Yaklaşık olarak 5 yıl kadar önce Sonsöz Gazetesinde Osmanlı döneminde yaşanan Tütün Savaşlarını anlatan bir makalem yayınlanmıştı.

Eminim ki bir çoğunuz Çökertme Türküsü’nü bilir ve zaman zaman söylersiniz de ama kaç kişi bu türkünün Osmanlı döneminde yaşanan Tütün Savaşları sırasında yaşanan gerçek bir olayı anlattığından haberdardır?

Gördüğüm kadarı ile sadece sizler değil, yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi de Tütün Savaşlarından haberdar değil. Mustafa Çiftçi eğer Tütün Savaşlarını bilseydi eminim ki Düyun-u Umumiye güzellemesi yapmaz, dönemin padişahı Abdülhamit’e böyle övgüler dizmezdi bu yüzden eğer aranızda kendisini gören, tanıyan, bilen varsa lütfen elden ele iletin ki bilgisi olsun ve öyle fikir beyan edebilsin...

Çökertme Türküsünde de anlatılan Tütün Savaşlarının kısa hikayesi şöyledir:

Abdülhamit’in iktidarı sırasında borçlarını ödeyemeyince Muharrem kararnamesi ile iflasını ilan eden Osmanlı İmparatorluğu, ekonomik bağımsızlığını kaybederek Düyun-u Umumiye İdaresine teslim olmuştu.

Osmanlı coğrafyasında üretilen ve o devirde küresel olarak büyük talep gören tütün, alımı satımı tekel haline getirilmiş ve büyük bir gelir kapısı olarak Düyun-u Umumiye İdaresine teslim edilmişti.

Düyun-u Umumiye İdaresi de sırf bu tütün ticareti ile ilgilenmek üzere Memalik-i Şahane Duhanları Müşterekül Menfaa Reji Şirketi veya kısaca "Reji" adı altında bir şirket kurmuştu. Bu şirket Osmanlı Devleti, Düyun-u Umumiye ve üç bankacılık grubu (Die Österreichische Kreditanstalt - Viyana, Banker S. Bleichröder – Berlin ve Bank-ı Osmani-i Şahane - İstanbul) arasındaki 27 Mayıs 1883 tarihli sözleşmeyle yabancı sermaye ile kurulan tütün ticareti tekel ayrıcalıkları olan bir özel kâr ortaklığı şirketidir.

Bank-ı Osmani-i Şahane’nin İstanbul’da kurulu olduğuna ve adında Osmanlı geçtiğine bakmayın bu banka da tamamen yabancı sermayeli bir bankadır. Bank-ı Osmani-i Şahane bankası 1856'da kurulan İngiliz sermayeli Bank-ı Osmani (Ottoman Bank) ile 1862 istikrazını üstlenen Fransız mali grubu Banque de Paris et des Pays-Bas ortaklığıyla, 1863'te İstanbul'da Bank-ı Osmanî-i Şahane adıyla kurulan bankadır. Varlığı 2001 yılında Garanti Bankası'na katılmasıyla sona ermiştir. Bu kurucu yabancı sermaye kaynaklarının Avusturya, Almanya, İngiltere ve Fransa kökenli olduğu ve her birinin Rothschild Ailesi'nin sahip ya da ortak olduğu gruplar olduğu bilinir.

Osmanlı köylüsü ya da üreticileri ürettiği tüm tütün, tuz ve alkolü Rejinin belirlediği fiyattan Reji idaresine vermek zorundaydı. Köylü Rejiden izinsiz kendi içeceği yarım kilo tütünü bile saklayamazdı. Köylü kendi içeceği tütünü önce Rejiye 3 kuruşa vermek sonra 10 kuruşa geri almak zorundaydı. Bir köyden başka bir köye izinsiz tütün ve tuz taşımanın cezası çok ama çok ağırdı.

Rejinin kendi silahlı korucuları vardı. Bu ipten kazıktan kurtulma, hapishane kaçkını Reji kolcularının sayısının 10 bine ulaştığı söylenir.

Tütün üreticilerinin Reji'den ruhsat alması, ve ürünlerini yalnızca Reji'ye satması şart koşulunca başka alıcı olmadığı için üretici, tütünü değerinden çok çok ucuza, Reji İdaresinin belirlediği bir fiyattan satmak zorunda kalmaktaydı bu yüzden kaçak üretim ve satış epeyce yaygınlaşmıştı.

Osmanlı sınırları dahilinde tütün eken diken köylü tütününü Reji İdaresine teslim etmek zorunda kalınca kaçak tütün eken ya da tütününü teslim etmeyen ayıngacı ya da tütün kaçakçısı ve eşkıya olarak kabul ediliyor takibata uğruyordu. Kendi tarlasında ektiği, diktiği topladığı, anasının bacısının, karısının kızının ipe dizip kuruttuğu tütünün yarım kilosunu Reji idaresine teslim etmediği için reji kolcuları tarafından alnının şakından vurulup öldürülen, yargısız infaza giden tütün köylüsünün 20 ila 60 bin kişi civarında olduğu söylenir.

Çökertme Zeybeği gibi onlarca türküde Tütün Savaşlarına dair bu hikayeler anlatılır.

Tütün Savaşları Kurtuluş savaşı ile birlikte sona erdi, Lozan anlaşması ile Düyun-u Umumiye kaldırıldı ve 26 Şubat 1925'te Tütün Rejisi lağvedildi. 1 Mart 1925'te Tütün Rejisi Fransızlardan devletçe satın alındı ve tüm hak ve yükümlülükleri de devlete devredildi.

Unutmadan bir devri ve o devirde çekilen acıları, yaşanan aşkları anlatan bu türkünün sözlerini de paylaşayım:

ÇÖKERTME ZEYBEĞİ

Çökertmeden çıktım da Halil’im,

Aman başım selamet,

Bitez de yalısına varmadan Halil’im,

Aman koptu kıyamet.

Arkadaşım İbram Çavuş Allah’ıma emanet

Burası da Aspat değil Halil’im aman Bitez yalısı,

Ciğerime ateş saldı aman kurşun yarası,

Gidelim gidelim Halil’im Çökertmeye varalım

Kolcular gelirse Halil’im nerelere kaçalım

Teslim olmayalım Halil’im aman kurşun saçalım.

Burası da Aspat değil Halil’im aman Bitez yalısı,

Ciğerime ateş saldı aman kurşun yarası,

Güvertede gezer iken aman kunduram kaydı,

İpeklide mandilimi aman örüzger aldı,

Çakır da gözlü Gülsüm’ümü Çerkes Kaymakam aldı.

Burası da Aspat değil Halil’im aman Bitez yalısı,