Haber: Kardelen Uçak
Sömestr tatilinin kapıda olduğu bu günlerde, çocuklar ve gençler arasında bir tatil coşkusu hakimken, bazı ailelerde karne kaygısı baş gösteriyor. Bu dönem, bazı çocuklar için eğlence ve dinlenme fırsatı sunarken, diğerleri için sınav ve not stresiyle dolu bir yüzleşme anı olabiliyor. Bu nedenle, ilkokul çağındaki çocuklar için okul hayatına dönüşte sorun yaşamayacakları bir tatil programı oluşturmak oldukça önemli. Ortaokul ve lise çağındaki gençler ise, yetişkinlik dönemlerinde kaygı ve özgüven eksikliklerine yol açabilecek duygusal dalgalanmalardan korunmak adına desteklenmelidir. Sömestr tatili, sadece bir mola değil; aynı zamanda çocukların ruhsal ve sosyal gelişimleri için kritik bir dönüm noktasıdır. Bu süreçte, ailelerin ve eğitimcilerin dikkatli bir yaklaşım sergilemesi, gelecekteki başarıları için büyük önem taşıyor.
“BAŞKA KARNELERLE KIYASLAMAYIN”
Sömestr tatili için ebeveyn tutumlarının önemine değinen Psikolog Buse Başakgil, çocuk ile anne baba arasındaki iletişim kopukluklarının çocuğun ailesinden uzaklaşarak dış çevreye yönelmesine neden olacağını vurguladı. Psikolog Başakgil, çocuğun psikolojik gücünü yükseltmek için önerilerde bulunarak, “Çocuğunuzun karnesini başka karneler ile kıyaslamayın. Akranları ile kıyaslanmak, arkadaşlarının kendisinden daha iyi olduğuna vurgu yapmak, başarısızlıkla suçlamak; çocuğunuzda kaygı, yetersizlik ve özgüven eksikliğine ve hatta değersizlik duygularına yol açar. Bu nedenle karne notlarını değerlendirirken öncelikle karnedeki olumlu yönlere vurgu yapın. Bu durum, onun özgüveninin artmasına, başarı duygusunun pekişmesine zemin hazırlar. Olumlu yönleri vurguladıktan sonra çocuğunuzun kendini ifade etmesine de fırsat vererek başarısızlıklar üzerinde durmak, bu durumun nedenlerini birlikte, suçlayıcı ve yargılayıcı dil kullanmadan değerlendirmek gerekir. Bu nedenle esasında sömestr, başarısız olunan derslerin desteklenmesi ve telafisi için bulunmaz bir fırsattır.” ifadelerini kullandı.
“ÇOCUĞA KARNE HEDİYESİ ALINMALI”
Okul dönemi çocuk ve gençler için iletişim süreçlerinde hediye almanın altını çizen Başakgil, “Hediye seçiminde daima öncelik sözlü ödül olmalı, daha sonra ise çocuğun istediği, yaşı ve sınıfı ile uyumlu bir maddi ödül olabilir. Maddi ödülün değerinden çok, sembolik anlamı önemlidir. Özellikle ilkokul seviyesinde olan çocuklar için, karmaşık olmayan basit oyuncaklar, boya kalemleri, top, bisiklet, giysi, doğa tatili, sinema ve müze gezileri olabilir. Karne hediyesi olarak bilgisayar, çok pahalı oyuncaklar, değerli takı, cep telefonu, evcil hayvan alımını önermiyoruz. Çocuk ders notlarının yüksek olduğunda pahalı bir hediye ile ödüllendirildiğinde çocuğun birincil hedefi öğrenmek ve gelişmekten çok ödüle ulaşmak olacaktır. Dolayısı ile anne ve baba ile çocuk arasında yapılan hediye anlaşması ya da pazarlığının, öğrenme ve okul başarısına hiçbir katkısı olmayacaktır.” dedi.
EBEVEYNLERİN BOLCA HATASI BULUNUYOR
Ebeveynlerin karne dönemi ile ilgili bazı hatalı kalıp davranış süreçleri olduğunu ifade eden Başakgil “Öncelikle kötü not getirdiği için ilgi duyduğu voleybol, futbol benzeri bir alanı kısıtlamak sıklıkla karşılaştığımız hatalı davranış modellerinden. Ayrıca sürece değil sonuca odaklanmak yani karnedeki notlar kötü gelse dahi dönem içerisinde ders çalıştığı, emek verdiği görülen çocuğun notu kötü diye onu yargılamakta bu duruma dahil olan davranışlardan. Yine karne ilk görüldüğünde ilk önce düşük notlara odaklanıp bunlar üzerinden yorumlar yapmak ve kötü not getirdi diye çocuğunuzu şefkatten, ilgiden ve sevgiden mahrum bırakmak gibi tutumlarda, klinik olarak sıklıkla karşılaştığımız ve onaylamadığımız durumlardır.” dedi.