İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu partisinin grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Bolu Kartalkaya Grand Otelde 78 vatandaşımızın hayatını kaybettiği yangına ilişkin konuşan Dervişoğlu,  "Yenidoğan bebeklerini hastanede koruyamayan bu kahrolası düzen; karne hediyesine kavuşmuş, belki o tatili yapabildiği için şanslı diyebileceğimiz bir avuç evladımızı da koruyamadı" dedi.
Dervişoğlu, "Yöneticilerin ihmallerinden kaynaklanan hiçbir ölüm, toplumun hassas olduğu duygular istismar edilerek geçiştirilemez. 2002 sonrasında yönetimin ihmali, denetim eksikliği ya da kayırmacılığından kaynaklanan ve kader, fıtrat denilerek üstü örtülen ölüm sayısı yaklaşık 55 bin civarındadır. Bu sayıya deprem felaketlerinde hayatını kaybedenler dahil değildir" diye konuştu. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'a sert tepki gösteren Dervişoğlu, "Kendi atadığı bürokratlara, kendi işletmelerini denetleten, kendi otellerine, istediği kıyı şeridinden arsa tahsis ettiren, Türkiye’yi ucuz turizm cenneti haline getirerek, Türkiye’nin kültür ve turizm potansiyelini yok eden zattır kendileri. Adeta Erdoğan’ın kayyım rejiminin bir özetidir. O da turizmin başındaki kayyımdır" değerlendirmesinde bulundu. Dervişoğlu, "Bu kimseler, tıpkı genel başkanları gibi aldıkları ya da almadıkları kararlarla, hayatlarımız üzerinde sonsuz yetki sahibi, dertlerimize karşı ise mutlak sorumsuzdurlar. Her biri, iç işlerinde serbest, dış işlerinde Saray kayyımına bağlı şirket patronlarıdır" diye konuştu.

CHP'nin 21. Olağanüstü Kurultayı yaklaşıyor CHP'nin 21. Olağanüstü Kurultayı yaklaşıyor

'İstifayı akıllarından geçirmezler'

"Türkiye’de yaşamak pahalı, can ucuz, ölmek bedava" diyen Dervişoğlu, şunları kaydetti:
"22 yıldır başımıza gelenlerin haddi hesabı yoktur. Olaylar hiç şaşmaz bir sıra ile tam olarak şu şekilde gerçekleşir: Canlarımız, insanlarımız ihmal, denetimsizlik, kuralsızlık ve umursamazlık sebebiyle hayatlarını kaybederler. Hızlıca 'yayın yasağı' getirilir. Eş zamanlı olarak propaganda başkanlığının emriyle trol orduları 'milletin adamı' mesajları atarlar. Bakanlık yaptığı hizmet alanına tefeci gözlüğüyle bakanların gözü pek sözcüsü Vakur bir duruşla şu açıklamayı yapar: 'Acılar üzerinden siyaset olmaz. Bu olaylar siyasete malzeme yapılmamalıdır'. Devamında, muhalefet ve basın mensupları şeytanlaştırılırlar. Yayın yasağına uymayanlara, kısa yoldan yurtdışı yasağı konur."
Bakanların istifayı akıllarından dahi geçirmediklerini vurgulayan Dervişoğlu, "Bu sırada, malum kanallarda, her gece her konuda ellerinde hep aynı çubuklarla konuşanlar gerçek sorumluları aklamak için bin takla attıkları programlar yaparlar.
O çubuklu arkadaşlardan öğreniriz ki, 'Olayda sorumluluğu bulunan 3 çaycı, 2 arşiv memuru ve 4 temizlik personeli tutuklanmış'. Tutuklananların da muhakkak bir organizasyonla bir örgütle hemen bağlantısı kurulur. Kısa süre sonra başka bir skandal patlar ve ölenler öldükleriyle kalırlar" dedi.

