İktidarın küçük ortağı MHP’nin başkanı D. Bahçeli’ni girişimiyle başlayan ve tersine savlara karşın bütünüyle gizli kapaklı yaşanan sürecin niteliği “Çerçeve Yasa” muhabbetleriyle belirginleşmeye başladı. Bahçeli’nin ve iktidar sözcülerinin ısrarla “Terörsüz Türkiye”, DEM Partililerin ise “Barış Süreci” dediği çalışmaları tarafların farklı nitelemesinin nedeni ortaya çıktı.
Kısaca, “Çerçeve Yasa” diye bildiğimiz ama “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” gibi içeriğiyle ilgisiz fiyakalı bir adı olan yasa tasarısının özellikleri ortaya çıkınca;
Hazırlıklar sırasında,
· DEM Parti’nin üstlendiği görev,
· Neden sık sık A. Öcalan’la görüşmeye gidildiği,
· İktidarın bu süreçte neden TBMM’yi öne çıkarma çabası içinde olduğu,
· D. Bahçeli’nin A. Öcalan’dan neden “önder” olarak söz ettiği,
· Komisyonlar, toplantılar, raporlar vs. ile neden zaman kazanıldığı,
· Adalet Komisyonu’na gelinceye değin “Çerçeve Yasa” içeriğinin neden açıklanmadığı,
Oldukça berraklaştı.
Evrensel ve ulusal hukuka göre YASALAR; yetkili devlet organları tarafından yazılı olarak yapılan, genel, soyut ve uyulması zorunlu olan temel hukuk kuralıdır. BAŞLICA İKİ ÖZELLİĞİ; genel ve soyut olmalarıdır.
GENELDİR; çünkü, belirli bir kişiye veya tek bir olaya değil, toplumdaki her kesime ve benzer durumların tümüne eşit şekilde uygulanırlar.
SOYUTTUR; çünkü, somut ve tek seferlik bir durumu değil, ileride yaşanabilecek benzer durumları düzenlerler.
Ortaya çıkan bilgilerden, Çerçeve Yasa diye tartışılan belgenin bu özellikleri taşımadığı anlaşılıyor ve bu durum herkesçe biliniyor, açıkça söyleniyor.
Oysa Çerçeve Yasa tasarısı, -eskilerin “mütareke” dedikleri- “silah bırakışma” anlaşması niteliğindeki belgelerin bütün özelliklerini taşıyor.
Evrensel hukuka göre silah bırakışması, savaşan tarafların çatışmaları ve askeri eylemleri durdurmak amacıyla imzaladığı GEÇİCİ bir anlaşmadır.
SİLAH BIRAKIŞMASININ BAŞLICA ÖZELLİKLERİ;
- Savaş halini fiilen ortadan kaldırarak, silahları susturması, çatışmaları durdurması,
- Tarafların ya da tek tarafın ordularını terhis etmesi, silahların teslimi, tutsakların salıverilmesi gibi askeri ve teknik konuları düzenlemesi,
- Taraflar arasında kalıcı bir barış antlaşması imzalanana ya da nihai bir siyasi karar alınıncaya değin geçerli olan bir geçiş dönemi yaratmasıdır.
Çerçeve Yasa’nın açığa çıkan özellikleri bu kapsamda değerlendirilince, ortada evrensel ve ulusal hukuka göre hazırlanmış bir yasa tasarısı değil, silah bırakışmasına yönelik bir anlaşma taslağı olduğu görülüyor.
İşte bu nedenlerle Çerçeve Yasa hazırlıklarında,
· DEM Parti değil, 40 yıllık çatışmanın tarafı olan PKK’nin “kurucu önderi” sıfatıyla A. Öcalan muhatap alınıyor,
· İktidarla Öcalan arasında DEM Parti postacılık yapıyor ve aylardır süren uzun görüşmeler için bağlantı sağlıyor,
· Hazırlanan taslak “Yasa” adı taşısa da iki tarafın (devlet ve PKK) anlaşma metni niteliğinde olduğu için iktidar tek başına sorumluluk üstlenmekten kaçınıyor ve TBMM’yi öne çıkarıyor,
· DEM Parti ve iktidar sözcüleri süreci farklı adlandırıyor,
· Hazırlanan metin kamuoyunda tartışılıp olumsuz bir tepki oluşmaması için son ana kadar milletvekillerinden bile saklanıyor.
PKK adına A. Öcalan’la mutabakat sağlanarak TBMM’ye sunulan tasarı yasalaştığında, bu niteliğiyle çatışmasızlık ortamı (geçici barış) sağlanacak gibi görünüyor ve bence desteklenmelidir. Ancak, Kürt sorununun çözümü ve kalıcı barış hâlâ çok uzaktadır.
Yaklaşık bir buçuk yıl önce yayımlanan “KÜRT SORUNU ÇÖZÜLÜYOR MU?” başlıklı yazımda; ( https://sonsoz.com.tr/kurt-sorunu-cozuluyor-mu )
“Barış sağlanacaksa, bunu kim istemez? Ama Kürt sorunu çözülmeden sağlanacak barış nasıl bir şey olur, işte bu belirsiz.
Süreçte yer alan Türk ve Kürt siyasetçilerin söylemlerinde ‘barış’ sözcüğü aynı beklenti için kullanılmıyor. Kürt siyasetçiler konuşmalarında ‘kalıcı barışı’ vurgularken, Türk siyasetçiler yalnızca ‘terörsüz Türkiye’den’ söz ediyorlar.
Kısaca, ‘ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 20’sini oluşturduğu düşünülen Kürtlerin yurttaşlık haklarını, etnik kimlikleriyle birlikte kullanamaması’ diye tanımlanan ‘Türkiye’nin Kürt sorunu’ barışın bozulmasının nedeni olarak gösteriliyor. Ama sorunun temelinde yatan ‘ülkedeki iktisadi ve toplumsal düzene yönelik ciddi bir eleştiri’ iki tarafın söylemlerinde de yer almıyor” demiştim.
Korkarım, süreç Çerçeve Yasa ile noktalanacaktır. Kürt sorununun temellerini umursamayan taraflara güvenim olmadığı için, onlar eliyle sağlanacak geçici barışın kalıcıya dönüşeceği konusunda hiç iyimser değilim.
Umarım, yanılan ben olurum.