GONCAGÜL KONAŞ
Bal, tarih boyunca hem besleyici hem de tedavi edici özellikleriyle bilinen ve değer verilen bir gıda maddesi olmuştur. Son birkaç on yılda, özellikle de COVID-19 pandemisi sonrası, bal ve diğer arı ürünlerine olan ilgi büyük ölçüde artmıştır. Kastamonu Üniversitesi Fen Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Talip Çeter, bu artan talep ve üretim sürecinde karşılaşılan sorunlara dikkat çekti.
“ÜLKEMİZDE BAL ÜRETİMİ VE TÜKETİMİ ÖNEMLİ ÖLÇÜDE ARTTI”
Prof. Dr. Çeter, "Bu talep artışına paralel olarak ülkemizde bal üretimi de önemli ölçüde yükselmiştir. Ülkemizdeki arılı kovan sayısı TÜİK verilerine göre 1991 yılında 3.161.583 iken 2023 yılında 8.969.387’ye yükselmiştir," dedi. Ancak bu artış, bazı olumsuz durumları da beraberinde getirmiştir. Bilinçsiz üreticilerin çoğalması ve hileli üretim yöntemleri, bal kalitesini ve tüketici sağlığını tehdit etmektedir.
HİLELİ BAL ÜRETİMİ VE KALİTE SORUNLARI
Balın nektar yerine dışarıdan verilen şeker şurupları ile üretilmesi en yaygın hilelerden biridir. Prof. Dr. Çeter, bu konuda şunları belirtti: "Bu şekilde üretilen ballar, nektardan gelecek birçok fenolik asitlerin, flavonoidlerin ve vitaminlerin balda bulunmamasına neden olduğu gibi arıların nektarı olgunlaştırmak için kullandığı kendi enzimlerinden de yoksun olmaktadır." Ayrıca, bu balların kendine ait aromasına sahip olmadıkları için tat ve koku özellikleri ile de tüketicilere hitap etmediğini ekledi.
“KRİSTALLEŞMİŞ BAL SAHTE BAL DEĞİLDİR”
Balın kristalize olmaması için bazı arıcılar tarafından bala ısı uygulanmakta ve bu ısının 40°C’nin üzerine çıkması, HMF (Hidroksimetilfurfural) gibi tehlikeli maddelerin miktarının artmasına ve diastaz gibi enzimlerin oranında düşüşe neden olmaktadır. Bu durum, balın kalitesini ve sağlık açısından güvenilirliğini olumsuz etkilemektedir. Prof. Dr. Çeter, "Balda meydana gelen kristalleşmeler tüketiciler tarafından balın şekerlenmesi olarak adlandırılmakta ve bu ballar sahte bal olarak düşünülmektedir. Oysaki kristalleşme, genel olarak bal içerisinde doğal olarak bulunan glikozdan kaynaklanmaktır," ifadelerini kullandı.
Arı hastalıklarının mücadelesinde kullanılan ve Bakanlık tarafından izin verilmemiş ilaçların kullanılması ya da izin verilen doğru ilaçların yanlış kullanımları da bu kimyasalların bala geçmesine neden olabilmektedir. Prof. Dr. Çeter, "İnsan sağlığı için oldukça zararı olabilen bu ilaçların tespiti ise sadece laboratuvar ortamında yapılabilmektedir. Bunun haricinde tüketiciler tarafından fark edilebilmesi ne yazık ki mümkün değildir," diye belirtti.
“MONOFLORAL BALLAR TEHLİKELİ MADDELER İÇEREBİLİR”
Monofloral bal adı verilen kestane, kekik ve ıhlamur balı gibi tek bir çiçek nektarının baskın olduğu ballar, özellikle sağlık desteği amaçlı olarak tercih edilmektedir. Ancak bu ballar da tehlikeli maddeler içerebilir. Prof. Dr. Çeter, "Diğer bitki nektarları ile güzel avrat otu (Atropa belladona) nektarı karıştığında içerdiği atropin maddesi nedeniyle ölüme kadar varabilen ciddi zehirlenmeler görülebilir," dedi.
“BALLARIN KALİTESİNİ ARAŞTIRMA PROJESİ”
Kastamonu Üniversitesi Merkezi Araştırma Laboratuvarı, balın kalitesini ortaya koyabilecek hemen hemen tüm analizleri akredite bir şekilde yapmaktadır. Prof. Dr. Çeter’in yürütücülüğünde yapılan çalışmalar, bölge arıcılığına önemli katkılar sağlamaktadır. Bu kapsamda hazırlanan "Batı Karadeniz Bölgesine Ait Bal ve Propolislerin Fiziko-kimyasal ve Palinolojik Özelliklerinin Tespiti ile Balların Kalitesi ve Rekoltesinin Araştırılması" projesi ile bölgenin kapsamlı bir bal ve propolis haritası çıkarılmakta ve bal rekolte ve kalitesinin metrolojik parametreler ve uzaktan algılama sistemleri ile önceden tahmin edilmesi üzerine çalışmalar yapılmaktadır.
Ayrıca, "Karadeniz Bölgesinde Üretilen Kestane Ballarının Antimikrobiyal, Antioksidan ve Palinolojik Özelliklerinin Belirlenmesi" adlı projede, tüm Karadeniz bölgesi özelinde kestane balının katma değerinin yükseltilmesine yönelik çalışmalar yürütülmektedir. Bu projelerin yanı sıra, bölümdeki lisans ve lisansüstü öğrenciler tarafından bölgenin bal, propolis ve arı poleni gibi her türlü arı ürünleri üzerine araştırmalar yapılmaktadır.
Prof. Dr. Çeter, arı ürünlerinin artan ekonomik değeriyle birlikte yapılan hilelerin oldukça çeşitlendiğini ve tespit edilmesinin zorlaştığını belirterek, "Bu konuda tüketicilerin bilinçlendirilmesi arıcılık açısından oldukça değerlidir," dedi. Ayrıca, balın kalitesinin korunması ve sürdürülebilir üretim uygulamalarının teşvik edilmesi, sadece tüketici güvenliği için değil, aynı zamanda arıcılık sektörünün uzun vadeli başarısı için de büyük önem taşımaktadır.ar