Birçok insan zorlandığını fark eder ama bunu dile getiremez. Yardıma ihtiyaç duyduğunu hisseder, yine de sessiz kalır. İçinden “bir şekilde halletmeliyim”, “başkalarını yormamalıyım” ya da “abartıyor olabilirim” gibi cümleler geçer. Yardım istemek, çoğu zaman bir çözümden çok, aşılması gereken bir eşik gibi algılanır.


Peki neden yardım istemek bu kadar zor?


Çünkü yardım istemek, yalnızca bir ihtiyaç bildirmek değildir; aynı zamanda kırılganlığı görünür kılar. İnsan, yardıma ihtiyaç duyduğunu kabul ettiğinde güçlü, yeterli ve kontrol altında olduğu algısının sarsılacağından korkabilir. Toplumsal olarak güç, çoğu zaman tek başına ayakta durmakla eş tutulur. Bu nedenle destek aramak, farkında olmadan zayıflıkla yan yana getirilir.
Çoğumuz erken yaşlardan itibaren “kendi başının çaresine bakmayı” öğrenerek büyürüz. Ağladığımızda “geçer”, zorlandığımızda “alışırsın” denir. Zamanla bu söylemler içselleşir ve yardım istemek yerine dayanmak, katlanmak ve idare etmek öncelik hâline gelir. Böylece destek ihtiyacı bastırılır, ertelenir ya da görmezden gelinir.


Yardım istemeyi zorlaştıran bir diğer etken de yük olma korkusudur.
“Zaten herkesin derdi var”, “beni dinlemek zorunda değiller” ya da “başkalarının yükünü artırmayayım” düşünceleri kişiyi geri çeker. Oysa bu düşünceler çoğu zaman gerçeği değil, kişinin kendisiyle kurduğu sert ilişkiyi yansıtır.
Bazı insanlar için yardım istemek, geçmiş deneyimlerle de ilişkilidir. Daha önce anlaşılmadığını, küçümsendiğini ya da duygularının görmezden gelindiğini hisseden biri, tekrar aynı hayal kırıklığını yaşamamak için susmayı seçebilir. Sessizlik, bu noktada bir korunma biçimine dönüşür.


Ancak yardım istememek, insanı güçlü kılmaz; yalnızlaştırır.
İhtiyaçlar dile getirilmedikçe beden ve zihin başka yollarla sinyal vermeye başlar. Sürekli yorgunluk, tahammülsüzlük, içsel sıkışmışlık, isteksizlik ya da ilişkilerde mesafe bu sinyallerden bazılarıdır. Kişi hâlâ “idare ediyor” gibi görünür ama iç dünyasında zorlanma giderek artar.


Burada önemli bir ayrım yapmak gerekir: Yardım istemek, çaresizlik değildir. Aksine, kişinin kendini fark edebilme ve sınırlarını tanıyabilme becerisinin göstergesidir. Her şeyi tek başına taşımaya çalışmak yerine, destek aramak psikolojik dayanıklılığı artırır.
Yardım istemek bir anda öğrenilen bir beceri değildir. Küçük adımlarla başlar. Birine “bugün iyi hissetmiyorum” demek, dinlenmeye izin vermek, her şeye yetişmek zorunda olmadığını kabul etmek bu adımların bir parçasıdır. Bazen de profesyonel bir destekle, bu zorlanmanın kökenine bakmak iyileştirici olabilir.


Şunu hatırlamak önemlidir: İnsan, sosyal bir varlıktır. Zorlandığında destek araması doğaldır. Güçlü olmak, her şeyi tek başına yapmak anlamına gelmez. Gerçek güç, ihtiyaç duyduğunu fark edebilmek ve buna alan açabilmektir.
Belki de kendimize sormamız gereken soru şudur:
Yardım istemekten neden bu kadar korkuyorum ve bu sessizlik bana neye mal oluyor?
Çoğu zaman iyileşme, ilk kez birinin yanında durup “Ben de zorlanıyorum” diyebildiğimiz yerde başlar.