TBMM yeni yasama yılına hazırlanırken kamudaki teknik personel de taleplerini Ankara’da dile getirdi. Mühendis Tek-Sen Büro Sendikası Başkanı Tanju Kandaz, kamuda görev yapan mühendis, mimar ve şehir plancılarının görev, sorumluluk, kariyer ve mali haklarının bütüncül biçimde düzenlenmesi gerektiğini belirterek, “Mühendislik ve Mimarlık Meslek Kanunu daha fazla bekletilmemeli, mesleğin bütün unsurlarını kapsayan kapsamlı bir düzenleme hayata geçirilmelidir” dedi. Kandaz, teknik personelin emeklilikte karşı karşıya kaldığı gelir kaybına da dikkati çekerek, “Bir kamu çalışanı 25-30 yıl, hatta daha uzun süre devlete hizmet ettikten sonra emekli olduğunda hayatının geri kalanını insanca sürdürebilecek bir gelire sahip olmalı. Teknik personelin yıllarca ülkesine hizmet ettikten sonra emeklilikte geçim sıkıntısıyla karşı karşıya kalmasını istemiyoruz. Biz ‘yaşanabilir emeklilik’ istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Mühendis Tek-Sen Konfederasyonu öncülüğünde, konfederasyona bağlı sendikaların katılımıyla Ankara Anıtpark’ta düzenlenen mitingde, kamuda görev yapan mühendis, mimar, şehir plancısı ile Teknik Hizmetler Sınıfı çalışanlarının mali ve özlük haklarının iyileştirilmesi talep edildi.
Kamuda büro, bankacılık ve sigortacılık hizmetleri kolunda çalışan mimar, mühendis ve Teknik Hizmetler Sınıfı mensuplarının oluşturduğu Mühendis Tek-Sen Büro Sendikası da mitinge katılarak üyelerinin yaşadığı ekonomik ve mesleki sorunlara dikkati çekti.
Mitingde, teknik personelin ücretlerinde yaşanan kayıpların giderilmesi, mesleki statünün güçlendirilmesi, Mühendislik ve Mimarlık Meslek Kanununun hayata geçirilmesi, tekniker ve teknisyenlere 3600 ek gösterge verilmesi ve emeklilik döneminde gelir kaybını azaltacak düzenlemelerin yapılması talepleri gündeme getirildi.

“Mesleğin Statüsü ve Özlük Hakları Kanunla Güvence Altına Alınmalı”
Mühendis Tek-Sen Büro Sendikası Başkanı ve Bilgisayar Yüksek Mühendisi Tanju Kandaz, kamuda çalışan mühendis, mimar ve şehir plancılarının görev, yetki, sorumluluk, kariyer basamakları ve mali haklarını bütüncül biçimde düzenleyecek bir meslek kanununa ihtiyaç bulunduğunu söyledi.
Mühendislik ve mimarlığın ülkenin kalkınması, kamu yatırımları ve teknik altyapısında kritik sorumluluk üstlenen meslekler olduğunu ifade eden Kandaz, şöyle konuştu: “Talebimiz yalnızca ücretlerin artırılmasından ibaret değil. Mühendislik ve mimarlık mesleklerinin kamudaki statüsünün, görev ve sorumluluklarının, kariyer yapısının ve buna karşılık gelen mali ve özlük haklarının açık biçimde tanımlanmasını istiyoruz. Bunların kişiden kuruma değişen uygulamalar yerine kanunla güvence altına alınması gerekiyor. TBMM’ye bu konuda sunulmuş ve komisyonda bulunan kanun teklifleri var. Mühendislik ve Mimarlık Meslek Kanunu daha fazla bekletilmemeli, mesleğin bütün unsurlarını kapsayan kapsamlı bir düzenleme hayata geçirilmelidir.”
Meslek kanununun yürürlüğe girmesiyle kamuda çalışan mühendis ve mimarların konumunun daha açık biçimde tanımlanacağını belirten Kandaz, görev, yetki, sorumluluk ve kariyer basamakları ile mali haklar arasında daha güçlü bir bağ kurulması gerektiğini kaydetti.
Kandaz, “Biz ayrıcalık istemiyoruz. Üstlendiğimiz sorumluluğun, sahip olduğumuz mesleki birikimin ve yaptığımız işin karşılığını almak istiyoruz. Kamuda görev yapan mühendis ve mimarların emeğinin ve sorumluluğunun mali ve özlük haklarına da yansımasını bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Tekniker ve Teknisyenler İçin 3600 Ek Gösterge Talebi
Tekniker ve teknisyenlerin kamu hizmetlerinin yürütülmesinde önemli görev üstlendiğine işaret eden Kandaz, bu çalışanların projelerin uygulanmasından bakım ve işletme faaliyetlerine, ölçüm çalışmalarından üretim süreçlerine kadar geniş bir alanda görev yaptığını söyledi.
