İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM'deki haftalık grup toplantısında fon vurgunu, ekonomik sorunlar, İmralı’da Öcalan’ın ayrı eve çıkışını ve diğer gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Dervişoğlu'nun, Anıtkabir'deki 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı töreninde, merdivenlerden inmeye çalışan MHP lideri Devlet Bahçeli'nin koluna girdiği anlar gündem olmuştu.
O görüntülere dair kürsüden yeni mesajlar veren Dervişoğlu, "Dün neredeysek, bugün de aynı yerdeyiz. Bölen başkaları olacak, bizler kucaklamaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

Öte yandan Dervişoğlu, Genel Kurul'a gelecek Mekke Anlaşması'na İYİ Parti olarak "hayır" diyeceklerini açıkladı.
Ekonomi yönetimini de hedef alan Dervişoğlu, yatırım fonları üzerinden yaşandığını iddia ettiği usulsüzlüklere dikkat çekti.
Borsada iki ay içerisinde 173 milyar dolarlık değer kaybı yaşandığını ileri süren İYİ Parti lideri, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Borsa İstanbul, BDDK ve MASAK'ın denetim sorumluluklarının araştırılmasını istedi.
Türkiye'deki yönetim anlayışını eleştiren Dervişoğlu, "Bugün siyaset içinde bir siyaset vardır, yönetim içinde bir yönetim vardır. İktidar içinde bir iktidar, devlet içinde bir devlet vardır" dedi.
İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu, Türkiye’yi Erdoğan’ın değil, bürokratik çetenin yönettiğini belirterek şunları söyledi. ”Fon vurgununun üzerinden neredeyse iki ay geçti. Bu meselede sorumluluğu olan kamu görevlilerine bakın, bu vurgundan payını alan siyasetçilere bakın, bu vurgunu aklayıp meşrulaştıran gazetelere, gazetecilere bakın. Sanki millete karşı bir suç işlememişler de, Erdoğan’a karşı hadsizlik yapmış, ayıp etmişler gibi muamele görmektedirler.
Bu yüzden cezalarını çekmek yerine, nedamet getirip tövbe etmeleri beklenmektedir.
Bu fon vurgunu, iktidara yakın olanın kamuya hesap vermeyeceği bilindiği için yaşanmıştır. Aynı cezasızlık, daha nice vurgunun da kapısını aralamaktadır. 50-60 vekil, valiler, hakimler, yüksek bürokratlar bu işin içinde deniyor. Listeler elinizde ise milletten niye saklıyorsunuz?
Kimdir bunlar? Suçtan muaf, cezadan münezzeh olanlar mı?
İkinci olarak bu rejim, artık halka değil, bürokrasiye dayanmaktadır. Aziz milletim ben size Erdoğan’ın hikayesini hatırlatayım:
Çıraklık dediği ilk döneminde, güya bürokratik oligarşiye karşı mücadele etti. Kalfalık dediği dönemde, kendi bürokratik oligarşisini yarattı.
Ustalık dediği bu dönemdeyse, kendi yarattığı bürokratik çeteye teslim oldu. Türkiye’yi artık Erdoğan değil, o bürokratik çete yönetiyor. Bugüne kadar kral çıplak diyordum... Bu saatten sonra diyorum ki, Kral tutsak! Kral tutsak! Kral tutsaktır diyorum.”




