EBRU APALAK

Hayat pahalılığı, düşük maaşlar, artan sağlık giderleri… Türkiye'de milyonlarca emekli, her geçen gün derinleşen ekonomik krizin en ağır yükünü taşıyor. SONSÖZ’e konuşan Tüm Emeklilerin Sendikası Merkez Temsilciler Kurulu Üyesi Ayşe Akgül’e göre, emekliler yalnızca temel ihtiyaçlarını karşılayamamakla kalmıyor; aynı zamanda ruhsal ve fiziksel sağlıklarını da kaybetme riskiyle karşı karşıya. Akgül, gerçek enflasyonla bağdaşmayan maaş artışlarının, sosyal desteklerin yetersizliğinin ve sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sorunların emekliyi her yönden kuşattığını söyledi.

- Türkiye’de emeklilerin yaşam koşulları son yıllarda nasıl değişti? Sizce bu değişimde en belirleyici faktörler neler oldu?

- Ayşe Akgül: Emeklilerin yaşam koşulları, son yıllarda ekonomik, sosyal ve siyasi gelişmelere bağlı olarak önemli değişimler geçirmiştir. 80'li yıllarda sosyal güvenlik sistemlerinin kapsamı dardı. Hizmet desteği sınırlı düzeydeydi. Emekli maaşları, ancak temel ihtiyaçları karşılamaya yetiyordu. Şimdi maaşlar açlık sınırının altında kaldı. 1980 ile 2000 yılları arasında şehirleşmeye paralel, nüfusun giderek yaşlanması ile emekli sayısı arttı. Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu ve BAĞ-KUR gibi sosyal güvenlik kurumları sayesinde emeklilik sistemi de değişmiş oldu. 90'lı yıllarda meydana gelen büyük ekonomik kriz nedeniyle emekli maaş oranları düştü. 2006'da sosyal güvenlik kurumlarının SGK adıyla tek çatı altında birleşmesiyle standartlarla emeklilik yaşı 2008 reformlarıyla yükseltildi. Aylık bağlanma oranları düşürüldü. Yeni emekli olanlar çok düşük oranlarda maaş almaya başladılar. Süreç içinde AKP iktidarıyla birlikte emeklinin maaşı her geçen gün tırpanlandı. Son yıllardaki hayat pahalılığı ve enflasyonun yükselişine paralel olarak sağlık, gıda ve kiradaki artış emeklinin yaşam koşullarını çok büyük oranda etkiledi. 2020'de asgari ücretle emekli maaşı birbirine yaklaştı. Bugünlerde en düşük emekli maaşı da asgari ücretin altında kaldı. Mevcut hükümet en düşük emekli maaşına yaptığı seyyanen zamlarla gelen tepkileri azaltmaya çalışsa da emeklilerin yoksullukta eşitlenmesinin önüne geçilemedi. Önümüzdeki temmuz ayında 4,5 milyon emekli (dul, yetim yakınları ve malul) sıfır zam alma durumuna düştü.

- Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı enflasyon oranları ile emekli maaşlarına yapılan zamlar arasında büyük farklar var. Bu fark emeklilerin günlük hayatına nasıl yansıyor?

- Ayşe Akgül: TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamları, gerçek enflasyonu yansıtmamaktadır. Çalışanlar ve emekliler açıklanan bu rakamlara dayalı olarak maaş zammı almaktadırlar. Gerçek hayat pahalılığı ile enflasyon oranlarının uyumsuzluğu, tüm çalışanları, emeklilerin yaşamını ve geçimini derinden etkilemektedir. TÜİK, resmi enflasyon oranlarını hesaplarken dar kapsamlı ürünlerin fiyatlarını dikkate almakta ve bu da tartışmalara neden olmaktadır. Gıda ve tüketim ürünlerinin yıllık enflasyon oranları çarşı, pazar ve market fiyatlarıyla uyuşmamakta, arada büyük bir rakam farkı oluşmaktadır. Geçen yıl 300-500 liraya dolan bir pazar filesi bugün ancak 1500-2000 liraya dolabilmektedir. Kira, elektrik, doğal gaz ve su faturalarındaki artış TÜİK’in enflasyon oranlarının çok üstündedir. Son yapılan zamlarla motorinin litre fiyatı 56, benzininki ise 52 lira olmuştur. Bu artışlar nakliye gerekçesiyle gıda ve eşya fiyatlarına yansımıştır.

Sağlıkta ilaç katkı payları yüzde 200 ile yüzde 500 oranında artmıştır. Emekli, hastaneye ve aile hekimlerine daha az oranda başvurur olmuştur. Ekonomik sıkıntılar, emeklinin fiziksel ve ruhsal sağlığını da bozmaktadır.