Tekniker ve teknisyenlerin eğitim düzeyi, sorumlulukları ve yürüttükleri işlerin niteliğinin ek gösterge düzenlemelerinde dikkate alınması gerektiğini belirten Kandaz, şunları kaydetti:
“Teknik Hizmetler Sınıfında görev yapan tekniker ve teknisyenler için 3600 ek gösterge önemli bir özlük hakkı talebidir. Ek göstergeyi yalnızca çalışanların bugün aldığı aylık üzerinden değerlendirmiyoruz. Bu düzenlemenin emeklilik dönemindeki mali haklar üzerinde de doğrudan etkisi bulunuyor. Dolayısıyla konu, çalışma hayatı ile emekliliği birlikte ele alan bütüncül bir yaklaşımla çözülmelidir. Teknik Hizmetler Sınıfının hiçbir mensubu yaptığı işin ve üstlendiği sorumluluğun karşılığından mahrum bırakılmamalıdır.”
“Emeklilik, Çalışma Hayatının Sonunda Ortaya Çıkan Bir Mesele Değil”
Kandaz, kamuda çalışan teknik personelin emeklilik döneminde yaşadığı gelir kaybına da dikkati çekerek, emeklilik haklarının çalışma hayatından bağımsız değerlendirilemeyeceğini vurguladı.
Çalışanların uzun yıllar kamu hizmeti verdikten sonra yaşam standartlarında ciddi bir gerilemeyle karşılaşmaması gerektiğini dile getiren Kandaz, şöyle devam etti: “Bir kamu çalışanı 25-30 yıl, hatta daha uzun süre devlete hizmet ettikten sonra emekli olduğunda hayatının geri kalanını insanca sürdürebilecek bir gelire sahip olmalıdır. Bugün mühendislerin, mimarların, şehir plancılarının, teknikerlerin ve teknisyenlerin yalnızca mevcut ücretlerini değil, yarın emekli olduklarında karşılaşacakları şartları da konuşmak zorundayız. Emeklilik, çalışma hayatının sonunda birdenbire ortaya çıkan bir mesele değil, çalışma hayatının başından itibaren güvence altına alınması gereken temel bir sosyal haktır.”
“Yaşanabilir emeklilik” talebinin teknik personelin geleceğe ilişkin ekonomik güvencesini ifade ettiğini belirten Kandaz, “Yıllarca kamu hizmeti vermiş bir çalışanın emekliliğinin geçim kaygısıyla başlamasını kabul etmiyoruz. Çalışma dönemindeki emeğin ve sorumluluğun emeklilik haklarına da adil biçimde yansımasını istiyoruz.” dedi.
“Biz Aynı Havacılık Sisteminin İçerisinde Görev Yapan Personel Arasında Hakkaniyetli Bir Ücret ve Tazminat Sistemi İstiyoruz”
Meteoroloji Genel Müdürlüğü personelinin havacılık tazminatına ilişkin taleplerine de değinen Kandaz, tazminat sisteminin personelin görev, sorumluluk ve havacılık emniyetine sağladığı katkı dikkate alınarak düzenlenmesi gerektiğini söyledi.
Meteorolojik hizmetlerin uçakların güvenli şekilde kalkış, uçuş ve iniş süreçlerinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayan Kandaz, bu hizmetlerin 7 gün 24 saat kesintisiz ve doğru biçimde yürütüldüğüne dikkati çekti.
Kandaz, şöyle konuştu: “Meteoroloji, havacılığın ayrılmaz bir parçasıdır. Uçakların güvenli bir şekilde kalkması, uçması ve iniş yapabilmesi için meteorolojik hizmetlerin 7 gün 24 saat kesintisiz ve doğru şekilde verilmesi gerekiyor.
MGM personeline havacılık tazminatı ödeniyor ama bu oran oldukça düşük bir orandır. Bizim talebimiz, yapılan ödemenin görev, sorumluluk ve havacılık emniyetine sağladığımız katkıyla daha adil şekilde ilişkilendirilmesidir.
Biz aynı havacılık sisteminin içerisinde görev yapan personel arasında hakkaniyetli bir ücret ve tazminat sistemi istiyoruz.
Meteoroloji personeli olarak biz havacılığın dışında değiliz. Biz de havacılık emniyetinin bir parçasıyız.
Talebimiz ayrıcalık değil; emeğimizin, uzmanlığımızın ve sorumluluğumuzun karşılığını almaktır.
Mühendis Tek-Sen Konfederasyonu olarak da bu konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz.”
Anıtpark’taki mitingin ardından Mühendis Tek-Sen Büro Sendikası Yönetim Kurulu, temsilcileri ve üyeleri Anıtkabir’i ziyaret etti.





