Siyasetin bizdeki doğal hareketi, kısır gündemler üretmektir. Sabah bir tartışma, öğlen bir polemik, akşam bir "kriz"... Ertesi gün hepsi unutulur; yerine yenisi konur. Bu bir beceriksizlik değil, bir yöntemdir. Amaç, toplumun zihin enerjisini öğütmek; insanları düşünemez, plan yapamaz, ufka bakamaz hale getirmektir.

İşin asıl acı tarafı şudur: Bu tuzağa en çok düşenler, gündemi üretenler değil; tam tersine, bu döngünün dışında kalması gereken kesimdir. Üretimin, teknolojinin, medeniyetin peşinde olan; özgün düşünen; her koşulda bilimin yanında duran insanlar... Yani bu ülkenin asıl taşıyıcı kolonları. Onlar da her sabah o günün suni gündemine cevap yetiştirmekle meşgul edildikçe, asıl işlerinden — üretmekten, öğrenmekten, geleceği kurmaktan — koparılıyorlar.

Ve bu tuzağın en ağır faturası tam da şimdi kesiliyor. Çünkü dünya yeni bir çağın eşiğinde. Yapay zekâ, üretimin her halkasını yeniden yazıyor: tasarımı, planlamayı, kalite kontrolünü, satışı, ihracatı... Bu çağın treni kalkarken biz peronda birbirimizle tartışıyoruz. Kısır gündemde boğulan bir toplum, çağın teknolojisini yakalayamaz. Teknolojiyi yakalayamayan bir ülke, üretimde rekabet edemez. Rekabet edemeyen bir ülkenin ise ne bağımsızlığı kalır ne refahı.

Öte yandan istikamet konusunda içimiz rahat değil. Bilimin, liyakatin ve aklın kamusal hayattaki ağırlığı azaldıkça, dünyanın gittiği yön ile bizim gittiğimiz yön arasındaki makas açılıyor. Bu makası kapatacak tek rüzgâr vardır: bilim. Cumhuriyet'i kuran irade bunu yüz yıl önce tek cümleyle söylemişti: "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir." Bugün bu cümle bir duvar yazısı değil, bir eylem planıdır.

Peki eylem nereden başlar? Söylenmekten değil, yapmaktan. Bu hafta tam da bunu yapan bir girişimle karşılaştım ve sizinle paylaşmayı bir borç bildim.

*www.kobiteknik.com* adlı bir internet portalı, yukarıda anlattığım sıkıntıyı görmüş olacak ki, işini büyütmek isteyen KOBİ'lerimiz için bir bilgi ve yol haritası merkezi kurmuş. Portalda üç şey dikkatimi çekti:

Birincisi, dünyadaki yeni üretim modellerini ve yapay zekâ ile oluşturulmuş üretim araçlarını, yeni programları KOBİ'nin anlayacağı dille, "bu sizin işletmeniz için ne anlama geliyor?" sorusuyla birlikte anlatıyor. Yabancı kaynaklardaki bilgiyi Anadolu'daki atölyenin diline çeviriyor.

İkincisi — ki asıl yenilik budur — işletme sahibi siteye kaydolup kendi hikâyesini anlatıyor: neredeyim, derdim ne, üç yıl sonra nerede olmak istiyorum. Sistem bu senaryoya göre firmaya özel bir ön rapor hazırlıyor; dünyada benzer yoldan geçmiş işletmeleri gösteriyor ve hedefe giden adımları sıralıyor. Yani genel geçer nasihat değil, firmanın kendi senaryosuna göre çıkarılmış bir yol haritası.

Üçüncüsü, portal haftalık değişen teknoloji gündemini her hafta hem sayfalarına hem de bu raporlara yansıtıyor. Teknoloji dünyasında bir hafta, siyasetteki bir yıla bedeldir; bu diriliği koruyabilmek işin en zor kısmıdır.

Ve bütün bunları, bu ülke için alın teri döken, aydınlık bir geleceğe inanan insanlara ücretsiz sunuyor. Kimseden aidat istemeden, "önce öğren, sonra üret, sonra kazan" diyerek.

Şimdi söz bizde. Böyle bir imkânın Ankara'daki, İzmir'deki plazalara değil; Denizli'deki tekstilciye, Konya'daki makineciye, Gaziantep'teki gıdacıya, Karadeniz'deki fındık işleyicisine — yani en uçtaki insana — ulaşması gerekiyor. Bu da bizim görevimizdir. Bu yazıyı okuyan herkesten ricam: Tanıdığınız bir işletme sahibine, bir sanayiciye, bir esnafa bu adresi iletin. Bir link paylaşmak beş saniye sürer; ama bir işletmenin çağı yakalamasına vesile olabilir.

Kısır gündemin panzehiri tartışmak değil, üretmektir. Gündem üretenler üretedursun; biz değer üretelim. Tarih, gündemleri değil, üretenleri yazar.

www.kobiteknik.com