Sevgili okur,
Yazıya, okuduğum kitaptan beğendiğim bir paragrafı iliştirerek başlamak istiyorum; bu yazıda bizim ışığımız olsun diye:
“Biri düşünce erdemi, diğeri ise karakter erdemi olmak üzere iki tür erdem vardır. Bunlardan düşünce erdemi daha çok eğitimle oluşur ve gelişir; bu nedenle deneyim ve zaman gerektirir. Karakter erdemi ise alışkanlıkla edinilir, adı da bu nedenle küçük bir değişiklikle alışkanlıktan, ‘ethos’tan gelir.”


Okuduğum Nikomakhos’a Etik’te yazılan bu satırlar, birçok cümlenin anlam taşı oldu benim için. Yaklaşık 2.400 yıl önce yazılmış bir metinden bahsediyoruz. İnsan, o zamanda bile düşünce piramidine girmiş. Tabii herkes girmemiştir o zorlu patikalara; bugün de düşünceye teğet geçenler toplumun çoğunluğunu oluşturuyor. Günah toplumda değil elbette.
Neyse, yine toplumu irdelemek istemiyorum. Çünkü yazının konusu alışkanlıklar.


Nikomakhos’a Etik’i okurken, günümüzün birçok kitabının aslında kadim metinlerin yankısı olduğunu fark ettim. Bunu başka metinlerde de hissediyordum ama burada daha belirgin geldi. Hatta birkaç kardeşimle konuşurken bunu dile getirdim. Bir dostumuzun yakınının cenazesi için Karşıyaka Mezarlığı’nda beklerken bile konu dönüp dolaşıp buraya geldi.
Neyse… Konu yine dağılıyor. Konu alışkanlıklar.
Bugün kişisel gelişim kitaplarının neredeyse hepsi küçük alışkanlıkların hayatı değiştirdiğini söyler durur. Aslında bunu hepimiz biliyoruz ama o küçük alışkanlığa açılan kapıyı bulamıyoruz.
Bir dostum “Felsefe okuyorsun, peki anlıyor musun?” dedi.


“Anlamadığımı anlıyorum,” dedim.
Bu da onun gibi aslında. Kapının önünde bekleyen insan hâli.
Ben o küçük alışkanlıkların mucize kokan çiçeklerini gördüm. Gerçekten fark yaratıyorlar. Geçen gün bir kahvaltıda kulüpten bir dostum “Sabah 5 kulübüne devam mı?” diye sordu. Bir dönem saat 5’te uyanıyordum. Eşime “Günü iki kez yaşıyorum gibi” diyordum. Şimdi 5 olmasa da hâlâ erken kalkıyorum. Meğer o da alışkanlık meselesini konuştuğumuz için sormuş.
Robin Sharma’nın Sabah 5 Kulübü kitabı, alışkanlık edinmenin formülünü uzun uzun anlatır. Kimileri bunu kişisel gelişim diye küçümser ama gerçek şu: küçük alışkanlıklar büyük sonuçlar doğuruyor. Yeter ki o alışkanlığa bir dosta sarılır gibi sarılalım. Bırakmayalım.


Bu masal değil. Ben bunu son dönemde “sağlıklı yaşam formu” dediğim hayat tarzımda bizzat deneyimliyorum.
Yaklaşık altı aydır beslenme uzmanı ve felsefe alanında yüksek lisans yapmış Ali Baytok’la çalışıyorum. Görüşmelerimiz sadece diyet listesi değil; meselenin felsefesine inen sohbetler. Önce düzensizliği anlamak gerekiyor ki düzen kavranabilsin. Alışkanlık böyle kuruluyor.


Benim yöntemim basit: O an neyi değiştirmek istiyorsam, onun üzerine okuyorum. Arabada birkaç kez dinlediğim İrade Terbiyesi, zihnimi bu konuda en çok disipline eden kitaplardan biri oldu. Siz de kendi formülünüzü bulabilirsiniz.
Çünkü sonunda mesele çok net:
Ölçülü alışkanlıklar, güzel günlerin davetçisidir.
Sağlıcakla.