İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Dervişoğlu grup salonunu giriş merdivenlerinde ilk kez İYİ Parti Gençlik Kolları örgütü tarafından karşılandı. Dervişoğlu gençlerin ellerini teker teker sıkarak grup salonuna girdi.
İyi Parti Genel Başkanı sağlık çalışanlarının hak ettiği saygınlığı ve güvenli çalışma ortamını sağlamak, sağlıkta şiddeti önlemek için caydırıcı ve etkili düzenlemeleri hayata geçirmenin şart olduğunu belirtti.
“YURTTA SULH DÜNYADA SULH”
İran'a yönelik ABD-İsrail saldırılarına dikkat çeken ve iktidarın bu süreçteki tavrını eleştiren Dervişoğlu, "Bir zamanlar Lozan'da galip devletlere karşı iradesini kabul ettiren Türkiye Cumhuriyeti, bugün açık ve net bir devlet dili kullanmakta zorlanıyorsa; bunda dış dünya kadar iç irade kaybı da etkili olmuştur. Bu nedenle Atatürk'ün önce Yurtta Sulh, Dünyada Sulh sözleri ve gaflet, delalet ve hıyanet sözleri bugün yeniden anlam kazanmıştır" dedi
“S-400 MASALI ANLATILDI”
Türkiye’ye düşen füzeleri hatırlatan Dervişoğlu “Dört bir yanımızda füzeler uçuyor, topraklarımıza parçaları düşmektedir. Madem saldırı anında son kertede yine NATO sistemleri devreye girecekse bu millete S-400 masalı niye anlatılmıştır? ”diye konuştu.
“CEPHEYİ GÜÇLENDİRMEK”
Dervişoğlu’nun konuşmasının satır başları şöyle:
ABD’nin kanlı yayılmacı tarihi ortadadır. İsrail’in şeytanlıkları ortadadır. Tüm bunlara karşı durmanın yolu nedir? Elbette o devleti, önce adaletle idare etmektir. Siyasete, hürriyete imkan vermek,
Korku ve yoksulluğu milletin kaderi olmaktan çıkarmaktır. Yani “iç cepheyi” doğru yol ve yöntemlerle
“Sözde değil özde” güçlendirmektir.

Bu itibarla, Bizim tutumumuz nettir. Ne milletinin geleceğini karartanlara itibar ederiz, ne de emperyalist kuklalara. Bizim için tek meşru özne, büyük çoğunluğu kardeşimiz olan İran halkıdır.
İran halkı, özgürlüğe ve cumhuriyete layıktır. İran halkı, kendi ülkesinin geleceğine kendi iradesiyle karar vermelidir. Bu iradeyi mümkün kılacak imkanlara da sahip olmalıdır.
İRAN’IN ÇÖKÜŞÜ KİME YARAR”
Ama burada devlet aklının gerektirdiği ikinci bir hakikat daha vardır: İran’daki rejime karşı olmak başka şeydir; İran’ın çöküşünü alkışlamak başka şeydir. İran’ın çöküşü, Türkiye’nin lehine bir tablo doğurmaz. Tam tersine bölgeyi daha büyük bir kaosa sürükler. Irak’tan Filistin’e uzanan kırılgan hat daha da genişler. Afganistan-Pakistan çatışmasının etkilerini de yaygınlaştırır. 15 sene boyunca Suriye’de izlediğimizden Çok daha büyük ve sonu gelmez savaşları ortaya çıkartır. Yeni terör örgütleri ve ağları meydana gelir. Yeni parçalanma senaryoları sahaya iner.





