Araştırmacı Gazeteci, Yazar dostum Faruk Demirel’in bir kitabı daha raflarda yerini aldı. DEVRİMİ BEKLEYEN ADAM. Sevgili abim, Yazar Hasan Kıyafet’in yaşam öyküsünden kısa bir kesit diyebileceğimiz bir kitap.
Faruk Demirel’in çalışma aşamasında haberim olduğu için rahatlıkla söyleyebilirim, uzun ve zor bir araştırmanın ve çalışmanın ürünü, DEVRİMİ BEKLEYEN ADAM. Neden zor olduğunun altını çizmem gerekirse; yaklaşık doksan yıl; mücadelelerle, yazarlıkla, mahpuslukla geçen bir ömrün ve göz önünde olan bir insanın yaşamını yazmak elbette zordu. Yazılanların dışında bir şeyler bularak yazmak ise en zoruydu. Onun için, biraz söyleşi, biraz araştırma ve kaynaklardan yararlanarak DEVRİMİ BEKLEYEN ADAM ortaya çıktı.
Radyodan, yayınevinin işlerinden, kitapları basılan ya da basılacak yüzlerce dostun sorularından, sohbetlerinden ve yoğun çalışma temposundan zaman ayırarak; gazeteleri, dergileri, kitapları tarayarak, Hasan abi uygun olduğunda zaman, buldukça kendisini dinleyerek hazırlanan bir kitap. Saydığım, belki de saymayı unuttuğum bu kadar yoğunluğun arasında bu kitabı ortaya koymak kolay olmadı. Her şeye rağmen yine de Eylül 2025 yılında raflarda ve internet sitelerinde yerini aldı.

Yazar Hasan Kıyafet ile konuşan, halini hatırını soran insanlara ilk sözü “Devrimi Bekliyorum” olur.
Devrimci bilinç öylesine içine işlemiş ve öylesine yaşamıyla eşdeğer olmuş ki Hasan Kıyafet aklımıza geldiğinde Hasan Kıyafet = Devrim diye düşünürüz.
Devrimci ruh çocukluğundan başlayarak Kıyafet’in genlerine kazınmıştır. “Ortaokulda okurken yaz tatillerinde kuzu güder, sığırları otlatırdık. Ninem azık torbasına haşlanmış yumurta, yufka, yoğurt, peynir, soğan, gibi yiyecekler koyardı. Yumurta haşladığı günlerde bana sıkı sıkı uyarıda bulunurdu. ‘Yumurtayı ortadan kesince hiçbir zaman eşit olmaz; onun için kendine almak istediğin, beğendiğin parçayı daima arkadaşına vermelisin!’ derdi. Siz de bilirsiniz yumurta elips şeklinde olduğundan eşit olarak bölmek zordur. Bir tarafa sarısı ya da akı mutlaka fazla gider…”
Sol, sosyalist insanların pek çoğunun adalet duygusunda, eşitlik arayışında ve bu uğurda verdiği mücadelede aile içindeki bilinçli ya da bilinçsiz benliğine kazınmış “devrimci, eşitlikçi” bilinç vardır.
Kıyafet, söyleşisinin bir yerinde, “Sosyalist, komünist partiler başta olmak üzere çok sayıda sivil toplum örgütlerinin kuruluşunda yer aldınız ya da üyesi oldunuz. Bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz? Sorusuna, şöyle cevap veriyor: “Doğduğum gün başladı bu sempati diyebilirim. Çünkü azıcık akıl, çokça vicdan ve biraz da eğitimi olan kişinin başka seçeneği yoktur bana göre; yani emekçiden, ezilenden yana olması gereklidir.
…
“Sol düşüne, öncelikle insan olmada ileri bir evredir.”
…
Eşim Leyla ile geçmiş günleri konuşurken: “Çok çalıştık ama bir türlü bu düzeni değiştiremedik,” demiştim. Leyla da: “Merak etme Hasan, düzeni değiştiremedik ama bu düzen de bizi değiştiremedi,” demişti. Bu sözler hep aklımda kalmıştır.
