Yazar, Yasemin Ağırman Sönmez’in Akçağ Yayınları tarafından yayımlanmış. “Yasemin Kokulu Öyküler” isimli öykü kitabının, ön kapağının sağ alt köşesinde “2024 Yılın En İyi Öykü Kitabı Altın Başarı Ödülü” diye yazıyor. Muhtemelen yayınevinin verdiği ödül diye düşündüm. Çünkü başka bir açıklama yok. Kim tarafından ve hangi gerekçeyle verilirse verilsin “bence” ödülü hak eden bir kitap, hem de içindeki beş öyküyle ayrı ayrı.

Adıma imzalanan kitapları veriliş tarihine göre sıraya koyar öyle okurum. Sönmez’in kitabına sıra gelmemişti ama imzaladığı günden beri gerek kapağıyla gerek ismiyle hep aklımın bir köşesinde kıpırdanıyordu.

74 sayfa ve roman boyutundan küçükçe olan kitaba göz atmak için kitapların arasından aldım. Rastgele açtım, kitaptaki ikinci öykü çıktı “Sen de Göreceksin.” Bir bakımevi hikâyesiydi.

“İki gün sonra… Maria Hanım kıştan beri Nuray’ın hikâyelerini okumuş ve her birine hayran kalmıştı. Çok iyi anlaşan ve birbirini çok seven iki arkadaştan birinin diğerini çok kıskanması onu denizde boğması ve öldü süsü vermesi… Şimdi filmi çekilse izlenme rekorları kırardı. Hikâyenin sonunda kırmızı tükenmez kalemle bir başkasının el yazısıyla yazan nota bir anlam verememişti. Maria Hanım. “Sen de göreceksin Nuray!”

F02252D8 7Dbc 4Cf0 Afbe Adc0C9C08B9D

Bu bölüm insanı ters köşe eden öykünün de özeti gibiydi.

Öykünün kurgusu beni çok etkilemişti. İlk öyküden okumaya başladım. Öykü, dans yarışmasına katılan iki yarışmacının hikâyesiydi. O öyküde de öykü bitmek üzereyken okuyucu, bir heyecan kasırgasına tutuluyordu:

“Önce kimse yok mu diye bağırdım ve yardım aradım. Tuvalet alt katta olduğu için kimseye sesimi duyuramadım. Eda zangır zangır titriyor, ağzından köpükler akıyordu. Yanına yaklaştım. Kolundaki bileklikte epilepsi hastası olduğu ve kriz anında yapılması gerekenler yazıyordu. Demek bu bir sara nöbetiydi. Yazıyı hızlıca okudum: “Öncelikle sakin olun, hastanın yanından ayrılmayın, yardıma gerek varsa başkasını çağırın.” … ‘Senin için yıldız olacağım minik sincabım…’ … Öne eğilip seyirciyi selamladıktan sonra doğrulup, başımı sola çevirdim. Kostümün sol omzunu aralayıp bana bu mutluluğu yaşattığı için omzumdaki Ejderha ’ya teşekkür öpücüğü kondurdum.”

Kalan diğer üç öykü: “Marka ve Mutluluk”, “Beyaz Altın” 6 Şubat’ta yaşadığımız kara günün öyküleri ve son öykü “Yaban Gülü/Şilan” toplumdaki önyargıları irdeleyen aynı zamanda da bir aşk öyküsüydü.

Bu 74 sayfa ve beş öyküden oluşan kitap için pek çok şey yazılabilir ama ben bu kadarla yetinmek istiyorum.

Bazı kitaplar vardır, tanıtımı yeteri kadar yapılamaz. Günümüz koşullarında çoğu yazarın okurun da bildiği şeyi tekrarlayacağım. Siz alanınızın en iyisi olsanız da tanıtımınız yapılamıyorsa, geniş kitlelere ulaşamıyorsanız, açıkçası “Popüler” değilseniz, ya kitabın kapağına şöyle bir bakıp geçiliyor ya da tesadüfen okuyup kitabın içeriğinin farkına varılıyor.

Ekran Görüntüsü (774)

“Yasemin Kokulu Öyküler” kesinlikle kapağına bakıp geçilecek bir eser değil. Şiddetle okumanızı öneririm. Pişman olmayacaksınız.

Yazar, Yasemin Ağırman Sönmez, kitabın arka kapağına şöyle yazmış: “Hâlâ saklıyorum kapağında sarı civciv olan defterimi. İlk sayfasına “Yazdıklarımla anılmak isterim.” Yazmışım o vakit.

Kalk gidelim satırlarla; gidemediğimiz yerlere. Ağız dolusu söyleyelim; diyemediğimiz şeyleri. Kalk gidelim; bizden geçmeyenlere, geçemediklerimize…

Yol beni mavi sularla tanıştırdığında anladım, doğup büyüdüğüm Bozkır’ın hayal kurmak için en verimli topraklar olduğunu.

Hayal; gönle düşen ateşin, emekle harlanmasıymış/emeği harmanlamasıymış. “İnsan ölür ama ruhu ölmez” diyen Ulu Ozan Neşet Ertaş “Yolcu” türküsünde diyor ki: Hep yolcuyuz böyle gelir gideriz/Dünya senin vatanın mı yurdun mu?

“İnsanın toprağı ruhunun aynasıdır” diyor Öner Özcan.

Dervişler, “Bir lokma bir hırka.” Der.

Baki, “Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş.” Der.

Yazdıklarımla anılmak isterim”

Yazdıklarınla anılacağına ben de canı gönülden inanıyorum, Yazar, Hemşerim, Yasemin Ağırman Sönmez.

Sönmez’in daha çok öyküler yazmasını dilerken, siz kıymetli okuyanlarıma da haftaya bir başka yazarımızla buluşmak umuduyla, hoşça kalın demek istiyorum.