Abbas SATIR

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun ve ilçe belediye başkanlarının gözaltına alınmasının ardından dövizdeki artış Türkiye'de gündemi değiştirdi.

Mecliste son olaylarla ilgili hiçbir milletvekili yorum yapmaktan kaçınırken İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu da grup toplantısını kısa kesip, İYİ partili milletvekilleriyle ayrı bir toplantı yapma kararı aldı.

"Boykotçular kaybetti, milli ekonomi kazandı" "Boykotçular kaybetti, milli ekonomi kazandı"

Hukukun Siyasallaşması: Bir Darbe mi, Yoksa Sistematik Bir Sorun mu?

Yangının İmamoğlu kararı, meşruiyetini ya da adilliğini otomatik olarak garanti etmiyor. Bugün meclis grup toplantısında konuşan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu yaptığı konuşma da, "Bu bir darbedir ve aynı zamanda anayasal bir suçtur" dedi.

İmamoğlu’na verilen ceza, bu bağlamda, siyasi bir rakibi saf dışı bırakma hamlesi olarak görülüyor. Daha kötüsü Demokrasinin içini boşaltan, hukuku bir sopa gibi kullanan sistematik bir yönetim anlayışı olarak dillendiriliyor.

Ekonomik Kriz ve Siyasi Bedel

Kararın hemen ardından döviz kurlarındaki yükseliş, iktidarın bu hamlesinin ekonomik sonuçlarını da gözler önüne serdi. Hükümet, bu durumu küresel ekonomik dinamiklere ve dış mihraklara bağlamayı tercih etse de, gerçek şu ki Türkiye’nin kırılgan ekonomisi, siyasi istikrarsızlıktan doğrudan etkileniyor. İmamoğlu kararının zamanlaması, zaten güven sorunu yaşayan piyasalara adeta bir darbe vurdu. İktidar, bu tür hamlelerle muhalefeti zayıflatmayı hedeflerken, kendi ekonomik başarısızlıklarını örtme çabasını da göz ardı edemiyor. Vatandaşın cebini yakan bu fatura, kimin siyasi hesaplarının bedeli? Muhalefet bu soruyu yöneltiyor.

Muhalefetin Tepkisi ve Demokratik Umut

İmamoğlu kararının bir diğer sonucu, muhalefetin birleşme eğilimini hızlandırması oldu. CHP, İYİ Parti ve diğer muhalif aktörler, bu süreci demokrasiye yönelik bir tehdit olarak görüyor ve ortak bir duruş sergileme çabasında. Bu, demokratik bir hak ve beklenti; ancak muhalefetin bu birleşmeyi sürdürülebilir bir stratejiye dönüştürüp dönüştüremeyeceği belirsiz. Türkiye siyasetinde ittifaklar, kriz anlarında sıkça bir araya gelmiş, ama aynı hızla dağılmıştır. İktidarın hukuku araçsallaştırmasına karşı çıkarken, muhalefetin de kendi iç tutarlılığını ve vizyonunu ortaya koyması kritik önemde.

Muhabir: Haber Merkezi