Toplumsal kültürün insan üzerindeki etkisini belirtmek için “bir insan yedisinde neyse yetmişinde de odur” denilir. Bu söz aslında herkes için tamamıyla geçerli olmasa da en azından benim çevremde edindiğim izlenimlerimde büyük oranda sözü doğruluyor. “Bir insan yedisinde neyse yetmişinde de odur” sözü, yedi yaşına kadar genlerden gelen ve aileden aldığı eğitimi anlatmak için söylenmiş en güzel söz bence…
Anadolu’da yaygın bir deyim vardır. “Kurt ulusundan gördüğünü işler”
Ne kadar gelişmeye açık olsa da insan gerek genlerinden gelen gerekse içinde yetiştiği toplum, insan gelişimini büyük oranda etkiliyor.
Toplumsal kültürün insan üzerindeki etkisini belirtmek için “bir insan yedisinde neyse yetmişinde de odur” denilir. Bu söz aslında herkes için tamamıyla geçerli olmasa da en azından benim çevremde edindiğim izlenimlerimde büyük oranda sözü doğruluyor. “Bir insan yedisinde neyse yetmişinde de odur” sözü, yedi yaşına kadar genlerden gelen ve aileden aldığı eğitimi anlatmak için söylenmiş en güzel söz bence…
Sözünü ettiğim iki söz de daha çok feodal ilişkilerin (aile, sülale, köy, kasaba) çevresinden kopmamış, kopamamış insanlarda daha çok geçerli. Şekillenme biçimi ise genellikle, Dinsel inanç, siyasal düşünce ve ahlak (gelenekler ve tüm yaşam biçimi) anlayışının çerçevesinde kendisini gösteriyor.
Yukarıda da sözünü ettiğim gibi, feodal kültürden sosyal kültüre geçemediği, burjuva demokratik devrimini yapamamış, bireysel olarak da demokratik anlayışı özümseyememiş insanlarda net olarak hâkim, bunlara bir de ataerkil toplum yapısını eklerseniz, toplumsal ve mahalle baskısından daha çok nasibini alan kadınlarımızda daha çok belirgin hal alıyor.
Çözümsüz mü bu sorun asla değil. Eğer insan öğrendiği ve doğru bilerek söylediği düşünce tarzını ısrarla her şeye rağmen hayatına uygularsa (elbette çok zor, aile, mahalle baskısı, inanç otoriteleri, bireysel birikim ve şartlanmışlık içgüdüsü daha da sayılabilir) o zaman insan kendi düşüncelerini yaşayarak kendisi olabilir.
Yine Anadolu’da yaygın bir deyim vardır. “Kendine zor geleni başkasına yapma” Empati (duygudaşlık) yapabilmek çok önemli bir karakter özelliğidir. Çoğu insandan bunu sıkça duyarsınız ama iş kendisine geldiğinde, hatalı davranışını örtbas etmeye ya da savunmaya çalışır. Hal bu ki karşıdan bakıldığında ne yaptığı apaçık ortadadır. Bunun nedeni de yine bilgi ve bilinçle izah edilebilir.
Eleştiriye ve özeleştiriye açık olmayan insan bu hataya her zaman düşer.
Kültürel olarak gelişmiş ama düşüncesindeki feodal kalıntıları temizleyememiş insanlarda, dilinin konuştuğunu vicdanı asla onaylamaz ama bu ikilem arasında kaldığı için anı nasıl kotarırsa öyle kabullenir (kabul ettirdiğini de düşünerek) öyle yaşar.
Bu insanlarda teşekkür etme ve özür dileme geleneği de gelişmemiştir. Elbette kullanırlar; karşılarında “eğilmeye gerek gördükleri” (varlıklı, statü olarak kendilerinden üstün gördükleri, kendilerine göre daha kent kökenli olduğunu düşündükleri ya da mecbur kaldıkları durumlarda).
İnsanlara karşı kendilerini gelişmiş göstermek için ve bu insanlara kendilerini kabul ettirmek için konuşma dilleri ve davranış biçimlerini bile değiştirirler.
Bu insanların yardımlaşmak anlayışı da farklıdır. Örneğin çevrelerindeki kendileri gibi olduklarını düşündükleri insanlara yardımlaşma konusunda duyarsızdırlar ancak yukarıda sözünü ettiğimiz insanlar söz konusu olduğunda düşündüklerinden çok daha fazla armağan verme telaşına düşerler, söz yerindeyse cüzdanın ağzını daha çok açarlar. Çünkü bir “yaranma” kendisini kabul ettirme telaşı vardır.
