
Bu senaryoya hazırlanmak için eğitime, becerilere ve güvenin korunmasına yatırım yapılmalı ve ekonominin çeşitlendirebilmesi önemli. Müzakere becerileri güçlendirilmeli, zira bu dünyada anlaşmalar yapılabilir.
Kritik öneme sahip doğal kaynaklarla ilgili daha fazla işleme ve endüstri oluşturmak gerekecek. Sadece hammadde üreticisi olmak değil , kaynakları da korumak gerekmekte. Eksik olan kritik hammaddelerin yerine konmasını amaçlayan araştırma faaliyetleri, blok zincirleri dünyasında büyük önem taşır. Mevcut hammaddelerin sahipliğinin sağlanması ve sürdürülebilir ticarileştirme için hazırlık yapılması da şart. Doğal kaynakların demokratik kontrol altında tutulması son derece önemli. Kendi kendine yeterlilik güçlendirilmeli ve tedarik güvenliği garanti edilmeli. Ürün ve hizmetlerin kalite güvencesine, güvenliğine ve etiğine özel önem verilmeli.
Bu senaryo, toplumsal barışı korumak için güçlü, ancak güven verici ve birliği artırıcı önlemler gerektirmekte. Toplumun mevcut temel ilke ve değerlerinin korunması desteklenirken, ifade özgürlüğü güvence altına alınmalı ve hukukun üstünlüğünün önemi vurgulanmalıdır.
Tüketici tercihleri giderek değerlere dayanırken, çevre eğitimi ve iletişimi yoğunlaştırılmalı ve ölçülülük vurgulanmalıdır. İklim çalışmaları geniş bir iş birliği içinde teşvik edilmeli. Döngüsel ekonominin somut araçları hızlıca uygulamaya konulmalı ve yakın gelecek için hedefler belirlenmeli; örneğin, hizmet sektörünün güçlendirilmesi yoluyla. Yüksek katma değerli teknolojiye yatırım yapılırken geri dönüşüm ve kendi kendine yeterliliğe de yatırım yapılmalıdır.
Mekânsal verilerle nasıl başa çıkılacağına ve uluslararası iş birliğinin devam edeceği araştırma faaliyetlerinin nasıl yürütüleceğine karar verilmesi gerekmektedir.
Ülkelerin bağımsızlıkları ve varlıkları tehdit altında, sürekli savaş ve çatışma tehdidi, çıkar grupları ve güçlü hibrit etkiler mevcut. Yolsuzluk ve kayıt dışı ekonomi artmakta. Bundan dolayı uluslararası iş birliği gerekli. Güvenliği, güveni ve istikrarı artırmak ve çevrenin durumunu iyileştirmek için önlemler uygulanmalı ve bu çerçevede AB savunma işbirliği geliştirilmeli.
Toplumun krizlere karşı dayanıklılığı sağlanmalı ve kritik sektörlerde ve gıda üretiminde kendi kendine yeterlilik geliştirilmelidir.
Eğitim, hizmetler, yardımlar, beceriler ve kültürü güçlendirerek halkın krizlere karşı zihinsel dayanıklılığını ve ülkeyi savunma iradesini korumak şart.
Bu parçalanmış dünyada, Paris Anlaşması'nın hedeflerinin çok ötesindeki iklim ısınması geri döndürülemez bir hal alırken kötüleşen yaşam koşulları, kaynaklar için bir mücadeleye yol açacaktır. Derinleşen çevre sorunları, çözülemeyen çatışmalara neden olurken gıda üretim koşulları radikal bir şekilde bozulabilir ve temiz su kıtlığı yaşanabilir. Kıtlıklar ve iklim göçleri artarken su krizi ise süregelen çatışmalara yol açacaktır. Pandemiler, kuraklıklar, orman yangınları ve seller çok daha yaygın; sıcak hava dalgaları ölümleri de artacaktır.
Ekolojik çöküş, sosyal ve ekonomik sistemi eşzamanlı olarak baltalarken, küresel ekonomi krize girip ticaret savaşları ve blok politikaları norm haline gelecektir. Gelişmiş ekonomilerde yaşam standartları düşerken, en savunmasız ülkeler çökmekte ve aşırı yoksulluk da artacaktır. Birçok ülke artık vatandaşlarının temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak ve güvenlik sağlayamayınca da meşruiyetlerini aşındıracaktır. Devlet dışı aktörler, çeşitli haydut devletler veya kendi çıkarlarını savunan gruplar ile terörist ve suç örgütleri tarafından doldurulan güç boşluklarının ortaya çıkma ihtimali yüksek olacaktır. Küresel kutuplaşma ve sosyal eşitsizliğin artacağı da kabul edilmelidir.
Uluslararası hukukun düzenleyici mekanizmaları çökmüş, mevcut anlaşmalara ve düzenlemelere uyulmamakta ve yeni uluslararası anlaşmalara varılmak çok güç olmuştur. Demokratik olmayan uygulamalar her düzeyde yaygınlaşırken demokrasilerin devlet müdahalesi ve insan haklarına dayalı yapısı zayıflamaktadır. Temel hak ve özgürlüklere getirilen kısıtlamalar daha da yaygınlaşırken sosyal güvenlik ağları önemli ölçüde hasar görecektir. Toplumlar kendilerini hem değerler hem de bağlılıklar açısından parçalanmış ve kilit kurumlara olan güven sarsılmış durumda bulacaklardır.