Her çocuk gibi, ilkokul 2.sınıfta Teksas, Tommiks okumaya başladım. Daha sonra çocuk masalları okumalarıyla geliştirdim okuma tutkumu. Kızılcahamam Orhangazi İlkokulu’ndaki öğretmenim Behzat Ay verdiği çocuk öyküleriyle okuma tutkuma katkıda bulundu. Yazdığım bir şiirden dolayı bana o günlerde çok ünlü olan Mahmut Makal’ın “Bizim Köy” kitabını hediye ederek beni okumaya özendirdi.


Ortaokulu okumaya Ankara’ya geldiğimde Demirlibahçe Ortaokulu’nda Türkçe öğretmenim Dursun Akçam’ın önerdiği kitapları okuyarak bu tutkumu daha da geliştirdim. Lise yıllarındaki edebiyat öğretmenim Faruk Dinçer’in katkılarını da unutamam. Bu arada usul usul yazmaya da başlamıştım. Yıldırım Beyazıt Lisesi’nde duvar gazetesine ve Aktaş Yetiştirme Yurdu’ndaki duvar gazetesine yazılar yazdım. Küçük küçük öyküler, şiir ve kitap tanıtımları yaptım.
Gazi Eğitim Enstitüsü İngilizce Bölümü’nde okurken Türkçe öğretmenim Adnan Binyazar’ın yönlendirmesiyle okuduğum kitaplar da yaşamımı değiştirdi. Tüm öğretmenlerim okuma uğraşımda pay sahibi oldular. Zaman zaman kitap önererek ve kitap hediye ederek.


Her sene okuduğum kitapları bilgisayarıma kaydederek izliyorum. 2024 yılında, bugüne kadar (25 Aralık) 138 kitap, 38841 sayfa okumuşum. Daha önceki yıllarda daha fazla okuduğumu tuttuğum notlarda gördüm. Bunun nedeni, bu sene başından beri hastalıkla uğraşmam oldu sanıyorum.


Her sene tekrar tekrar okuduğum kitaplar oldu. Bunları her okuyuşumda yeni yeni tatlar aldım. Başta Atatürk’ün “Söylev”i, Cervantes’in “Don Kişot”u, Ahmet Telli’nin “Veda Divanı”, Alper Akçam’ın “Anadolu Rönesansı”, Peter Weiss’ın “Direnmenin Estetiği” kitapları hemen her sene okuduğum kitaplardır.
Okuduğum kitaplar içinde Ahmet Özer öğretmenimin 50.kitabı olan “Damara Dokunmak” kitabı beni çok etkiledi ve tekrar tekrar okuyacağım kitaplar arasına katıldı.
Sevgili arkadaşım Sami Aydoğan’ın yaşanmış olaylardan yola çıkarak yazdığı “Köprü” öykü kitabı da tekrar okuyacağım kitaplar arasında sıraya girdi. Yine sevgili arkadaşlarım Zaim Güzel ve Hikmet Dönmez’in kitapları ile, Mediha Ünver’in “Gülbahar”ı üzerinde durulacak kitaplar arasına katıldılar.


Bayram Atakul arkadaşımın “Çalıyakasında Bir Köy Tahtacıörencik” kitabı sosyolojik yönden incelenmesi gereken bir kitap olarak aklımda kaldı ve bir sosyolog arkadaşıma önerdim. 2025 yılında bir kere daha okuyacağım bu kitabı. Zeynal Gül’ün Enver Gökçe’yi anlattığı “Ölüm Adın Kalleş Olsun” kitabını da elbette 2025 de bir kere daha okuyacağım.
2024 yılı okumalarında aldığım kitap ve okuma ilgili alıntılarla yazımı bitireceğim.


İl alıntım Ahmet Telli’den bir şiir : “Kapağı açılmayan kitaplar/Unutulmuş aşklar gibidir./Kitaplardan söz edelim/ve onların gizli kalmış/Sessiz tadlarından.”
Halim Şefik’ten bir alıntı şiir : “Bayanlara baylara/Kafası olanlara/Bir de kitapsızlara/Ben kitap satıyorum.”
Mine Söğüt, “Okur için kitap, boş kalınca, sıkıntıdan okunacak ya da yoğunluk yüzünden bir türlü okunmayacak bir oyalanma nesnesi değildir. Okuyacak olan, su içer gibi, nefes alır gibi, adım atar gibi okur okuyacağını.”
Billy Carson, “Okumayan ve araştırmayan insan kendi çevresinin tutsağıdır” diyor. Stendhal, “Roman yol üstünde gezdirilen bir aynadır.” diyor kitaplar için. “Çocuk okuru olmayan bir toplumun büyük okuru asla olmaz” diyerek düşüncesini belirtiyor Muzaffer İzgü.
Sevgili öğretmenim Dursun Akçam, “Kitap okumak dünyanın en namuslu insanlarıyla dostluk kurmaktır.” sözüyle okumanın önemini vurgular. Yazarını not almayı unuttuğum bir alıntı. “Edebiyat dünyayı öğrendiğimiz ve değerleri nesilden nesile aktardığımız güvenli ve geleneksel araçtır. Kitaplar hayat kurtarır.”
Son alıntım Emin Özdemir’den. “Her kitap bir araçtır; amacına ulaşması büyük ölçüde kullananın tutumuna bağlıdır.”
2025 yılının bol okumalar yılı olmasını diliyorum.