Gazetecilik alanının 12 demokratik kitle örgütü; Basın Konseyi, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Disk Basın-İş, Gazeteciler Cemiyeti, Haber-Sen, İzmir Gazeteciler Cemiyeti, Parlamento Muhabirleri Derneği, Türkiye Gazeteciler Sendikası, Foto Muhabirleri Derneği, Türkiye Haber Kameramanları Derneği, Diploması Muhabirleri Derneği ve Ekonomi Muhabirleri Derneği, Medya Dayanışma Grubu adı altında birleştiler, salt Türkiye’yi değil, Dünya’yı yerin üstündeki gerçek cennet haline getirmek isteyen melekleşmiş insanların özlem duyduğu bir birlikteliği gerçekleştirdiler.
Gazetecilik Hak ve Özgürlükler 2024 Bildirimi (Deklarasyon) için ilk önemli etkinlik 26-27 Nisan 2024 tarihinde düzenlendi. “Gazeteciliğin Dönüşümü ve Arayışlar” başlıklı çalıştay ve konferansta dile getirilen görüşler, 19-20 Eylül 2024 tarihinde, aynı başlığı taşıyan ikinci etkinlikte tartışıldı.
Bildirim, 6 Aralık 2024 Cuma günü, Ankara’da, Gazeteciler Cemiyeti’nde, kamuoyu ile paylaşıldı.
Paylaşımın içeriğini, bu köşede okurlarımıza ulaştırmaya ve geleceğe tarihsel bir belge bırakmaya çalışacağız. Çünkü, 6 Aralık 2024 toplantısında dile getirilen görüş ve öneriler, haber ve yazı konusu olmak için korkarım ki uzun süre güncelliğini koruyacak, önemini asla yitirmeyecek.
2024 yılı Bildiriminin (Deklarasyon) ilk bölümünde şunlar dile getirildi.
“Biz gazeteciler için, 10 Ocak 1961, saygıyla, kıvanç ve de minnetle andığımız bir tarihtir. O gün bu ülkenin gazetecileri, yeni haklar içeren ve yasayı engellemeye çalışan “dokuz gazete patronu”na karşı direnişe geçmişlerdi. “Basın bir kamu hizmetidir” sloganıyla Babıali’yi ayaklandırdılar. Günlerce sürdürdüler mücadeleyi ve sonunda kazandılar. Çalışma koşullarını gazeteciliğe yaraşır hale getiren yasal düzenleme yürürlüğe girdi.
Aradan 63 yıl geçti ve biz bugün artık o kazanımların çok gerisindeyiz. Örgüt bolluğu içinde örgütsüz durumdayız, gazetecilerin çoğunluğu sendikasız ve toplu sözleşmesiz. O mücadeleyle kazanılan özlük haklarımızın çoğu yıllar içinde işveren-yargı-siyasi iktidar işbirliğiyle geri alındı. Kalan haklarımız da Basın İş Kanunu ortadan kaldırılarak gaspedilmek isteniyor. Artık güvencesiz, savunmasız ve her an işten çıkarılma tehdidi altında bir mesleğin mensuplarıyız.
Siyasi iktidar bir yandan da medyanın büyük bölümünü türlü yöntemlerle kontrolü altına alarak, bağımsız ve nesnel gazetecilik yapma koşullarını sınırlandırdı. Gazetecilere saldırılar, gözaltına almalar, hapse atmalar, erişim engellemeleri ve haber sitelerinin kapatılması olağanlaştırıldı. Üstüne bir de gazeteciliği suçmuş gibi gösteren yasal düzenlemeler yapılarak yeni bir medya düzeni yaratıldı.
Ne yazık ki, otoriter rejimin oluşturduğu yeni medya düzeni gazeteciler tarafından da benimsendi, içselleştirildi. Dijital çağın getirdiği teknolojik dönüşüme tam da böyle bir ortamda yakalandık. Teknolojik dönüşüm, gazeteciliği ve haber üretim süreçlerini de dönüştürüyor. Mesleğimizin toplumsal anlamı ve önemine ilişkin zemin kayması yaşanıyor, mesleksizleşiyoruz.
Basılı gazetelerin tirajları sürekli gerilerken dijital mecralarda ve sosyal medya platformlarında yeni gazetecilik formları oluşuyor; yeni etik sorunlar ortaya çıkıyor.
Böylesi koşullarda sessiz kalamazdık, edilgen olamazdık. Gazetecilik meslek örgütleri olarak inisiyatif almamız gerekiyordu. 12 gazetecilik meslek örgütü olarak bir araya geldik, güçlerimizi birleştirdik. İlk adım olarak koşullarımızı irdelemek, sorunları saptamak, hak ve özgürlüğümüz için mücadeleye girişmek ve dönüşüme öncülük etmek için yol haritası oluşturmamız gerekiyordu.
İktidarın gazeteciliği sınırlandıracak yeni yasal düzenlemeler hazırladığı zorlu bir döneme girerken hak ve özgürlük mücadelemizde rotamızı kaybetmemizi önleyecek, taleplerimizi belirginleştirecek bir yol haritamız var artık elimizde. Eleştirel ve bağımsız gazetecilik, çağdaş demokrasilerin olmazsa olmazıdır. Talep ettiğimiz hak ve özgürlükler, topluma karşı görev ve sorumluluklarımızı yerine getirebilmek içindir. Bizim özgürlüğümüz, vatandaşların bilgi edinme hakkını kullanabilmeleri ve doğru bilgilendirilmelerinin ön koşuludur.
“Hak ve Özgürlükler Deklarasyonu”, çalışma haklarımızı ve medya özgürlüğünü yeniden kazanmak için tüm meslektaşlarımıza örgütlü mücadele çağrısıdır.”
Başlıkta, gazetecilerin yürekten seslendiklerini yazdım. Aslında bu sesleniş, melekleşmiş insanların müzik gibi, şarkı ve türkü gibi haykırışları olarak da algılanabilir.
İnanıyorum ki, TBMM’de, siyasette, kamu yönetimlerinde, denetleyici ve hak savunucu kuruluşlarda, melekleşmiş gazetecilerin seslerini duyacak, hatta basın mesleğini çok iyi özümsemiş melek insanlar kesinlikle vardır, var.
Haydi, kadın-erkek insan melekler, şiddetten, baskıdan, adaletsizlikten uzak, sevgi, dostluk ve huzur toplumu yolunda, gazetecilerin hak ve özgürlükleri, çağdaş halkla ilişkiler için her yerde ve her zaman birlikte, haydi…