TÜM EMEKLİLERİN SENDİKASI, HÜKÜMETTEN NELER TALEP EDİYOR?

- Tüm Emeklilerin Sendikası, emeklilerin haklarını savunmak için nasıl mücadele ediyor? Hangi talepleriniz öncelikli?

- Ayşe Akgül: Fiili ve meşru sınıf sendikacılığını esas alan Tüm Emeklilerin Sendikası, hak alma mücadelesinde çeşitli mücadele yöntemlerini süreç içinde kullanmaktadır. Bunun için; kitlesel basın açıklamalarıyla, mitinglerle, emekliler arasında dayanışmaya, sosyal medya aracılığıyla kamuoyu oluşturmaya, yerel yönetimlerle birebir diyaloğu artırmaya ve hukuki mücadeleye ağırlık vermektedir.

Öncelikli talepler:

-Sendikal hakların tanınması ve toplu sözleşme hakkının verilmesi,

-Sağlıkta katkı payının kaldırılması,

-Elektriğe yapılan zamların geri alınması,

-2008'de uygulamaya konulan Sosyal Güvenlik Reformu’nun iptal edilmesi,

-Maaş bağlanma oranının yenilenmesi ve en düşük emekli maaşının işe yeni başlamış en düşük memur maaşına eşitlenmesi,

-Ayrım yapılmaksızın tüm emeklilere yılda dört kez asgari ücret düzeyinde ikramiye verilmesi,

-Çalışan memurlara verilen seyyanen zammın, tüm emeklilerin maaşlarına eklenmesi, emekli maaşlarının gerçek enflasyona göre artırılması.

GEÇİCİ VE SINIRLI DESTEKLER

- Türkiye’de milyonlarca emekli açlık sınırının altında maaş alıyor. Bu tabloya karşı hükümetin yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Ayşe Akgül: İktidarın emekli maaş artışları büyük oranda enflasyon farkının çok altında kalmaktadır. Yanlış bir algı yaratılarak emeklilere çok fazla ödeme yapıldığı iddiasında bulunulmaktadır. İktidar, devamlı bütçe olanaklarının sınırlı oluşundan bahsetmektedir. Öte yandan yandaş iş adamlarına, getirdiği büyük vergi aflarıyla, diğer kalemlerdeki harcamalarla da bir çelişkiyi gözler önüne sermektedir. Emekliye iki bayram öncesinde ödenen ikramiyeler de cep harçlığı seviyesinde kalmaktadır. İktidar açlık sınırı altında yaşamaya mahkum edilen emeklilerin sorunlarına çözüm üretmek yerine kısa vadeli ve sınırlı desteklerle sorunu çözmeyi hedeflemiştir. Bu durum, emeklilerin yaşam kalitesinin düşmesine ve sağlığının bozulmasına neden olmaktadır.

“ÇANKAYA BELEDİYESİ, SOSYAL BELEDİYECİLİK ANLAYIŞINI ÖNE ÇIKARMALI”

- Çankaya özelinde konuşacak olursak, Çankaya Belediyesi'nden emeklilere yönelik ne tür destekler talep ediyorsunuz?

- Ayşe Akgül: Çankaya Belediyesi’nden emeklilere yönelik şu taleplerde bulunuyoruz:

-Aylık gıda destek paketi veya alışveriş kartının verilmesi,

-Emekli kart uygulamasıyla ulaşım, kültürel etkinlik ve sağlık hizmetlerinde özel indirimlerin yapılması,

-Emeklilerin özel sosyal tesislerden yararlandırılması,

-Evde bakım hizmeti, ücretsiz fizyoterapi ve psikolojik danışmanlık verilmesi,

-Kira desteği ve belediye lojmanlarından imkanlar ölçüsünde emeklilerin yararlandırılması,

-Emekli meclislerinin kurulması ve bu meclislerin belediyedeki karar süreçlerine katılması.

Çankaya Belediyesi'nin; sağlık taramaları ve evde bakım hizmetleri, gıda, yakacak yardımı ve özel kültür gezileri gibi mevcut uygulamaları ne yazık ki her emekliye ulaşamamaktadır. Yararlanan kişi sayısı sınırlı düzeydedir. İlerleyen süreçte Çankaya Belediyesi, daha fazla sayıda emekliyi kapsayacak bir sosyal belediyecilik anlayışını öne çıkarmak zorundadır.

Muhabir: Haber Merkezi