Salı günleri öğle yemeğinde, İstanbul'un bir yerinde, bir takım adamlar geleneksel olarak buluşurlar. Bu ritüel nasıl başladı? Fikir babası kim? Müdavimleri kimin hatırı suyuna hala özenle sürdürülüyor? Onu anlatayım... 1940 ile 1982 arasında Cumhuriyet ve Milliyet gazetelerinde 40 yıl süreyle her pazar bir mizah yazısı yazma ayrıcalığı da kendisine ait olan

“Şeyhülmuharririn” unvanlı Burhan Felek ‘Pazar sohbetleri’ havasında, politikadan uzak, yașamın diğer alanlarındaki güzelliklerini “Recebin Kahvesi " adlı mizah köşesinde yazardı. “Konsolos bey ve süs köpeği”, “Vatandaş Ahmet efendi” vb. müthiş tiplemeleri vardı. 1980 yılında Gelişim Yayınlarının sahibi Ercan Arıklı ile bir dergi çıkarmak üzere İstanbul’a gelen Ankaralı spor yazarımmHıncal Uluç’u deyim yerindeyse ahtapotun kolları sarmış ve Paris’te Cafe des Theatres işletmiş olan Ertekin Dinçay’la yolları kesişmiş. İkili birlikte Ortaköy girişindeki küçümen lastik tamircisini kafeye çevirerek yepyeni koca bir dünyanın temelini atmışlar. Recep’in kahvesi Ertekin Cafe olmuş. i̇stanbul'un hatta bütün ülkenin kafalarına uyan kalburüstü veya altı kişilerini Salı günü ağırlıklı olmak üzere burada gündemsiz sohbete almışlar. Ertekin burayı Paris usulü Cafe’ye dönüştürürken Hıncal Uluç’da kafe muhabetlerini Burhan Felek tarzı Sabah Gazetesi’nde ki parçalı köşe yazılarına taşımış. Sayfası resmen buradan beslenirken özgün yazı tarzı çok popüler hale gelmiş. Kafenin önündeki koltuğunda ki Hıncal Uluç’a uğrayan, selam veren, hatır soran, resim çektiren hayranlarıyla karşılıklı alışverişte imişler. Kendinden bahsedilsin diye uğrayanlar aslında köşesinin bir fıkrasını oluşturmuşlar.

Ertekin'in hap oda nohut sofa niş mekanını dolduran, her biri yaptıkları işin 'en'leri Salı müdavimlerini ismen yazmayacağım çünkü hem sayfalar yetmez, hem de unuttuklarıma ayıp olur. Ayrıca siz aklınızdan erkek kadın fark etmez bir isim tutun mutlaka o Salı grubuna veya grubun ruhu ona bir şekilde dokunmuştur.

Hıncal abinin spor yazı ve sohbetlerini altlığını kurgulayan bir başka Salı Grubu uzantısı da onun evindeki maç seyirleriydi... Herkesin sohbetten nafakasını aldığı bir platformdur aslında Salı toplantıları paketi. Fiziken orada olmayanlarda ruhen oradadırlar ve diledikleri zaman gelirler giderler veya haberleşirler veya sohbet ederler.

https://sonsoz.com.tr/makale/17949882/unal-ozuak/kose-

Yazımda sözünü ettiğim “insan onu seven ve hatırlayan son kişi ölmedikçeyaşamaya devam eder” mantığıyla o gündür bu gündür yaşatılan Salı birlikte olma geleneğini sürdürülebilir hale getirdik. Hayata dair ne varsa yazan, konuşan, anlatan, tartışan ‘Hıncal tarzını’ yaratan adamımızı ve “Kimler geldi kimler geçti”yi anarak, kalan sağlarla devam ettiriyoruz yaşamı.