
Portekiz Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turu 18 Ocak’ta gerçekleştirildi ve ikincisi de 8 Şubat'ta yapılacak. Portekiz parlamenter sistemle yönetilmekte. Başkanın rolü öncelikle törensel olsa da yine yasaları veto etme ve Parlamentoyu feshetme yetkisi de dahil olmak üzere önemli yetkileri mevcut.
Başkan adaylarının Portekiz vatandaşı olması, en az 35 yaşında olması ve 7.500 destek imzası toplaması gerekmekte. Hiçbir aday çoğunluğu sağlayamazsa, ikinci tur seçim yapılmakta. Bu seçimde erken oy kullanma, belirli gruplara açıktı ve 200 binden fazla vatandaş erken oy pusulası talep etti.
2021'de yeniden seçilen, Sosyal Demokrasi Partisi (PSD) tarafından desteklenen Cumhurbaşkanı Marcelo Rebelo de Sousa anayasal olarak üçüncü bir dönem için aday olması mümkün değildi ve başkanlığına yönelik kamuoyu desteği de zaman içinde azaldı. 2024 parlamento seçimlerinin ardından siyasi manzara önemli ölçüde değişti. Adı Sosyal Demokrasi Partisi olmasına rağmen, bu liberal-muhafazakâr siyasi akım, Nisan 2024’te Luís Montenegro’ya azınlık hükümetinin başbakanlık görevini kazandırdı. Mart 2025’te güvenoylamasını kaybedince seçime gidildi ve Montenegro tekrar koalisyon yerine azınlık hükümeti kurdu.
Seçim için toplamda 14 aday başvuruda bulundu ve 11 aday resmi oylamaya dahil edildi. Başlıca adayları sıralayacak olursak öne çıkan dört kişi vardı: Bağımsız aday COVID-19 aşılama çabalarına liderlik eden, Henrique Gouveia e Melo; PSD'nin eski lideri Luís Marques Mendes; Sosyalist Parti (PS) tarafından desteklenen eski parti lideri António José Seguro; ve aşırı sağ Chega partisinin lideri André Ventura.
Birinci tur sonuçlarına baktığımızda Sosyalist Parti’nin adayı Seguro %31 ile en çok oyu alırken, Ventura %23,5 ile ikinci oldu. Diğer sonuçlara bakacak olursak Gouveia e Melo %12, Marques Mendes sadece %11 ile hükümet destekli bir aday için rekor düşük oran alabildi.
Kampanya öncesi dönemde, Gouveia e Melo'nun olası adaylığı hakkında spekülasyonlar yapıldı ve PSD ve PS’de kapsamlı iç tartışmalar yaşadı. Diğer potansiyel adayların çekilmesi veya desteğini kaybetmesinin ardından Seguro, PS adayı olarak seçildi. Sol, birleşik bir aday üzerinde uzlaşmaya varamadı ve her parti kendi adayını seçmene sundu.
Başlıca televizyon kanalları adaylar arasında tartışmalara ev sahipliği yaparken kampanya konuları arasında sağlık hizmetleri, göçmenlik, iş hukuku, başkanlık yetkisi, anayasa reformu, dış politika ve siyasi istikrar yer aldı. Kampanya, Ventura'nın ayrımcı posterleri kaldırmasını gerektiren bir mahkeme kararı ve başka bir adaya yönelik cinsel taciz iddiaları gibi tartışmalarla sürdü.
Hiçbir aday mutlak çoğunluğu sağlayamadığı için Seguro ve Ventura arasında ikinci tur seçim yapılacak; bu, Portekiz tarihinde bu tür bir olayın ikinci kez gerçekleşmesi anlamına gelmekte. Diktatörlükten demokrasiye geçiş sürecindeki son yarım asırda sadece 1986 seçimlerinde ikinci tura gerek kalmıştı, zira ilk turda bir aday oyların 50%sinden fazlasını almayı başarmıştı.
Seçmen katılımına yurtdışını da katarsak %52'ye ulaşarak önceki seçime göre %13 puanlık bir artış gösterdi. Ülke içindeki katılım oranı ise daha da yüksek, %61,5 oldu ve bu, son yirmi yılda kaydedilen en yüksek seviye.
Seguro ve Ventura arasındaki ikinci tur seçim 8 Şubat’ta yapılacak. Seguro, çoğu ilçe ve belediyeyi kazanmış olmanın avantajını kullanmayı umarken, Ventura ise yurtdışı seçmenlerden aldığı önemli desteği artırmayı hedefliyor.
Demeçlerinde Seguro birlik ve demokrasiyi vurgularken, Ventura kendisini sosyalist olmayan bloğun temsilcisi olarak konumlandırdı. Diğer adaylar yenilgiyi kabul ederken, bazıları da Seguro'yu destekledi. Sosyalist olmayan ama aşırı sağa hiç sıcak bakmayan seçmenin Seguro’yu tercih edeceği yüksek bir olasılık. Açıkça ifade etmek gerekirse Ventura’nın ikinci turu kazanması ya fevkalade zor veya imkânsız.
Bu seçim, yüksek seçmen katılımı, alışılmadık bir şekilde ikinci tur yapılması ve gelişen siyasi ittifaklar nedeniyle oldukça dikkat çekiciydi. Sonuçlar, yerleşik partilerin bağımsız ve popülist adaylardan gelen zorluklarla karşılaşmasıyla Portekiz siyasetinde hem sürekliliği hem de değişimi gösterdiğini söyleyebiliriz. Kampanya, ulusal konuları ön plana çıkardı ve başkanlığın Portekiz siyasi sistemindeki değişen rolünün altını çizdi. Son sözü Portekiz halkı pazar akşamı söylemiş olacak.