İktidara sert eleştiriler yönelten Dervişoğlu, "Bunlar, bir avuç oligark, başlarındaki kayyım, devleti şirket, memleketi de şirketlerine sermaye yapmışlar. Bizim de bunun adına devlet dememizi bekliyorlar. 22 senedir, günahına girdiğiniz yüzbinlerce vatandaşın hesabını mahşere bırakmayacağız. Bu kayyım düzeninizi başınıza yıkacağız" ifadelerini kullandı.

İktidarın Türk milletine karşı bir kalkışma içerisinde olduğunu belirten Dervişoğlu, "Mesele sadece gözaltılar, tutuklamalar, malum mahkeme kararları da değildir. Mesele siyasilerin üzerindeki yargı sopası da değildir. Hatta mesele sadece İmralı canisiyle giriştikleri alçak yeni ittifak da değildir. Mesele iktidardakilerin, iktidarda kalmak uğruna her şeyi ama her şeyi göze almaları, Saray'ın saltanatı için, tek adamın ömür boyu başkanlığı için 85 milyonu sefalet içinde bırakmalarıdır" dedi. Dervişoğlu, "Onların vatan dedikleri Saray'dır, bayrakları Saray'dır, siyasi namusları bile saraydır. Hepimiz Saray için ancak birer sayıdan ibaretiz" ifadelerini kullandı.

"Kaos peşindeler'

MHP lideri Devlet Bahçeli'nin muhalefete yönelik "Sokağa çıkarsanız" yakarız tehdidini sert bir dille eleştiren Dervişoğlu, "Şimdi çok tehlikeli bir oyun oynuyorlar. Milletimizi 'Sokağa çıkarsanız yakarız' diye tehdit ederken, sokağa çıksınlar diye de tahrik ediyorlar. Artık biliyoruz, kaos peşindeler. Siyaset tarihi göstermiştir ki, Kaosu yaratanlar, o kaosun altında kalmaya mahkumdur" tepkisini gösterdi. Dervişoğlu, "Öz milletine illet-zillet diyebilecek kadar gözü kararmış bir kibri buradan uyarıyorum; Bunun siyasi faturası ağır olacak" dedi.

Gezi direnişine işaret eden Dervişoğlu, "Bundan 12 sene önce o parka göz diktikleri zaman karşılarında milyonlar dikildi. Halen karınlarına giren ağrının sebebi orada hep milletin bir arada olmasıydı, konuşabilmesiydi, haykırabilmesiydi. Dindarı, seküleri, sağcısı, solcusu, işçisi, genci, yaşlısı, herkes cumhuriyet için oradaydı. Bunların talanlarına, yalanlarına, utanmazlıklarına hep birlikte 'hayır' demek için oradaydı. Bu yüzden onu hiç unutmadılar" ifadelerini kullandı. Dervişoğlu, "Ne zaman yeni bir telaş içerisine girseler, eski defterleri açıyorlar. En büyük korkuları konuşan ve tepki veren millet olduğu için Gezi’yi hiç unutmayanlar, Sinan Ateş’in kanının yerde bıraktılar. Azmettiricilerini takipsizlikle ödüllendirdiler. Sıla bebeğimizi, Narin kızımızı mezara koydular."

Katledilen yüzlerce kadının katillerini sokaklara bıraktılar" ifadelerini kullandı. "Sağcı öldü, solcu öldü sustuk. Zengin öldü, fakir öldü, sustuk. Alevi öldü, sünni öldü, sustuk. Kürt öldü, Türkmen öldü, sustuk. Seküleri öldü, dindarı öldü, sustuk" diyen Dervişoğlu, "İşte tam da bu suskunluktan güç aldılar. Ev aldın çöktüler. İş kurdun, batırdılar. Her umudu karartırlar. Her sevinci soldurdular. Her sesi susturdular. Ama susturamadıkları ve susmayacak ses buradadır" dedi.

