Geriye dans edenler kaldı, ayraç kullanmadan, hatta nefessiz okuduğum kırk dokuz sayfa bir kitap. Benim gönlümde, türündeki örnekler arasında baş sırayı alan kitaplardan bir tanesi: geriye dans edenler kaldı’da Şair Ebru Güneyan, duygularıyla ve bilinciyle hayata dair her şeye dokunmuş. Herhangi bir yarışmaya girdiği jüride olsam, hiç tereddütsüz tam puan verirdim.
Ebru Güneyan’ın kitabını okuduğumda, mutluluğumu paylaşmak ve teşekkür etmek için aradığımda; bazı okurlarının yazdıklarını ‘minimal öykü’ olarak değerlendirdiğini söyledi. Editörü, Dolunay Aker’in de düz yazı formundan şiir formuna dönüştürerek yayımlamayı önerdiğini ve editörünün önerisine uyduğunu söyledi.
Aramızda geçen bu diyalogu paylaşma nedenim, siz kıymetli okuyanlarımın da kitaptan paylaştığım örnekleri okuduktan sonra düşüncelerinizi paylaşmanız içindir.
Bu arada, Güneyan Hocamın kitabının bana ulaşmasına vesile olan Yazar, öğretmen dostum, Alihan Demir’e sonsuz teşekkür ediyorum.
Kitabın arka kapağına şöyle yazıyor:
“Berrak, yüzeyde gezinen bir ses. Tahmin edilemeyen, kolay kolay kendisini açmayan, içinde dolanan hikâyeyi hemen bizimle paylaşmayan fakat bir o kadar da açık açık her şeyi söyleyen; parçaları, yıkımları, serzenişleri duyduğumuz her şeye rağmen devam etmeye çalışan bir ses: Ebru Güneyan sese dâhil olmak isteyenlerle hikâyesini paylaşmak istiyor. Olduğu gibi görünenlerin hikâyesi farklı bir melodi oluşturur. Sahne bellidir. Işık uygundur. Tını her yerdedir. Aynı sesi arayanlar eksik olanın da farkındadır: Geriye Dans Edenler Kaldı!”
Bu kadar net anlatımın üzerine ne yazılabilir ki!
Evet, hiçbir şey yazmayacağım. Köşemde, yazacağım kadar alanda Güneyan’ın üç adet şiirini siz okuyanlarımla paylaşacağım. Paylaştığım şiirler kendini şanslı hissedecekler. Böyle olunca da geride kalan şiirlerin boynu bükük kalacak. “geride dans edenler kaldı” kitabını mutlaka edinip okuyun ki şiirlerin boynu bükük kalmasın derim.
Ebru Güneyan Öğretmenim; yolunuz daha da açık olsun…
İSİMSİZ
ihtiyar ile köprüde karşılaşıyor
nereden geliyorsun
san carlos’tan
bir çift göz
bön bön bakar gibi
sesi geliyor düşmanın
uzaklardan
yankılanıyor kedi, keçi ve güvercinlerin çığlıkları
öldüler diyor ihtiyar
gözleri
hayali barselona’da köpek ve kaplumbağaları yok etmek
top atışları sürerken
ölüm korkusu ihtiyarı gülümsetti
hayvan ırkının yok oluşunu seyredip
sırada sürüngenler var dedi
faşist ruhu ile
ardına bakmadan yürüdü.
BALIKÇI
durdu balıkçının önünde
istavrit oltanın ucunda
levrek göz atıyor.
rast gelmiş yaşar usta demişti o gün
alın teri oğlum
sabaha kadar nöbetçiydim takada
z kuşağıymış uzun saçlı kız
yaşar usta alfabenin son harfini söylüyor dedimdi
balıkhanenin kokusu z kuşağının midesine vurmuş
bakamadı balıklara
derisi görünmüyor kalçasının bittiği yerde şortu
göğüsleri fırlamaya hazır
gerdanındaki kartal kaptı kapacak fırlakları
bulantılı yüzüyle fiyatını sordu
üç yüz mü?
yüz lira ile göndermiş annesi pazara
kardeşi balık yemeliymiş
soğuk hava esti pazarda
doğru evine git dedi yaşar usta
gerdanındaki kartalla köprü altına koştu, koştu
annesi seslendi
balık almadan gelme eve
türkü söylerdi babası kartallı kıza namus diye diye
kulaklarımı çınlatır çın çın…
adı değişir türkülerin
gözlerim fırlamaya hazır
vicdanımı tuttum sıkıca
köprü altına doğru
ben de koştum
koşmaya devam ediyorum.
KUMDAN KALELER
kadın taşı eline aldı
kara köpeğe atacakken
bir el seslendi:
o senin baban!
sesli bir bakış ele
yankılandı ses
taş un ufak oldu.
çalkalandı kum
kumdan kaleler yaptı vicdanı kucağında
Birkaç kez daha okuyacağımdan emin olarak, yazımı gazeteye gönderirken; Şair Ebru Güneyan’a başarılarının devamını diliyor, yeni çalışmalarını beklediğimin haberini veriyor ve “geride dans edenler kaldı” kitabını yeniden elime alıyorum.