Sadece bu konuda mı? dahası var, günümüzde sosyal medya ilişkilerinde de böyledir. Yakın çevrenizdeki insanları gözlemleyin göreceksiniz…
Elbette çözüm önerisi için de birçok söz var. Bir tane Mevlana’nın dilinden söyleyelim “Ya göründüğün gibi ol ya olduğun gibi görün”
Bu hafta konuğum, değerli abim, Ozan Haydar Ulusoy. Özgün sesi ve saz tekniğiyle her ezgiye kendisine özgü duygu vererek kendi tarzını yaratmıştır. Biyografisini ve iki farklı tarzda şiirini aşağıda paylaşıyorum.
Ozan Haydar Ulusoy; 1955 yılında Kırıkkale’nin Balışeyh İlçesinin Koçubaba köyünde doğmuştur. Haydar Ulusoy, İlkokul 4. Sınıfa kadar köyünde okumuş, 1966 yılında ailesi ile Ankara’ya taşınmıştır. İlkokul, Ortaokul, Lise ve Yüksek Okulu Ankara’da bitirmiş. 1976 yılında bir devlet kuruluşuna memur olarak çalışmaya başlamış 2004 yılında emekli olmuştur.
SANATI VE YAŞAMI
Ortaokulda Kaval ve Saz çalmayı öğrenen Ulusoy sırasıyla Cümbüş, Keman, Gitar, Zurna, Mey gibi müzik aletlerini de öğrenmiştir.
Yine 1970’li yıllarda Düğünlerde saz çalıp, türkü söyleyen Ulusoy, TRT’de Halk Müziği Sanatçısı olan Şakir Öner Gülhan’ın desteğiyle, 1975 yılında televizyon programına katılmıştır.
TRT Halk Müziği Saz ve Söz sınavlarına katılmıştır.
1980’li yıllarda aktif müzik yapma işini bırakmış olmasına rağmen amatör olarak müziğe devam etmektedir.
1977 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı Hoytur’un bağlama sınavın katılmış sınavı kazanmasına rağmen ailevi durumlarının elvermemesi nedeniyle çalışmalarına devam edememiştir.
1970’li yıllarda şiir yazmaya başlayan Ulusoy’un, 2021 yılında, “DAMLADAN DERYAYA” adlı şiir kitabı, UBUNTU Yayınları tarafından yayınlanmıştır.
You Tube’da aralıklarla, kendi çalıp söylediği müzik videoları yayımlanmaktadır.
Halen şiir yazmaya ve müzikle uğraşmaya devam eden Ulusoy, her hafta sonu Koçubaba Köyüne gidip hobi olarak tarım işleriyle uğraşmaktadır.
Evli ve iki çocuk babası olan Ulusoy’un Bir torunu vardır.
AŞKIMIZI HERKES DUYSUN
Gizleyecek neyimiz var
Aşkımızı herkes duysun
Konu komşu genç ihtiyar
Aşkımızı herkes duysun
Dağa taşa bağıralım
Cümle dostu çağıralım
Şu cihana duyuralım
Aşkımızı herkes duysun
Kuruyan çay bile akar
Narımız ayyuka çıkar
Sevda bağrımızı yakar
Aşkımızı herkes duysun
Göl olmuşuz yağa yağa
Bülbül kondu viran bağa
Göğüs gerelim zorluğa
Aşkımızı herkes duysun
Hazan yeli değse bile
Özlemim bülbüle güle
Gir Haydar’ımın gönlüne
Aşkımızı herkes duysun
ATAMIN YURDUNU DAĞITMAYALIM
Türkiye’min geleceği nesiller
Çıkar deryasında boğulmayalım
Okumuş görünen nice cahiller
Sen ben kavgasıyla dağılmayalım
İnsan kendi deryasında boğulur
İnsan kendi hatasıyla yok olur
İnsan kendi aklı ile mat olur
Ben değil biz deyip yok olmayalım
Kuru inat boş kavgayla nerdeyiz
Fırsatlar kaçıyor yahu kör müyüz
Sen konuşta ben dinleyim der miyiz
Diyelim Vatanda kaybolmayalım
Dedikodu sen ben bize uymuyor
Karşındaki bizi adam saymıyor
Kendi konuşuyor bizi duymuyor
Bu vatanı yıkan biz olmayalım
Neye yarar akıl kindar olursak
Neye yarar okul işsiz kalırsak
Neye yarar bilgi cahil olursak
Bunların içinde boğulmayalım
Haydar ULUSOY’um birlik yapalım
Kuyruk olmayalım taç’ ı takalım
Birlik için hırsımızı atalım
Atamın yurdunu dağıtmayalım