Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) 2022-2024 dönemini kapsayan hayat tabloları, Türkiye’de yaşam süresinin yeniden yükseldiğini ortaya koydu. Önceki dönemde 77,3 yıl olarak hesaplanan doğuşta beklenen yaşam süresi, 0,8 yıl artarak 78,1’e çıktı.
Erkeklerde 74,7 yıl olan beklenen yaşam süresi 75,5 yıla, kadınlarda ise 80 yıldan 80,7 yıla yükseldi. Böylece kadınlarla erkekler arasındaki yaşam süresi farkı 5,2 yıl olarak hesaplandı.
Bu rakam gerçek ölüm yaşını göstermiyor
“Doğuşta beklenen yaşam süresi”, bugün dünyaya gelen her bebeğin kesin olarak 78,1 yıl yaşayacağı anlamına gelmiyor. Bu gösterge, mevcut yaşa özgü ölüm oranlarının gelecekte de aynı kalacağı varsayımıyla yeni doğan bir kişinin yaşaması beklenen ortalama süreyi ifade ediyor.
Sağlık hizmetleri, salgınlar, beslenme koşulları, çevre, gelir düzeyi ve yaşam tarzındaki değişiklikler bu sürenin zaman içerisinde artmasına ya da azalmasına neden olabiliyor.

Kadınlar neden daha uzun yaşıyor?
Kadınların erkeklerden daha uzun yaşamasını tek bir nedenle açıklamak mümkün değil. Dünya Sağlık Örgütüne göre fark; biyolojik özelliklerin yanı sıra toplumsal koşullar, davranış biçimleri, çalışma hayatındaki riskler ve sağlık hizmetlerine başvurma alışkanlıklarının birleşiminden kaynaklanıyor.
Kadınların hormonal ve genetik yapısının bazı hastalıklara karşı belirli ölçüde koruyucu olabileceği değerlendirilirken, erkeklerin yaşam biçiminden kaynaklanan risklere daha fazla maruz kalması farkı büyütüyor.
OECD verileri, erkeklerde sigara ve aşırı alkol kullanımının, sağlıksız beslenmenin ve fazla kilonun daha yaygın olduğunu gösteriyor. Erkeklerin trafik kazaları, iş kazaları, şiddet ve diğer dış nedenlere bağlı erken ölüm riski de kadınlardan daha yüksek seyrediyor.

Erkekler doktora daha geç başvuruyor
Yaşam süresindeki farkın önemli nedenlerinden biri de sağlık hizmetlerinden yararlanma biçimi. Dünya Sağlık Örgütü, erkeklerin aynı hastalıkla karşılaşmaları durumunda kadınlara kıyasla sağlık kuruluşlarına daha az veya daha geç başvurduğuna dikkat çekiyor.
Bu durum özellikle yüksek tansiyon, kalp-damar hastalıkları, diyabet ve kanser gibi erken teşhisle kontrol altına alınabilecek hastalıkların ilerlemesine yol açabiliyor. DSÖ verilerine göre önlenebilir ve tedavi edilebilir kronik hastalıklardan erken ölüm olasılığı erkeklerde daha yüksek.

Kazalar, şiddet ve intihar farkı artırıyor
Erkeklerin daha kısa yaşamasında yalnızca hastalıklar etkili değil. OECD araştırmasına göre erkeklerde erken yaşta kaybedilen yaşam yıllarının önemli bir bölümü trafik ve iş kazaları, intihar, şiddet ve diğer dış nedenlerden kaynaklanıyor.
DSÖ’nün küresel verilerinde trafik kazalarına bağlı ölüm oranının 15 yaşından sonra erkeklerde kadınların iki katından fazla olduğu belirtiliyor. İntihara bağlı ölüm oranı da erkeklerde belirgin biçimde daha yüksek seyrediyor.
Ağır ve tehlikeli işlerde erkeklerin daha yoğun çalışması; kimyasal maddelere, toza, gürültüye, aşırı sıcaklığa ve iş kazalarına daha fazla maruz kalması da yaşam süresini etkileyen unsurlar arasında gösteriliyor.
Uzun yaşam her zaman sağlıklı yaşam anlamına gelmiyor
TÜİK’in sonuçlarında dikkat çeken bir başka ayrıntı ise sağlıklı yaşam süresi oldu. Türkiye’de doğuşta sağlıklı yaşam süresi ortalama 57,6 yıl olarak hesaplandı. Bu süre erkeklerde 58,9, kadınlarda ise 56,3 yıl olarak belirlendi.
Buna göre kadınlar toplamda erkeklerden 5,2 yıl daha uzun yaşasa da sağlık sorunu olmadan geçirmeleri beklenen süre erkeklerden 2,6 yıl daha kısa. OECD de kadınların daha uzun yaşamakla birlikte kronik rahatsızlıklar ve günlük yaşamı sınırlandıran sağlık sorunlarıyla daha fazla yıl geçirebildiğine işaret ediyor.

Eğitim düzeyi ömrü de etkiliyor
TÜİK verileri, yaşam süresindeki farkın yalnızca cinsiyete bağlı olmadığını gösterdi. Eğitim seviyesi yükseldikçe beklenen yaşam süresinin de arttığı belirlendi.
30 yaşındaki ortaöğretim altı eğitim seviyesine sahip kişilerle yükseköğretim mezunları arasında yaklaşık 5 yıllık yaşam süresi farkı bulunuyor. Eğitim düzeyinin gelir, çalışma koşulları, sağlık bilgisine erişim, beslenme ve koruyucu sağlık hizmetlerinden yararlanma imkanlarıyla bağlantılı olması, bu farkın başlıca nedenleri arasında değerlendiriliyor.
65 yaşındaki kadınların 19,6 yıl daha yaşaması bekleniyor
TÜİK’in yaş gruplarına göre hesaplamasına göre Türkiye’de 65 yaşındaki bir kişinin ortalama 18 yıl daha yaşaması bekleniyor. Kalan yaşam süresi erkeklerde 16,3 yıl, kadınlarda ise 19,6 yıl olarak hesaplandı.
Ortaya çıkan tablo, Türkiye’de ortalama ömrün uzadığını ancak sağlıklı geçirilen yılların artırılması gerektiğini gösteriyor. Uzman kuruluşların değerlendirmelerine göre erkeklerin düzenli sağlık kontrolüne yönlendirilmesi, tütün ve alkol kullanımının azaltılması, iş ve trafik güvenliğinin güçlendirilmesi yaşam süresindeki cinsiyet farkını azaltabilecek önlemler arasında bulunuyor.
Kaynaklar: TÜİK Hayat Tabloları 2022-2024, Dünya Sağlık Örgütü, OECD Sağlık Görünümü 2025





