildiğine şahit oluyorum. Gençleştirme ve rehabilitasyon adı altında, her biri onlarca yıllık ağaçları kesildiğini, yerlerine yazlık, bina ya da oteller yapıldığını görüyorum.

Zeytin, çok değerli bir meyvedir. Binlerce yıllık tarihi süreçte her zaman yerini almıştır. Zeytin ağacının bir diğer adı da “Ölmez Ağacı”dır. Bu isim yüzyıllarca öteden gelen, efsanelere konu olmuş, başka bir bitkiye de verilmeyen addır. Çevrenizde çokça duymuşsunuzdur, 250 yıllık, 500 yıllık, 800 yıllık hatta hatta bin yıllık zeytin ağaçlarının varlığından bahsedilir.

Zeytin ağacı neden ölmez?

Uzmanlar, zeytin ağacının neden uzun ömürlü olduğunu şöyle açıklıyorlar: “Kök sistemi çok güçlü olan zeytin ağacı suya ulaşmak için köklerini toprağın derinliklerine uzatır. Ana kökü sürekli yeni kökler vererek gövde ve dalları besler. Ömrünü tamamladığında ise gövdesi kurur ancak köklerinden yeşeren sürgünlerden yeni bir ağaç sürgünlenir. Bu nedenle de “Ölmez Ağaç” olarak anılır.
Yıllardır bu muhteşem meyve hep kıyımlarla birlikte anılıyor. Zeytin ağacı ve zeytinlikler 1939 yılında dönemin hükümeti tarafından çıkartılan 3573 sayılı yasayla koruma altına alınmış. Söz konusu yasanın 20. Maddesi bakın o tarihlerde nasıl düzenlenmiş daha sonra da ne gibi değişikliklere uğramış gelin birlikte bakalım.

Madde 20 – (Değişik: 28/2/1995-4086/5 md.) Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez. Bu alanlarda yapılacak zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmeleri yapımı ve işletilmesi Tarım ve Köyişleri Bakanlığının iznine bağlıdır. (Değişik ikinci fıkra: 23/1/2008-5728/99 md.) Zeytincilik sahaları daraltılamaz. Ancak, belediye sınırları içinde bulunan zeytinlik sahalarının imar hudutları kapsamı içine alınması hâlinde altyapı ve sosyal tesisler dahil toplam yapılaşma, zeytinlik alanının % 10’unu geçemez. Bu sahalardaki zeytin ağaçlarının sökülmesi Tarım ve Köyişleri Bakanlığının fenni gerekçeye dayalı iznine tabidir.

Yani ne diyor yasa “zeytinlik sahaların içine, bu sahalara en az üç kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç, kimyevi atık bırakan, toz duman çıkartan tesis yapılamaz işletilemez.” Oysa şimdi, bu sahalarda kömür başta olmak üzere birçok maden işletilmek isteniyor. Öyle komik maddeler içeriyor ki çıkartılan yönetmelik, insanın zekasını hiçe sayıyorlar.

2003’ten başlayarak zeytinliklerle ilgili yasa sanıyorum dokuz-on kez değiştirilmek istendi ve her saferinde “yasa koruyucuları” tarafından geri çevrildi. Kaldı ki, kanunun yönetmelik ile değiştirmek zaten mümkün değil, ama yeni yönetmeliklerle yapılmak istenenler şimdilerde o kadar güzel ve süslü lafların ardına saklanıyor ki, zannedersiniz, ülkemizin tüm sıkıntıları bitecek, herkes huzura kavuşacak.

Mesela deniyor ki; “Ülkenin elektrik ihtiyacını karşılamak üzere yürütülen madencilik faaliyetlerinin tapuda zeytinlik olarak kayıtlı olan alanlara denk gelmesi ve faaliyetlerin başka alanlarda yürütülmesinin mümkün olmaması durumunda madencilik faaliyeti yürütecek kişinin faaliyetlerin bitiminde sahayı rehabilite ederek eski hale getireceğini taahhüt etmesi şartıyla Genel Müdürlük tarafından belirlenen çalışma takvimi içerisinde zeytin sahasının madencilik faaliyeti yürütülecek kısmının taşınmasına, sahada madencilik faaliyetleri yürütülmesine ve bu faaliyetlere ilişkin geçici tesisler inşa edilmesine kamu yararı dikkate alınarak Bakanlıkça izin verilebilecek.”

Özetle; Türkiye Büyük Millet Meclisi birkaç haftaya kadar tatile girecek. Tatil dönüşü gündemdeki maddelerin ilkinde yine zeytinliklerin madencilik faaliyetlerine açılmasına ilişkin kanun maddesi alıyor. On kez denendi, on birinci kez yine gündemde. Yani zeytinlikleri heba etme hırs olanca gücüyle devam ediyor.

Ne deniyor teklifte, zeytinlikler, maden çıkarma işlemi bittikten sonra rehabilite edilecek ve tekrar ağaçlandırılacak. Allah aşkına söyleyin, “sen senelerce, zeytinlik olan araziyi eşeceksin, doğal dokuyu yok edeceksin, çıkarken de araziyi rehabilite ederek eski haline getireceksin” adama sormazlar mı, nasıl yapacaksınız diye?

Zeytin, bu ülkenin geleceği olabilir. Öyle ki, üzerinde binlerce yıl içinde yüzlerce savaşa şahit olan Anadolu toprakları zeytin ağaçlarını adeta koruyup kollamış, Anadolu insanı da zeytin ağacına gözü gibi bakmıştır. Öyle ki, orucunu zeytin tanesiyle açmış, sahur sofrasından zeytini eksik etmemiştir.
Zeytin ağaçlarına zarar verenler, tek bir dalını kıranlar iflah olmazlar. O ağaçları ahı yeter. Bu böyle biline.