Dervişoğlu, şunları kaydetti: "Bugün Ekrem İmamoğlu’na iddianame Hüseyin Baş’a denetimli serbestlik, Ümit Özdağ’a tutuklama kararı yazan, Müsavat Dervişoğlu’na yazılmış tehdit mektuplarını okuyan bu düzen; dün Ergenekon’da şerefli Türk subaylarına ihtilallerde bu ülkenin aydınlarına, genç umutlarına yaptığı gibi eğer bu devrana dur demezsek, yarınlarda hepimizi ihanet senaryolarına kurban edecektir.

" Bu yüzden mesele şahıslar meselesi değil Türk Milletinin şahsiyeti meselesidir.  İnşa edip kutsadıkları bu düzende, Kimin ne olduğunun önemi yoktur. Bu rejimin meşruiyeti tartışmalıdır. Darbe dönemlerine rahmet okutacak, Sıkıyönetim uygulamalarını aratacak, Örtülü bir istibdat yönetimiyle karşı karşıyayız. Bu gayrimeşruluğu da en zavallıca ve alçakça yöntemlerle, Her gün Nazi propagandalarına taş çıkartırcasına, Bizlere “yerli ve milli” diye sunabilmektedirler. Stalin’in talimatnamelerine taş çıkartırcasına, Her gün başka bir kararla bir yerlere çökmelerini Bizlere Yeni Türkiye diye satabilmektedirler.

Bugün Terörist başı ile açık ittifak edecek kadar had bilmezlikleri de bundandır. Hudut namustur diyen her kim varsa, Türkiye’yi BOP projesine kurban etmek istemeyen her kim varsa, Tek devlet değil, Türk Devleti, Tek vatan değil Türk vatanı, Tek Bayrak değil, Türk Bayrağı
Tek millet değil, Türk Milleti diyen her kim varsa, Ezcümle bu saray istibdadına, karşı çıkan kim varsa, Cumhuriyet Türkiye’si isteyen, Mustafa Kemal Atatürk’e şükran ve minnet besleyen Her kim varsa, Hedef tahtasına Koyulmasının sebebi, Tehdit edilmesinin, tevkif edilmesinin sebebi bundandır!

Emekli kardeşim, memur kardeşim; Alamadığın hakkın, maaşın, bil ki bunların cebindedir. İşçi kardeşim, şantiyede, fabrikada, madende alın terinden ürettiklerini İsviçre’deki bankalarda istifleyen, lüks teknelerde şampanya diye patlatan bunlardır. İşsiz kardeşim, senin mülakatlarda elenme sebebin Giremediğin işe, diplomasız hem de sınavsız bunların çocukları girsin diyedir.

Peki bu örgütlü kötülüğü iktidarda tutmak için daha kaçımız öleceğiz? Bu tefeci bezirgan düzenin kasalarını doldurmak için daha kaçımız tutuklanacağız? Kaçımız iftiraya uğrayacak, saldırıya uğrayacak, tehdit edilecek, Kaçımız işsiz kalacak, Kaçımız Mülakatta elenecek, işinden olacak, bebeğini çocuğunu kaybedecektir? Buna daha ne kadar susacağız? Milletimizin bu acılarından beslenip semirmelerine,
Kendi talihlerini bize kader diye yutturmalarına, Kendi iktidarlarını bize devlet diye satmalarına razı mı olacağız? Hayır, olmayacağız!
Yeter, susmayacağız! Bu düzene asla teslim olmayacağız! Aziz Dava ve yol arkadaşlarım,

Bugün yaşadığımız imtihan işte bu soruya cevap vermekten geçmektedir. O da harekete geçmek, bu mücadeleye cehd etmektir! Türkiye’nin meselelerine vurmak üzere bu YUMRUĞU kaldırmaktır! Bu dünyanın imtihanı, zulme karşı mukavemet göstermektir. Zulme karşı omuz omuza, sırt sırta durabilmektir. İşte bunun adı Cumhuriyeti muhafaza ve müdafaa etmektir. Türk evladına düşen yegane vazife budur.

