Mitsubishi Electric, otomasyon yatırımlarında yalnızca başlangıç maliyetinin değil, sistemin kullanım ömrü boyunca ortaya çıkabilecek enerji tüketimi, bakım giderleri, üretim sürekliliği ve değişen üretim ihtiyaçlarına uyum gibi unsurların da değerlendirilmesi gerektiğine dikkati çekti.
Şirket tarafından yapılan açıklamada, üretim teknolojilerindeki hızlı dönüşümün, işletmelerin otomasyon yatırımlarını daha uzun vadeli bir bakış açısıyla ele almasını gerektirdiği belirtildi.
Otomasyon sisteminin satın alma ve kurulum maliyeti yatırım kararında önemli bir kalem oluştururken, sistemin kullanım süresi boyunca ortaya çıkan işletme ve bakım giderlerinin toplam maliyeti değiştirebileceği ifade edildi.
Otomasyon yatırımlarında TCO ve ROI nedir?
Açıklamada, Toplam Sahip Olma Maliyeti (TCO) yaklaşımının otomasyon yatırımının yalnızca satın alma bedelini değil, sistemin tüm kullanım ömrü boyunca ortaya çıkan maliyetleri kapsadığı belirtildi.
Otomasyon yatırımlarında TCO; satın alma ve devreye alma, işletme ve bakım ile kullanım ömrü sonunda sistemin yönetilmesi gibi aşamaları içeriyor. Enerji tüketimi, sistem güvenilirliği, bakım ihtiyacı, donanım ve yazılım güncellemeleri, olası üretim kesintileri, teknoloji değişiklikleri ve çalışanların yeniden eğitim maliyetleri de toplam maliyeti etkileyebiliyor.
Yatırım Getirisi (ROI) ise yatırım sonucunda elde edilen finansal faydanın değerlendirilmesini sağlıyor. TCO ve ROI'nin birlikte ele alınmasının, otomasyon yatırımının kısa vadeli maliyetinin yanı sıra uzun vadeli finansal karşılığının da değerlendirilmesine imkan verdiği kaydedildi.
Otomasyon yatırımlarında ihtiyaçlara göre farklı kriterler öne çıkıyor
Otomasyon yatırımından beklenen faydanın üretim tesisinin yapısına ve ihtiyaçlarına göre değişebileceği belirtildi.
Enerji yoğun üretim süreçlerinde enerji tüketiminin etkin yönetimi ve enerji verimliliği öne çıkarken, ürün çeşitliliğinin ve değişken üretim taleplerinin yüksek olduğu tesislerde sistemlerin esnekliği ve üretim ihtiyaçlarına hızlı uyumu önem taşıyor.
Kesintisiz üretimin kritik olduğu işletmelerde ise sistem güvenilirliği, bakım kolaylığı ve plansız duruşların azaltılması yatırımın uzun vadeli performansını etkileyen unsurlar arasında yer alıyor.
Bu kapsamda enerji verimliliği, güvenilirlik, esneklik, üretim sürekliliği, hassasiyet ve verinin etkin kullanımı gibi kriterlerin üretim yapısına göre birlikte değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Mitsubishi Electric'in otomasyon çözümleri
Mitsubishi Electric'in fabrika otomasyonuna yönelik teknoloji portföyünde inverter, endüstriyel robot, servo sistem, PLC, kontrol sistemleri, HMI ve yazılım çözümleri bulunuyor.
İnverter çözümleri motorların hız ve torkunun ihtiyaca göre kontrol edilmesine yardımcı olurken, endüstriyel robotlar farklı üretim ihtiyaçlarına uyum sağlayabiliyor. Servo sistemler yüksek hassasiyet gerektiren uygulamalarda hareket kontrolü sunarken, PLC ve kontrol sistemleri üretim süreçlerinin yönetilmesini destekliyor.
HMI ve yazılım çözümleri ise üretim sahasından elde edilen verilerin izlenmesine ve süreçlerin veriye dayalı şekilde yönetilmesine katkı sağlıyor.
Şirketin e-F@ctory yaklaşımı ise otomasyon teknolojileri ile üretim verilerinin birlikte değerlendirilmesini ve geliştirme, üretim ve bakım süreçlerinde toplam maliyetin optimize edilmesini hedefliyor.
"Yatırımın tüm yaşam döngüsü dikkate alınmalı"
Açıklamada görüşlerine yer verilen Mitsubishi Electric Türkiye Fabrika Otomasyon Sistemleri Yurtiçi Satış Birim Müdürü Mert Anıl, otomasyon yatırımının gerçek değerinin yalnızca satın alma maliyeti üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.
Anıl, enerji kullanımı, üretim sürekliliği, bakım ihtiyacı, sistemlerin değişen üretim koşullarına uyumu ve gelecekte ortaya çıkabilecek ihtiyaçların yatırımın uzun vadeli karşılığını etkileyen unsurlar olduğunu ifade etti.
Anıl, işletmelerin mevcut ihtiyaçlarının yanı sıra gelecekteki üretim hedeflerini de dikkate alan bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini belirterek, Mitsubishi Electric'in e-F@ctory yaklaşımı ve otomasyon teknolojileriyle yatırımların tüm yaşam döngüsünün değerlendirilmesine katkı sağlamayı amaçladığını kaydetti.





