TÜİK, enflasyon rakamlarını açıkladı. Emekliye yine, yaşamak için derin bir muhasebe yapmak ve finansal raporları yorumlamaya yönelik uzmanlık düştü. Emekli bütün bu muhasebe kurallarına baktı ve şöyle kendi kendine söylenmeye başladı; emekli maaşları açlık sınırının altında kalıyorsa, bu durumu “hesap hatası” olarak açıklamak mümkün müdür?
Yoksa ortada çok daha bilinçli bir tercih mi vardır?
Yetkililer konuşurken mesele hep teknik bir alana çekilir, prim günleri, aktüeryal denge, bütçe disiplini…
Sözcükler bilimsel, sonuçlar yoksunluk ve yoksulluk...
Oysa emeklinin hayatı teknik tablolarla ve sözlerle açıklanabilecek bir analiz değildir.
Marketteki etiket, eczanedeki fiyat, pazardaki file, konut kirası son derece somuttur.
Muhasebe diliyle söylersek
Muhasebede temel bir kural vardır. Açık varsa, borç/ alacak dengesini kurmak için bir yere yazılır.
Türkiye’de bütçe açıkları ortaya çıktığında bu açık;
• sermayeye,
• bankalara,
• büyük mükelleflere
yazılmıyor.
Kime yazılıyor? Emekliye.
Enflasyon vergi gelirlerini artırdığında “başarı”, emekli maaşına gelince “katlanılması gereken zorunluluk” oluyor.
Bu noktada artık muhasebeden değil, siyasetten, yönetenlerin bütçeyi nasıl dağıttığından söz ediyoruz.
Aktüeryal denge kimin dengesi?
Emekli maaşlarının düşüklüğü “sistemin sürdürülebilirliği” ile açıklanıyor.
Peki, şu soru neden hiç sorulmuyor;
Sistem kimin için sürdürülebilir?
Bankalar rekor kâr açıklarken, faiz ödemeleri bütçenin en büyük kalemi hâline gelmişken,
vergi afları rutinleşmişken…
Denge yalnızca emeklinin sofrasında mı aranacaktır?
Eğer yük sürekli aynı kesimin üzerine yıkılıyorsa, bu teknik bir zorunluluk değil, sınıfsal bir tercihtir. Ama yoksuldan, çalışandan, emekliden yana bir tercih değildir.
Emekli neden yük sayılıyor?
Çünkü artık üretim sürecinin dışında görülüyor. Oysa emekli bu ülkenin geçmiş emeğidir.
Ama bugünün ekonomi anlayışında emekli;
• Yurttaş değildir,
• Hak sahibi değildir,
“kısılması gereken gider”dir.
Bu bakış açısı hata değildir. Bilerek ve isteyerek kurulmuştur.
Emekli maaşı bir rakam değildir. Bir ülkenin emeğe, yaşlılığa ve adalete bakışıdır.
Bugün emekliye “sabret” deniyorsa, aslında şu söylenmektedir.
“Bu düzen senin için kurulmadı.”
O yüzden soruyu doğru koyalım.
Emekli maaşı muhasebe hatası değil, siyasi iktidarın, politik bir kararıdır.
Ve asıl mesele şudur, bu karar değiştirilebilir mi, yoksa değiştirilmesi mi istenmiyor?
Emekli Maaşı Muhasebe Hatası mı, Politik Karar mı?
Ertuğrul Kılıç
Yorumlar
Trend Haberler
Ufuk Özkan’ın Kardeşinden Açıklama Geldi!
İstanbul’da Ünlülere Operasyon: Tanınmış İsimler Gözaltında!
Konya'nın 5 ilçesinde eğitime ara verildi!
Sonsöz’ten Genç Gazetecilere Deneyim Paylaşımı!
Dev Hastanede Büyük Karmaşa!
ABD, Müslüman Kardeşler’in Bazı Yapılarını Terör Örgütü İlan Etti