Öncelikle gezegenimizin kendi yıldızı etrafında attığı bir tur daha tamamlanacak ve milyarlarca yıldır olduğu gibi gezegenimiz yörüngesinde yeni bir tura daha başlayacak. Elbetteki bu başlangıç insanların çok fazla anlam yüklediği amma ve lakin evrenin büyüklüğü yanında son derecede önemsiz, rutin ve hatta anlamsız bir olay olacak.

İnsanoğlu yaşamını ve özellikle de üretim süreçlerini planlayabilmek için zamanı, saniye, dakika, saat, gün, ay ve yıl gibi dilimlere ayıran bir sistem oluşturmak zorundaydı. Bu planlamayı yaparken de gök cisimlerinin yinelenen hareketlerini temel almak aslında eldeki en önemli seçenekti. Bu yüzden insanlık tarihi boyunca hemen hemen tüm zaman hesaplamaları gök cisimlerinin ritmik hareketlerine bağlı olarak yapılmıştır.

2026’da neler olacak derseniz; her yıl olduğu gibi bir çok doğa olayı gene meydana gelecek, fırtınalar kopacak depremler olacak, yağmur kar yağacak, canlılar doğup ölecek bazıları alışıldık boyutta olmasa da bunlar zaten bilinen ve beklenen doğa olayları.

İnsanların asıl merak ettiği ise 2026 da meydana gelecek kişisel ve toplumsal olaylar. Bunları öngörmek ise doğa olaylarını öngörmek kadar kolay değildir. Kişisel olayları öngörmeyi falcılara bırakayım, ben toplumsal olaylar ile ilgili birkaç öngörümü paylaşayım; Toplumsal olayları öngörmek çok zordur çünkü, en nihayetinde toplumsal olaylar insanların öngörülemez davranışları ile şekilleniyor.

Hele hele toplumsal ilişkileri domine eden Trump ve Putin gibi kural tanımaz, öngörülemez politikacılar iş başındayken toplumsal olayları öngörmek imkansıza yakın bir zorluktadır.

Amma ve lakin tüm bu zorluklara rağmen olayları an be an öngöremesek de trendleri öngörmemiz mümkün olabilir. Bu çerçevede: Küresel ekonomi ve siyasetin en önemli aktörü olan Trump MAGA (Make America Great Again) politikaları çerçevesinde Amerikanın en büyük rakibi olan Çin’i zayıflatmak ve etkisizleştirebilmek için elinden geleni yapacaktır. Trump’ın bu politikaları dünya ticaretinin 2026’da da bir çok risk ve belirsizlik ile karşı karşıya kalmasına ve en nihayetinde yavaşlamasına yol açacaktır.

2026’da küresel ekonomi ve üretim süreçlerine AI yani yapay zeka damgasını vuracak gibi görünüyor. Nasıl makine gücünün üretimde devreye girmesi sınai üretimi mümkün kılmış, insan kas gücü ile yapılması mümkün olmayan bir çok nesne bu sayede üretilebilmişse yapay zeka sayesinde de insan aklının limitleri inanılmaz miktarda artacak ve bu güne kadar üretilemeyen bir çok mal ve hizmet bu sayede kolayca üretilebilecektir.

2026’da çok ama çok büyük bir olasılıkla en büyük gelişme tıp sektöründe yaşanacak, bir çok yeni teşhis ve tedavi yöntemi ortaya çıkacaktır. Ortaya çıkacak bu yeni yol ve yöntemler bu güne kadar tedavi edilemeyen hastalıkların tedavisini mümkün kılacak, insan sağlığını koruyup, ömrünü uzatacaktır.

Yapay zekanın sunacağı muazzam imkanlar çerçevesinde 2026 ve sonrasındaki on yıl bir çok yeni bilimsel keşfe ve teknolojik gelişmeye sahne olacaktır. Bu bilimsel gelişmeler sayesinde evrenimizi daha iyi anlayıp, teknolojik gelişmeler sonucunda yaşamımızı kolaylaştıracağız.

Günlük hayatımızdaki en büyük değişiklik 2026 sonrasında ev robotlarının genel kullanıma sunulması olacaktır. Ev temizliği, bahçe işleri, çocuk ya da yaşlı bakımı gibi bir çok işlev bu robotlar tarafından yerine getirilecektir.

Hiç istemesek de yapay zekanın askeri alanda kullanılması, insansız hava deniz ve kara araçlarının çatışmaların yeni aktörleri olması alışıldık bir hale gelecektir.

Bugüne kadar fabrikalarda, üretim süreçlerinde görmeye alıştığımız robotların 2026 yılı ve sonrasında ordularda yapay zekalı otonom askerler olarak görev alacağını öngörmek için ise bir kahin olmaya gerek yoktur.

Bir çok yorumcunun aksine askeri teknolojilerdeki bu değişimin yaratacağı yeni dehşet dengesi çatışma süreçlerini durduracak, en azından zayıflatacaktır diye öngörüyorum. Böyle düşünüyorum çünkü bu teknolojilerin ne kadar kontrolü güç sonuçlar doğurabildiğini Ukrayna Rusya savaşında görüyoruz, çatışma bir kere başladı mı bu teknolojiyi daha iyi kullanabilen tarafın kendi lehine asimetrik bir avantaj sağlayabildiği, güç dengelerinin beklenmedik bir şekilde aniden değişebildiği açıkça ortaya çıkmış bulunmaktadır.

Ayrıca 2026 elektrikli otonom araçların piyasaları istila ettiği ve ulaşım süreçlerini devrimsel bir etki ile değiştirdiği bir yıl olacak gibi görünüyor. Bu günden fosil yakıtlı araçlar devrinin kapanıp, otonom ve elektrikli araçlar çağının başladığını söylememiz yanlış olmayacaktır. Bundan sonra otomobiller gerçek manada bir otomobil olarak herhangi bir insan müdahalesine gerek olmadan kendi kendine hareket edip, verilen görevleri yerine getirebilecektir.

Daha bir çok olay öngörülebilir elbette ama şimdilik bunlarla yetineyim. Umarım 2026 insanlık için ciddi felaket ve savaşların yaşanmadığı barışçıl, huzurlu ve mutlu bir yıl olur, artalım eksilmeyelim diyerek 2026 yılının bu ilk makalesini bitireyim.