Devlet mallarının “özelleştirme adı altında” yerli ve yabancılara satılmasında bir işsizler ordusunun doğacağını bilmeyen var mı?
İşte çimento fabrikaları…
Ankara Çimento Fabrikası ilk özelleştirmedir. 400 işçi işten atıldı.
Ne oldu? Hepsi işsiz kaldı.
Et Balık Kurumu (EBK) özelleştirildi. Ne oldu? Yüzlerce işçi işsiz kaldı. Türkiye genelinde EBK arsaları üzerinde “ANKAMALLAR” yükseliyor.
Devlet kenara çekilmiş, halkın ödediği vergilerle kurulmuş kurum ve kuruluşları AKP yok pahasına satıyor. Tek bir işyeri açmıyor. Tek bir fabrika kurmuyor.
Özel ve güzel sektör ise hangi alanda büyük kar yapacaksa o alana yatırım yapıyor. Bankaların yabancılar tarafından kapışılmasının nedeni belli değil mi?
AKP iktidarı özelleştirdiği işyerlerinde işsiz ve aşsız kalanların bir gün kendilerini iktidardan uzaklaştıracaklarının bilincindeydiler. Bir ara formül bulunmuştu. “4-C”…
Ne idi 4-C? Özelleştirilen işyerlerinde işsiz kalanları devlet kendine bağlı işyerlerine aktaracaktı. AKP iktidarı bunun için o tarihlerde 657 sayılı Yasaya “C-4” diye bir madde ekledi. Kamu kuruluşlarına bu işsizler aktarılacaktı.
Ama nasıl olacaktı?
En az ücret dediğimiz “asgari ücretle” aktarılacaklardı. Tekel olayında olduğu gibi 20 bin Tekel İşçisinin kazanılmış hakları yok sayılarak başka kamu kuruluşlarına geçirileceklerdi. İşte sorun burada yatıyordu.
Şimdi gelelim o tarihte Başbakan olan Erdoğan’ın 30 Ocak 2010 tarihindeki TRT-1’de ki söyleşisine…
Özelleştirmeden sonra Tekel’deki İşlemler yaklaşık 2-2,5 yıllık bir süreci kapsıyor. Bu sırda o tarihte Kemal Unakıtan Maliye Bakanlığı görevinde bulunuyor.
Şimdi konuyu Erdoğan’ın konuşmasında izleyelim:
- Kemal Bey, şu andaki Türk-İş Genel başkanı (Mustafa Kumlu) ve Tekgıda-İş Sendikası Başkanı (Mustafa Türkeli) , Türk-İş yönetiminden bir arkadaşla birlikte 5-6 kişi Başbakanlıktaki odamda görüştük. Bize dediler ki ’6 ay bize müsaade edin’ biz altı ay süreyle buna tahammül ettik.
Daha sonra tekrar bir ricada bulundular. Bugüne kadar buna katlandık. Bu bizim iyi niyet göstermemizdendi. Bunlar fabrika falan değil, tütün işletme deposu, yaprak işleme deposuydu. Özelleştirme yapıldı. Şu anda yanılmıyorsam 2-3 ilde bir organizasyon var. 300-500 kişilik onlar da en geç haziranda bitecek.
Toplamda şu anda 8 bin 500 TEKEL işçisi görünüyor. Bugün son gün. Yarın bu işçilerin kıdem ve ihbar tazminatları bankaya yatıyor. 2004’te biz özelleştirme nedeniyle dışarıda açıkta kalan olmasın diye 4-C olayını gündeme getirdik.
Sendikalar, bunu gündeme getirdiğimizde başta Türk-İş olmak üzere bize teşekkür ettiler. 4-C o günden bugüne gündemdedir. Kimsenin sesi çıkmıyordu. 17-18 bin kişi şu anda 4-C kapsamında maaş alıyor. Tabii bu döneme gelince biz burada da şöyle bir şey yapalım dedik. ’Kapatma durumunda da bunları 4-C kapsamına alalım’ dedik. Yasal zorunluluk olmadığı halde.
Bu bizim bir iyi niyet göstergemizdi. Ve bu işçileri 4-C kapsamına aldık ama asgari ücret alıyorlardı. Arkadaşlara ’bunun üzerine çalışın’ dedim, çalıştılar. İlköğretim mezunlarına yaklaşık 750, orta öğretim mezunlarına 850, üniversite mezunlarına da 933 TL ücret verdik. İhbar, kıdem tazminatı, artı 4-C’deki bu çalışma süreci... Tabii bu adımlar atılırken, 4-C’ye bir işlem başladı. Enteresan olan 4-C’yi kabullenirken bizi alkışlayanlar, sevenler şimdi ’4-C’yi istemezzük’ diyorlar."
O tarihte Türk-İş Genel Başkanı Kumlu ve Tekgıda-İş Genel Başkanı Türkel, gerçekten 4-C için Başbakan Erdoğan’a teşekkür etti mi? (Devam edecek)