Avrupa sahnesindeki üç temsilcimizden ikisi yoluna devam ederken, biri bu sezonluk defteri kapattı. Galatasaray ve Samsunspor adını son 16’ya yazdırdı, Fenerbahçe ise kazanmasına karşın vedaya engel olamadı.
Galatasaray, İstanbul’daki 5-2’lik galibiyetin konforuyla gittiği Torino’da 3-2 kaybetti ama ilk maçtaki üç farklı avantaj tur için yetti de arttı. Futbol bazen ilk 90 dakikada kazanılır. Sarı Kırmızılılar da işte o anlamda fırsatı iyi kullandı. Şimdi karşılarında İngiliz devi Liverpool var. Grup aşamasında Rams Park’ta Osimhen’in penaltısıyla gelen galibiyet hafızalarda. Neden bir kez daha olmasın? Yani anlayacağınız çeyrek final hayal değil.
Samsunspor ise istikrarlı yürüyüşünü sürdürdü. Arnavutluk temsilcisi Shkendija’yı iki maçta da geçerek dikkat çekici bir başarıya imza attı. Sıradaki rakip İspanyol ekibi Rayo Vallecano. Bu eşik aşılırsa muhtemel rakipler Slovenya’dan NK Celje ya da Yunanistan’dan AEK Atina olacak. Kırmızı Beyazlıların ortaya koyduğu oyun, bizlere bu hayali kurmak için yeterli gerekçeyi sunuyor.
Ve Fenerbahçe…
İlk maçta alınan 3-0’lık yenilgi turun kaderini belirledi. Rövanşta İngiltere’de Nottingham Forest karşısında 2-1’lik galibiyet geldi ama yetmedi. “Turu ilk maçta kaybetti” demek yanlış olmaz. Buna rağmen sahadaki duruş önemliydi. Kerem’in golleriyle gelen umut, biraz daha şansla büyük bir hikâyeye dönüşebilirdi.
Teknik Direktör Domenico Tedesco ilk maçtaki tercihleriyle eleştiriyi hak etmişti. Ancak deplasmandaki oyun planı daha akılcı ve cesurdu. Ne var ki Avrupa’daki o doğru tablo, üç gün sonra ligde Antalyaspor karşısında sahaya yansımadı. Özellikle ilk yarıdaki etkisizlik, 2-0’lık geri dönüşü zorunlu kıldı ve iki puan kayıp hanesine yazıldı.
Ben o puanı, Avrupa’da doğruyu bulan ama ligde aynı istikrarı sürdüremeyen teknik tercihlere yazarım. Umudum şu: Doğru çalışan düzen bozulmaz, ders çıkarılır ve yol daha sağlam adımlarla yürünür.
Benden hatırlatması.
Kalın sağlıcakla…