Rockefeller ailesini bilirsiniz, hani şu kıraathane muhabbetlerinin baş aktörü olan aile… İşte o ailenin en büyüğü bir abi var John Davison Rockefeller…

Bu abi yaşlanıp evine çekilince, olumsuz gelişmelerden etkilenip sağlığı bozulmasın diye, doktor tavsiyesi üzerine dalkavukları bu abiye pembe gazete hazırlarlar. Gazetede, sahibi olduğu petrol kuyularında rekor üretim sağlandığı, desteklediği Cumhuriyetçi adayın eyaletlerde Demokratlara karşı ezici zafer kazandığı, hatta o hafta rakibinden fark yiyen Virginia futbol takımının rakibini sahadan sildiği gibi doğru olmayan haberler yer alır. Abiyi 98 yaşında, ekstra sağlık sorunu yaşamadan bir şekilde idare ederler.

Şimdi neden bunları yazdığıma gelince… Neden olacak ülkemizdeki pembe dalkavuklardan yüzünden. Dalkavuğun pembesi mi olur? El-cevap; bal gibi olur.

Kimisi pespembedir hatta. Ülkede yer yerinden oynamış, sporundan ekonomisine kadar her şey tepetaklak olmuşken, dalkavukluk yaptığı kişiye her şeyin son derece yolunda olduğunu, muhaliflerin yalan söylediğini, birkaç önemsiz (!) olayın da dış güçler yüzünden gerçekleştiğini söyler.

 Emeklileri, asgari ücretlileri falan Rio Karnavalında eğleniyormuş gibi anlatır. İşsizliğin keyfi olduğunu, insanların iş beğenmediğini vurgular.

  Kadınlar birer sivrisinekmiş gibi patır patır öldürülürken takdir– i ilahi muamelesi yapar. Trafik kavgalarında birbirini kevgire çeviren adamlardan bahsetmez. Toplumun bir delilik halinde olduğunu, linç kültürünün ülkenin en ortasına yerleştiğini anlatmaz. Göz göre göre hastanelerde katledilen bebekler yoktur onun için. Ülkedeki arş – ı âleme çıkan antidepresan tüketimi de dış güçlerin oyunudur. Şehir hastanelerinin hasta garantisi yoktur, sağlık sistemi bedavadır, herkes çok kolay randevu bulur, ülkedeki doktor fazlasından yurt dışına doktor ihraç eder durumdayızdır.

Ülke, tüm dünya mafyasının hesaplaşma coğrafyası olmuşken, bunların turizm cenneti olmamıza bağlar. Mülteci akınını, demografik saatli bombayı falan dünya lideri olmamızla özdeşleştirir.

 Enflasyon, paranın değer kaybı, fahiş fiyat artışları, açgözlü esnaf falan yoktur asla. Ülkedeki orta gelir üzeri %15, onun için %100 demektir. Her sıkıştığında alışveriş merkezlerinin, plajların, kafelerin doluluğundan dem vurur. Pırlantacıların önündeki kuyruğu görür, ucuz ekmek büfelerinin önündekini es geçer. Dubai çikolatasının tüketiminden bahsederken, boş baklava üretildiğini görmez, et yemenin hayal olduğunu o hayali gerçekleştiren az sayıda insanın, tavuk kemiği ve domuz eti arası bir şey tükettiğini anlamak işine gelmez.

 İflas eden şirketlerden bahsetmez, kepenk kapatan esnafın varlığını görmek istemez. Varsa yoksa kara para akladığı çok belli olan, bir anda büyüyen, ihale zenginlerinin mekânlarıdır.

 Toplanan trilyonlarca dolar verginin nereye gittiğini sorgulamaz, yapılan her yatırımı kendi cebinden yapıyormuş gibi bahseder. Yapılan yatırımlara verilen garantileri görmez, affedilen vergilerden hiç haberi yoktur.

 Kendinden pembe dalkavuk olsun da istemez. Yeni palazlanan bir dalkavuk gelirse, ayağını kaydırır. Yetmez itibarsızlaştırır, toplumun önüne atar, itin mabadıyla muhatap eder.

Gün gelir güç el değiştirir. Yalakalık yapılan gider. Sanır mısınız ki pespembe dalkavuk işsiz kalır. Ya yeni gelene en pembe olur ya da birilerinin kulağına; ne kadar büyük lider olduğunu fısıldamaya başlar. Yemi yutarsa yeni isim için pembeleşmeye başlar. Kulak memesi kıvamına getirdikten sonra zeytinyağıyla terbiye eder, beşamel sosla süsler ve fırına verir. Kısık ateşte pişirdikten sonra servis eder, toplum yedikçe aslında kendisi semirir, bu devran böyle sürüp gider…