1980 öncesi günler, haftalar,aylar öncesinde,ülkemiz tam bir çıkmazın içine sürüklenmişti.
Can güvenliği tamamen yok olma noktasına gelmiş,tesadüfen yaşamaya çalışıyorduk.Yurdun birçok ilinde terör tepe noktasındaydı.Kurtarılmış bölgeler,mahallelere, öyle kafan estiği gibi giremez duruma gelmiştik.
Birçok mahallede genç,yaşlı,çocuk, ölüm korkusu,baskınlar nedeni ile gece,gündüz nöbet tutar haldeydik.
Siyasiler kısır çekişme ve boş laflar ile günü kurtarıyor,can güvenliği yok olmuş,tam bir bölünmenin eşiğine gelmiştik.
Genç,yaşlı,erkekler,kadınlar,kızlar sabah evden çıkarken helaleşirdi.Tam bir veresiye yaşam içindeydik.
İşte ne olduysa 12 Eylül 1980 sabahına uyandığımızda,sanki bir el,efsaneye göre,”Musa peygamber, Kızıldeniz'e asası ile vurmuş, deniz ikiye yarılmış, İsrailoğulları karşıya geçtikten sonra grubu takip eden Firavun ve askerleri üzerlerine kapanan denizin altında kalarak boğulmuşlar”.
Sanki bir el yada eller,bizim ülkemizde ki terörü de bu şekilde bir anda bitirmişti sanmıştık!!!.
Oysaki asıl terör Kenan Evren yönetimi ile çıtayı yükseltip,binlerce insanın ölümüne ,sakat kalmasına,çocukların anne ve babalarını kaybetmesine sebep olup,idamlar ile tarihe silinmez lekeler bırakmıştı.
Evren,”Allah,kuran “diye her seferinde tüm ülkeyi gezip din’ide araya katıp,insanları bilimden,fende,sanattan uzaklaştırmıştı.
Özellikle Mustafa Kemal Atatürk'ün ilkelerini (doğru bir şekilde değil) yalan yanlış,anlatıp mitinglerinde kullanmış, tam bir korku imparatorluğunu kurmuştu.
Hapishanelerde inanılmaz işkenceler,birçok gencin hayatını mahvetmişti,gencecik yaşamlar idam ile bu hayattan koparılmıştı.
Bu cuntacılarla,ülkede terör bitmişti ama birçok insan, sevmediği,gıcık olduğu yakınını,komşusunu,gençleri ispiyonlayan bir güruha dönüştürülmüştü.
Gençler, sanattan ve bilimden uzak kalsın,soru sormasın,sorgulamasını unutsun diye, her fırsatta futbol ile zaman geçirmesinin, uyutulmanın yolunu açmıştı.
Evren cuntasını sorgulamak şöyle dursun, tek adamlığını iyice güçlendirip halkı yeniden ayrıştırma konusunda çok başarılı bir yol izlemişti.
12 Eylül tamiri zor yıkıntılar bırakarak,ülkemizi çok çok geriye götürmüştü.
Neyseki dirençli,bilimin ve sanatın içinde birçok aydın bu gidişe canlarını yitirme pahasına dik durarak birçok konuda Evren sultasını durdurmayı başarmıştır.
Şarkıcı,”Alpay” In söylediği “Eylülde gel”şarkısı ,Kenan Evrenin 12 Eylül darbesi gibi değildi.
“Alpay “bizim yok olmaya yüz tutmuş ruhumuza her zaman sesi ve şarkısı ile melhem olmuştu.
Alpay, Eylül'de sen gel, ama Evren, sen gelme demişti.
***
EYLÜL'DE GEL
Tatil geldiği zaman,Ağlarım ben inan
Gidiyorsun işte,Arkana bakmadan
Nasıl geçer bu yaz,Ne olur bana yaz
Sen, sen, sen,Sen bir ömre bedel
Yok, yok, yok,Gitme, gitme gel
Eylül'de gel.
Okul yolu sensiz,Ölüm kadar sessiz
Geçtim o yoldan dün,İçim doldu hüzün
Yapraklar solarken,Adını anarken
Bekletme ne olur,Gelmek zamanı gel
Yok, yok, yok,Gitme, gitme gel
Eylül'de gel.
Eylül'de okul yoluna,Konuşmadan yürüyelim
Gireyim koluna,Görenler dönmüş
Hem de mutlu diyecekler,Ağaçlar sevinçten başımıza
Konfet gibi yaprak dökülecekler,Yaprak dökecekler.”Beste: Fecri Ebcioğlu
****
Evren cuntası,yıllarca bizlere, hep acıyı,üzüntüyü,işkenceleri,yok oluşları hatırlattı,sonunda defolup gitti.
Ama “Alpay”bizlere ruhumuzun tedavisini yapan “Eylülde gel”şarkısı ile her zaman güzelliği,aşkı kulaklarımıza haykırmaya devam edecek.