Türkiye’de kadına yönelik şiddet haberlerinin medyada yer almadığı gün yok gibi. Yasal düzenlemeler, kampanyalar, uyarılara rağmen şiddet hız kesmiyor. Artık ülkemizde kadın cinayetleri bir kader olmaktan çıkarılmalı.

Türkiye’de kadına yönelik şiddet haberlerinin medyada yer almadığı gün yok gibi. Yasal düzenlemeler, kampanyalar, uyarılara rağmen şiddet hız kesmiyor. Artık ülkemizde kadın cinayetleri bir kader olmaktan çıkarılmalı.

Kadınlar kadın oldukları için öldürülüyorlar. Tek suçları kadın olmak. Neredeyse her gün bir veya daha fazla kadının eski kocası veya sevgilisi tarafından yani tanıdığı bir erkek tarafından öldürüldüğünü duyuyoruz, okuyoruz.Türkiye’de kadın cinayetlerini durdurma mücadelesini 11 yıldır sürdüren Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun raporuna göre de 2021 Eylül ayında 26 kadın erkekler tarafından öldürüldü.19 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu.

Platformun Eylül ayına ilişkin raporunda “Bu ay 26 kadın cinayeti işlenmiş, 19 kadın şüpheli bir şekilde ölü bulunmuştur. Öldürülen 26 kadından 16’sının hangi bahaneyle öldürüldüğü tespit edilemedi, 10’u da boşanmak istemek, barışmayı reddetmek, evlenmeyi reddetmek, ilişkiyi reddetmek gibi kendi hayatına dair karar almak istemesi bahanesi ile öldürüldü. 16 kadının hangi bahaneyle öldürüldüğünün tespit edilememesi, kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin görünmez kılınmasının bir sonucudur. Kadınların kim tarafından, neden öldürüldüğü tespit edilmedikçe; adil yargılama yapılmayıp şüpheli, sanık ve katiller caydırıcı cezalar almadıkça, önleyici tedbirler uygulanmadıkça şiddet boyut değiştirerek sürmeye devam ediyor” denildi

Ankara Barosu avukatlarından, yazar Canan Yaşar, geçtiğimiz günlerde “Şiddetsiz Toplum Derneği” merkezinde , kitaplarını imzaladı. Ayrıca, katılımcılarla bir söyleşi gerçekleştirdi.

Pandemi döneminin kadına ayrı bir darbe vurduğunu belirten Avukat Canan Yaşar söyleşi de kadına şiddet konusunda şunları dile getirdi:

“Kovid-19 pandemisi sürecinde yaşananlar ve altını çizerek söyleyeceğim alınan önlemler, var olan toplumsal eşitsizlikleri daha da derinleştirerek zaten güvencesiz bir yaşama mahkum olan tüm toplumsal grupların kırılganlığını biraz daha arttırdı. Fakat bu gün burada sürecin toplumsal cinsiyet farklılığına dayalı eşitsizlikler boyutunu konuşacağız. Çünkü o cephede durum epeyce vahim. Ne yazık ki dünyada ve ülkemizde bu izole hayatta, kadını ve emekçiyi koruma konusunda sistem tam anlamıyla sınıfta kalmıştır.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği zaten yakın tarihlerde daha da kökleşerek artan bir sorunken pandemi ile birlikte bir boyut atladı. Hatta bazı kazanımların başa dönüşüne, kaybedilişlerine şahit olduk. 2019 yılından bu yana bunlara en somut fotoğraf, İstanbul sözleşmesinin tek taraflı feshi ve pandemi tedbiri olarak cezaevlerinin boşaltılması oldu diyebiliriz. . Bu infaz paketleri ile pek çok şiddet suçlusu tekrar evine döndü, belki daha da bileylenmiş olarak döndü. Tahliyelerde kadına, aileye şiddet suçluları kapsam dışı olacak denilse de sonuçta yasalarda kadına karşı işlenen suç diye bir madde yok.. Yaralama, hakaret, gibi maddeler var ki bu da çoğu tahliyelerin önünü kesemedi. Üstüne evden uzaklaştırma emniyet tedbiri kararları verilmesinde hakimlere daha dikkatli olmaları tavsiye edildi, yani şiddet yanlıları evde kalmaya devam etti. Ülkemizde 2020, kadın cinayetinde gerçek talihsizlik yılıdır. Günde ortalama 3 kadın cinayetinden söz ediyoruz. Şiddetten çıktı artık olay. İstatistik boyutuna geldi bu cins kırım. Sistematik bir cins kırım.”

Bu arada Voleybol Sultanlar Ligi temsilcisi Aydın Büyükşehir Belediyespor, yeni sezon formalarında kadına şiddete dikkat çekti. Aydın temsilcisi, kadına şiddete karşı farkındalık yaratmak için formasında simgesel bir logoya yer verdi. Aydın’ın Sultanları, aldığı her sayı ile şiddete, ‘Dur’ diyecek.

Sanat ve sporun iyileştirici gücüne inandıklarını ve bunu toplumun gelişimi için gerekli gördüklerini belirten Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, “Toplumsal sorunların çözümü için cesur ve kararlı olmak zorundayız. Kadına karşı şiddet bir toplumsal sorunumuzdur. Bunun önüne geçebilmek için özellikle caydırıcı hukuki yaptırımların alınmasını sağlamamız gerekiyor. Bu işin bir yanı, bir de farkındalık oluşturup şiddet olayı gerçekleşmeden önce önüne geçmeliyiz. Bunun için de eğitici faaliyetlerin yanı sıra, sanat ve sporun gücünü kullanmamız lazım. Bu çerçevede Aydın’ın Sultanları formalarında simgesel bir çalışma yaptı. Kentimizin gururu olan Sultanların aldığı her sayı, kadına şiddete karşı alınmış zafer olacaktır” dedi.

Yasalar gereği gibi uygulanmadıkça bu kısır döngü böyle sürüp gider. Artık ülkemizde kadına yönelik şiddet dursun, kadın cinayetleri kader olmaktan çıksın. İstanbul Sözleşmesi yaşatır. Kadın hakları mücadelesinde dayanışma arttıkça umut da artıyor.