Yazar Hasan Kıyafet, yazın hayatıyla ilgili konuşurken bir yerde şöyle bir şeyin altını çiziyor. Katılmamak mümkün mü? “İnsan kendini ne kadar anlatmazsa kendinden ne kadar uzaklaşırsa; akrabasını ne kadar edebiyattan uzak tutarsa o kadar iyi yazar olur. Kendimizi mümkün olduğu kadar işin uzağına çekmeliyiz. İstesek de istemesek de her yazar biraz kendisini anlatır. İnsan toplu bir fotoğrafa baktığında önce kendisi gözüne takılırmış.”

Hasan Kıyafet’in hayatını kitaplaştıran, Emekli öğretmen, Yazar Kamile Yılmaz, DEVRİMİ BEKLEYEN ADAM kitabı için yazdığı yazıda Hasan Kıyafet için şöyle yazıyor: “Hasan Kıyafet, bu kadar ünlü olduğu hâlde, kimseye tepeden bakmaz, kimseye “Ben ustayım” demez. Onlar hakkında (Leyla ve Hasan Kıyafet’i kast ediyor) kitap yazmaya kalktığımda: “Kızım kim okuyacak bizim hayatımızı, uğraşma” demişti. Oysa herkes onları merak ediyor, okumak istiyordu. Zaten kitap birkaç ayda tükendi. Boyunca kitap yazdığı ve bu konuda ustalığı kanıtlandığı hâlde, hâlâ kendini acemi kabul eden, herkesin eleştirisine değer veren bir usta. İlk romanı Komünist İmam 75 baskı yapmıştır. Hangi yazarın kitabı bu kadar değer gördü ki?”
Yine Faruk Demirel’in, 2017 yılında, Edebiyat Nöbeti Dergisi’nde yayımlanan bir yazında, Kamile Yılmaz’ın Su Gölgesi kitabından alıntıladığı yazıda şöyle diyor: “Makeranko, ‘başarının tadını tatmayan çocuk, bir zavallıdır,’ diyor. Başarının tadını tattırmamak için böyle bir sistem yarattılar. Örneğin, özel kolejde okumayan çocuklar yabancı dil çıtasını kesin atlayamazlar. Başarının tadını nasıl tadacaklar? Üç bin yıl önce Çin Kralı, ‘Krallara Öğütler’ diye kitap yazmış. ‘İnsanları bilgisiz bırakın, bilgisiz insan Tanrıya daha yakındır. İki küpü ele alın. Birisi dolu, diğeri boş olsun. Dolu küp işinize yaramaz. Oysa boş küpe istediğinizi doldurabilirsiniz. İnsanlar da böyledir. Boş insanı kullanabilirsiniz…”
DEVRİMİ BEKLEYEN ADAM kitabı için; Faruk Demirel’in bilinç ve vefa dolu yüreğinin önce Kıyafet Ailesine, sonra da insanlık ailesine bir armağanıdır diyebiliriz.
Faruk Demirel’in: Şair dostum, abim yazar Orhan Kocadağ’ın GÖKYÜZÜ PENCEREM adlı şiir kitabından alıntıladığı Hasan Kıyafet için yazdığı Gelecek Bilir şiiriyle yazımı sonlandırıyorum.
GELECEK BİLİR/Hasan KIYAFET ağabeyime
bir sevda var serinde
bedenini değil
yüreğini yakan
deryalara coşkun sular gibi akan
dayandı
direndi
düzenin zulmüne
çok bedeller ödedi
dirençli benliğiyle
gülen güleç yüzüyle
bedeninde izler taşısa da
yazı yazdı
insanlık için kitaplar
usanmadan öykünmeden
imrenilen bir azimle
şakıdı usundaki dünyası
gelecek bir gün anlayacak
o bir onur abidesi
yaşayarak yaşatarak
acılardan bal süzdü
bir görev bilinciyle
ruhunu bileyerek
Gazeteci, Yazar vefalı dostum, Faruk Demirel’e minnetle teşekkür ederken, Leyla ve Hasan Kıyafet’e de sağlıkla “Devrimi Görmelerini” diliyorum.