Peş peşe yaşanan ve Türkiye’yi derinden sarsan okul saldırılarının ardından televizyon dizileri ve yapımlar tartışmaların odağı haline geldi. Sosyal medyada yükselen tepkiler sonrası bazı büyük şirketler, içinde şiddet unsuru barındıran yapımlara reklam vermeyeceklerini duyurdu. Bu gelişmeler üzerine Televizyon Yayıncıları Derneği yazılı bir açıklama yaparak kamuoyuna sağduyu çağrısında bulundu.
“Genelleyici değerlendirmeler doğru değil”
Dernek açıklamasında, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan olayların toplumda derin üzüntü yarattığı vurgulanarak, hayatını kaybedenlere rahmet, yaralılara acil şifa dilekleri iletildi.
Bu tür olayların ardından farklı değerlendirmelerin yapılmasının anlaşılır olduğu belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Böylesine ciddi ve çok boyutlu hadiselerin nedenlerini tek bir mecra ya da içerik türü üzerinden açıklamaya çalışmak, meseleyi tüm yönleriyle değerlendirmeyi zorlaştırır.”
Dernek, özellikle televizyon yayınlarının doğrudan hedef haline getirilmesinin yanlış bir yaklaşım olduğuna dikkat çekti.
“Sosyal medya ve oyun platformları göz ardı ediliyor”
Açıklamada, olayların ardından yapılan yorumlarda sosyal medya ve dijital platformların etkisinin yeterince dikkate alınmadığına işaret edilerek şu değerlendirme yapıldı:
“Neredeyse hiçbir denetimin ve kuralın olmadığı sosyal medya ile zararlı içeriklere sahip oyun platformlarını işaret eden bulgulara rağmen televizyon kanallarının hedef gösterilmesi doğru değildir.”
“Televizyon en güvenilir mecra”
Televizyonun Türkiye’de en güvenilir medya araçlarından biri olduğunun altı çizilen açıklamada, televizyon kanallarının ülkeye yatırım ve istihdam sağladığı da vurgulandı.
Denetlenen ve köklü yayın kuruluşları yerine, kontrolsüz dijital mecralara yönelmenin risk oluşturabileceği belirtilerek şu uyarı yapıldı:
“Denetimsiz ve şeffaf olmayan dijital platformlara yönelmek, bu alanlardaki zararlı içeriklerin artmasına neden olabilir.”
Sağduyu ve çok boyutlu yaklaşım vurgusu
Televizyon Yayıncıları Derneği, açıklamasının sonunda kamuoyuna şu çağrıda bulundu:
“Böylesine hassas konularda genelleyici ve tek taraflı değerlendirmeler yerine, çok boyutlu ve sağduyulu bir yaklaşım benimsenmelidir.”




