Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ve işleyiş genleriyle kim ve kimler ne zaman oynamaya başladılar, biliyor musunuz?
Bu soruya açık ve net bir cevap vermek gerekirse, “RTE ve ekibi oynadı” diyebilirsiniz. Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetin genleriyle oynamaya Erdoğan 2010 yılında oynamaya başladı.

Erdoğan, başbakan olup ilk Diyarbakır’a gittiğinde topluluğa şöyle dedi:
-Kürt sorunu vardır. Demokratik yollarla çözümlenecektir.
Bu açıklamalar bir başkaldırı çağrısı gibi algılandı.
Yine Erdoğan, 16 Şubat 2004 yılında Kanal D de Teke Tek programında başbakanlığı sırasında “Başkanlık sistemi, eyalet sistemi olmadan üstü kaval, altı şişhane olur” diyordu.
Başka ne diyordu?
2007 yılında Erdoğan, “hesap soracağını” söylemesinin yanından Kenan Evren’e “Sizin zamanınızda belediye başkanı olsam, İstanbul’u uçururdum” diyordu.
Kenan Evren, 2007’de Erdoğan’a şu sözlerle destek vermişti: “Türkiye ileride eyalet sistemine geçebilir. Biz istediğimiz kadar hayır diyelim, orada bir Kürt devleti var.”(Sabah, 28 Şubat 2007)
Bu sözlerin arkasında yürüyen AKP ve Edoğan, halkın ilk önce anlam veremediği “Kürt açılımını” başlattı. Arkasından terör örgütü PKK’ya Türkiye Cumhuriyeti topraklarında “Çadır Mahkemeleri” kurdurdu.
Uzatmayayım, 2004-2007 yılları aynı zamanda AKP’nin “Kürt açılımı” yaptığı yıllardı. Akılları kese “Türkiye’yi Kürtlerle genişletmek”, “Kuzey Irak’ı Türkiye ile bütünleştirmek” istiyorlardı. O hale gelmişlerdi ki Diyarbakır’da Mesut Barzani’yi davul zurna ve İbrahim Tatlıses’in türküleri ile karşılıyorlardı.
O zamanlar hatta Barzani’nin bakanı Sefin Dizai açıkça “konfederasyona gidilebileceğini” söylüyordu. Bu süreç içeride Kürt Açılımı’nı ve PKK’yle müzakereyi, dışarıda da Barzani’yle ittifakı, “Kürdistan”ı tanımayı getirdi.
26 Mart 2009’da Neçirvan Barzani bir konuşmasında, “Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanının Kürdistan’ı tanıdığını” ilan etti. Ardından Dışişleri belgelerine “Kürdistan” girmeye başladı.
Arkasından Erdoğan, 12 Eylül 2010’da yapılan halkoylamasının akşamında AKP İstanbul İl Başkanlığı’nda yaptığı konuşmada aynen şöyle dedi: “Biz ne istiyoruz? Netice. Onun için diyoruz ki bakın Batı ülkelerini şöyle bir gözden geçirin, orada hep bunları göreceksiniz, federal meclisi göreceksiniz, federal konseyi göreceksiniz.” (akparti.org.tr, 13 Eylül 2010) Yani şu bir gerçektir ki; RTE ve ekibi Atatürk İlke ve Devrimleri karışı oldukları için i Cumhuriyetin sistemini tıkadılar.
Bu nedenle RTE ve Devlet Bahçeli Zekeriya Yapıcıoğlu denilen Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı birisini Cumhur İttifakına ortak aldılar.
Şimdi HÜDA PAR’ın Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, TBMM’de yaptığı konuşmada, “özerklik ve federasyonun serbestçe tartışılabilmesini” istedi.
Zaten Erdoğan 1991 yılından bu yana eyalet sistemini yani federalizmi savunuyor. Federalizm olmadan “başkanlık sisteminin” eksik olacağını savunuyor.
RTE ve ekibi öteden beri “Kürt açılımı” yutturmacısını bunun için savunuyordu.
O dönem federalizm hedefli “açılım”ı çeşitli nedenlerle sürdüremediler ama bugün tıpkı Suriye topraklarında olduğu gibi Irak topraklarında da “tampon bölge” adı altında “özerk alanlar” istemelerini halkın bilmesi gerekiyor.
RTE ile Devlet Bahçeli’nin gündeme getirdikler yeni anayasa hazırlamaları ve bu anayasayı sürekli gündemde tutmaları federasyon, eyaletler, özerk bölgeler ve hepsinin “başkanlık sistemi” ile yönetilmesini istemekten kaynaklanıyor.
Cumhur İttifakı yapısı öyle bir yapı ki; bırakın özerkliği ve federasyonu, örneğin gazeteci Merdan Yanardağ’ın eleştirine, söylemlerine bile tahammülleri yoktur. Kendisini “terör propagandası yapmakla” suçlayarak hapse attırdılar.
Öte yandan “terörü kınama” bildirisine imza atmadığı için CHP’yi “teröre destek vermekle” suçlayan AKP-MHP yönetimi, Yapıcıoğlu’na ses çıkarmıyor.
Türkiye’de Cumhur İttifakı’nın tıkadığı Cumhuriyet sistemi böyle gidemez. Sistem daha ne kadar tıkalı olarak sürecek? Halk yoksulluktan can çekişiyor.