İşverende şaşırdı, işçi de. Alınan ücret her iki kanuna göre aynı, yemek yemeye gelince farklı. Okuyucular şaşıracaktır. Bu nedir diye. Anlatalım.

Gelir Vergisi Kanunu’numuzda kazançlar vergilendirilir. İşçinin de kazancı emeğinin karşılığı ücrettir. Asgari ücretin üzerinde alınan bir ücret vergiye tabidir. Asgari ücret vergi dışıdır. Yani vergiden istisnadır.
Sosyal Sigortalar Kanunu’na göre işçinin aldığı ücretten kurum giderleri ile çalışanların sağlık ve emeklilik günlerini karşılamak üzere prim adı altında belirli oranlarda kesintiler yapılır.

Her iki kanunda da bazı ücretler, kurumlarca belirlenerek istisna edilmektedirler. İşte bizim bahsettiğimiz konu da bu istisna edilen tutar. Yani işveren tarafından, işçiye verilen fiili çalışma günlerindeki YEMEK BEDELİ.
Ne güzel işte işveren, işçisinin beslenmesi için bir bedel ödüyor, işçi de hiç değilse bu pahalılıkta öğlen karnını doyuruyor diyebilirsiniz.

Haklısınız, işçi çalışıyor enerji sarf ediyor ve bu enerjisini yeniden elde edebilmek için beslenmesi gerekmektedir. Ama gelin görün ki, SGK ve Gelir Vergisi Kanunun da bu verilen yemek bedellerinin belirli bir tutarı geçmesi durumunda hem vergiye tabi, hem de SGK tarafından prim kesintisine tabi. Bunu da anladık.

Ama iş bununla bitmiyor. Yemek aynı verilen tutarlar farklı. Böyle olunca SGK ve Gelir Vergisi, kesinti yapmak için birbirinden ayrılıyor. SGK diyor ki, nakit olarak işçiye bir günlük tutar olarak verilen 158,00 TL’den fazla verirsen ben bunu ücret gibi değerlendiririm ve üzerinde verilen tutardan prim keserim.
Gelir Vergisi Kanunu ise yok diyor ben, 158,00 TL değil 240,00 TL’yi dikkate alırım. Yani işveren işçiye nakit olarak 240,00 TL verirse, vergiye tabi tutmam. Ama 240,00 TL’nin üzerinde yani 1 TL fazla verirse vergiye tabi tutarım.

Gel de işin içinden çık. Her ikisi de bu ülkenin kurumu, ülkenin koşullarını her iki kurumda az çok biliyorlar.
İşçiye, işverenin vereceği yemek bedeline gelince farklılaşıyorlar.
İşveren, işçiye hangi tutarı yemek bedeli olarak vereceğini şaşırıyor. İşçi ise hangi bedeli alırsa karnını doyurabileceğini düşünüyor.

Bu farklılık yeniden gözden geçirilmelidir.

Ayrı ayrı olarak belirlenen tutarlar aynılaştırılmalıdır.

İşverenin tereddütte kalmasına, işçinin ise hangi tutarı alırsa bir öğün yemek yiyebileceğini düşünmesine varacak bir tutumdan vazgeçilmeli. Kurumların güvenini artıracak bir uyumun sağlanması olarak düşünülüp, SGK kararını gözden geçirerek en azından Gelir vergisindeki istisna tutarı olan 240,00 TL benimsenmelidir.