İYİ Parti diktatoryal heveslerin panzehiridir. İYİ Parti Cumhuriyetimizin ve demokrasi geleneğimizin yılmaz bekçisidir. Buradan iddia ediyor ve hatırlatıyorum; Güneş doğunca karanlığınız, Karanlık gidince bataklığınız, Bataklığınız kuruyunca zulmünüz bitecek. Bu yüzden İYİ Parti,
Bölen değil, birleştiren olacak Kavga eden değil, barıştıran olacak Susan değil, konuşan olacak Gören, bilen ve duyan olacak. Uyuyan değil, harekete geçen olacak! Marjinallikten uzak duran, Dar bir alana sıkışmayan, Merkezde buluşan olacak! Çünkü İYİ Parti olarak biz,
Başkalarının bize kader diye sunduklarını kader diye sineye çekmeyenleriz Biz, 101 sene önce, Türk Milletinin ortak kaderi için Cumhuriyet kuranların evlatlarıyız İşte bugün 101 sene sonra, içinde bulunduğumuz imtihan da, Cumhuriyetin harcanmasına, yok olmasına karşı koyup koymayacağımızdır! Herkes iyi bilsin ki; Hem karşı koyacağız, hem de baş koyacağız!

Bir mirasyedi gibi onun yitip gitmesine seyirci kalmayacağız. Onu hak eden, şeref ve haysiyet sahibi yurttaşlar olarak ona dört elle sarılanlar olacağız. Türk Milletinin kaderi, Hürriyetle istibdat arasındadır Biz bu seçimi çoktan yaptık! Türk Milletinin kaderi, Cumhuriyetle Saray arasında yapacağı seçime bağlıdır. Biz Bu seçimi çoktan yaptık! Türk Milletinin kaderi, Ömrünü, bir faninin ömrüne bağlamakla,
Binlerce yıllık hür tarihine ram olmak arasındadır. Biz bu seçimi çoktan yaptık! Türk Milletinin kaderi, Kuralsızlığın ve kanunsuzluğun hüküm sürdüğü Mafyaların, çetelerin cirit attığı şehirlerin ve sokakların içinde korkarak yaşamakla, Hür ve eşit olarak, müreffeh ve mutlu bir Türk vatanında özgüvenle yaşamak arasındadır. Biz bu seçimi çoktan yaptık! Türk Milletinin kaderi, 50 bin vatan evladının katilini muhatap alanlarla, Bu muhataplığı ihanetin cisimleşmesi olarak görenler arasındadır. Biz bu seçimi çoktan yaptık! Türk Milletinin kaderi, 10 milyon yabancıyı bu topraklara doluşturan, Kendi vatandaşını kendi vatanında yabancı haline getirenlerle, Bu vatanı, bu vatanı kuranların çocukları olduğunu bilenler arasındadır. Biz bu seçimi çoktan yaptık! Bugün, İktidarın, iktidarda kalmak için göze alabildiklerini Atatürkçü, Milliyetçi, Cumhuriyetçi, Vatansever, Vatanperver herkes, Bu Dünya’nın imtihanını, İnsanca yaşayabilmek için, Şeref ve gurunu çiğnetmemek için, Kısaca Vatan ve Namus için göze almak zorundadır. Hak ettiğimiz hayatı yaşayabilmenin Cumhuriyet nizamını, demokrasiyi, Hukuk devletini yeniden tesis edebilmenin yolu da bellidir Dilde bir olacağız, Fikirde bir olacağız, İşte bir olacağız Dilimiz bellidir: Adalet Fikrimiz bellidir: Hürriyet İşimiz bellidir: Cumhuriyet Bu kalkışmaya son vereceğiz! Bu karanlığı dağıtacağız Bu saltanatı yıkacağız. Ne diyor Hazreti Ali; Eğer zalim ısrarla zulme devam ediyorsa, bil ki sonu yakındır! Eğer mazlum da ısrarla direniyorsa, bil ki zafer yakındır! Türkiye’yi Türksüzleştirmeyeceğiz! ." ifadelerini kullandı.

Muhabir: Haber Merkezi