Ankara Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Daire Başkanlığı-Parkinson Hastalığı Derneği iş birliğinde, 11 Nisan 2026 Cumartesi günü, Dünya Parkinson Hastalığı Günü nedeniyle Ankara’da düzenlenen “Eğrisiyle Doğrusuyla PARKİNSON’U KONUŞALIM” etkinliği, Türkiye’nin sağlık politikasının, demokrasi, örgütlenme, eğitim, adalet, güvenlik, sosyal güvenlik ve iletişim başlığı altında tanımlanabilecek diğer konu ve sorunlarla olan bağını bir kez daha ortaya çıkardı.

Parkinson’u konuşurken, aslında, bazen doğrudan, çoğunlukla dolaylı olarak, insanların mutlu ve güven içinde yaşamaları gereken bir ülkenin ana konularının ve temel sorunlarının birbirlerine sıkıca bağlı oluğunu bir kez daha gördük.

Ankara Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Daire Başkanı Mümtaz Yavuz, Parkinson Derneği Başkanı ve Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ayşe Bora Akçaer, Doç. Dr. Gül Yalçın Çakmaklı, Prof. Dr. Gençer Genç, Prof. Dr. Hakan Kaleağası, Prof. Dr. Selçuk Çomoğlu, Prof. Dr. Bilge Koçer, Doç. Dr. Nazlı Durmaz Çelik, Prof. Dr. Sevda Erer Özbek, Prof. Dr. Esen Saka Topçuoğlu, Prof. Dr. Cenk Akbostancı, konuşma terapisti Doç. Dr. Fatma Esen Aydınlı ile fizyoterapist Doç. Dr. Ayla Fil, tüm siyasal partilere, hükümetlere, Cumhurbaşkanlarına, Başbakanlara, milletvekillerine, bakanlara, uzmanlara, odalara, gönüllü kuruluşlara, hepimize algılarıma göre sanki şunları söylemek ister gibiydiler.

Önleyici, bilgilendirici sağlık politikalarına gerek var.

İnsanlar, daha küçük yaşlarda, ailede, okulda, parkinson, demas, Alzheimer başta olmak üzere, insanın toplum içinde, uzun, mutlu, hareketli ve üretken yaşamasını engelleyen hastalıklar ve sakatlıklar konusunda bilgilendirilmelidir. Konu, her düzeydeki eğitim ve öğretim politikalarında yer almalıdır.

Parkinson'u Konuşalım

İleri yaşlardaki insanlar, evlere, odalara kapatılmamalı, yaşarken hayattan koparılmamalıdır.

Sağlık ve eğitim hizmetleri insanların yaşadığı yerleşim yerlerinde verilmeli, bu hizmetlere erişimde ve hızlı ulaşımda hiçbir engel bulunmamalıdır. Sağlık ve eğitim hizmetlerinde kentsel veya bölgesel farklılıklar, ayrıcalıklar bilgi ve donanım eksikliği yaşanmamalıdır.

Karar, yürütme, değerlendirme ve denetleme süreçlerinde, sadece siyasetçilerin yaklaşım ve katkıları ile yetinilmemeli, sağlık çalışanlarının görüş ve önerileri önemsenmelidir. Bu nedenle, odalar, dernekler, vakıflar, federasyonlar ve konfederasyonlar şeklinde örgütlenmiş olan tıp doktorlarının, bilim insanlarının ve uzmanların süreçlere tam katılmaları sağlanmalı, ancak siyasal görüş ve inanç farklılıkları ölçü olarak alınmamalıdır.

Çünkü, içinde şiddet barındırmayan inanç ve siyasal görüş farklılıkları, kesinlikle doğal zenginliğimizdir.

Her yıl, her ilde, demokrasi, eğitim, sağlık, adalet, güvenlik ve iletişim konuları başta olmak üzere insan hakları, çevre hakları ve hayvan hakları konularında kurultaylar düzenlenmelidir. Kurultayların çıktıları, başta Hükümetler olmak üzere herkes için rehber olmalıdır. Kurultaylar ayrıca, iki yılda bir ulusal ve uluslararası düzeye çıkarılmalıdır.

Böylece, hükümetler, siyasetçiler ve halk arasındaki iletişim ve etkileşim bağları güçlenecek, farklılıkların doğal zenginliğimiz olduğu gerçeği anlaşılacak ve birlikte yaşamak kolaylaşacaktır.

Kürsüde.

Dünya, kadın ve erkek eşitliğini, ırk, köken, dil, kültür, renk ve inanç zenginliğini, her yerde sağladığı gün, insana, hayvana, çevreye ve doğaya yönelik şiddeti sonlandırmış, yerin üstünü sevgi, dostluk ve barışın cenneti haline gelmiş olacaktır.

Bir kez daha, Ankara Büyükşehir Belediyesine, Parkinson Hastalığı Derneğine, sadece bir hastalığı konuşmak isterken, Türkiye’nin sağlık konularında ve diğer temel sorunlarında da ışık oldukları, umut ve yaşama sevinci kattıkları için sonsuz teşekkürler.

Ne mutlu, o günleri görecek ve yaşayacak olanlara, ne mutlu kan ve gözyaşının dökülmediği bir hayata gözlerini açacaklara, ne mutlu gözlerini, yaşamaya doymuş ve ömürlerini, öldürmeden, öldürülmeden doğal olarak tamamlayarak kapatacaklara, ne mutlu, temiz hava salar gibi son nefeslerini vereceklere.

Haydi, her yerde ve her zaman kadın-erkek birlikte, dayanışma içinde, sağlıklı, sevgi, dostluk, barış içinde yaşamak ve yaşatmak için, haydi…