İnsan, yaşadığı süre boyunca ya da öldükten sonra nasıl anılmak ister? Bu soruya
en net cevap, "İyi insandı," şeklinde verilir.
Bir zamanlar bu sözün sahipleri gerçekten çok fazlaydı. Ancak zaman mı insanı,
yoksa insan mı zamanı değiştirdi, bilinmez. Bugün etrafımız yalancılar, dalkavuklar
ve ispiyoncular tarafından kuşatılmış durumda.
Yine de iyi insan olmaya devam eden bir kitlenin varlığı, kaybolan geçmişe duyulan
özlemin umutlarını taşımamıza yardımcı oluyor. Bu dünya, iyi insanların sayesinde
dönmeye devam edecek. İşte kötülüğün ve dalkavukluğun hüküm sürdüğü
zamanlarda, bu durumu çarpıcı bir şekilde özetleyen bir hikâyeyi sizinle paylaşmak
istiyorum. Buyurun, birlikte okuyalım:
……..
*Bir zamanlar, patlıcanı çok seven bir padişah varmış. Ne zaman sofrada patlıcan
musakkadan söz açılsa, dalkavuğu hemen padişahın sözlerini överek desteklermiş:
"Ah padişahım, musakkanın kokusu bile insanın iştahını açıyor! Akşam olsa da
yesek!"
Padişah, imam bayıldıyı övdüğünde dalkavuk hemen atılırmış:
"Padişahım, şu imam bayıldı'yı icat edenin mekanı cennet olsun! Böylesine nefis bir
yemek zor bulunur. İnsan yedikçe yiyesi geliyor!"
Padişah, karnıyarıktan, patlıcan dolmasından, kızartmasından, kebabından, hatta
patlıcan reçelinden bile bahsetse, dalkavuk aynı şevkle bunları över dururmuş.
Ancak bir gün, padişahın patlıcan sevgisi tükenmiş. Artık patlıcan görmek bile
istemiyormuş. Sofraya değil yemeği, salatası, turşusu; hatta patlıcanın P harfinin
gelmesini bile yasaklamış. Öfkeyle:
"Şu patlıcan musakkanın nesi güzel ki insanlar bayılarak yiyorlar? Anlamıyorum!"
dediğinde, dalkavuk hemen padişahı desteklemiş:
"Aman padişahım, haklısınız! Bu musakkanın yenilmesi bile yasaklanmalı!"
Başka bir gün, padişah yine sofrada yakınmış:
"Şu insanlara şaşıyorum. Bunca güzel salata çeşidi varken, akşam akşam tutup
patlıcan salatası yiyorlar. Damak zevkleri hiç yok!"
Dalkavuk hemen lafa atlamış:"Padişahım, çok doğru söylüyorsunuz! En iyisi patlıcanın yetiştirilmesini bile
yasaklayalım. Adını duymaktan bile nefret eder oldum!"
Padişah bir süre düşündükten sonra dalkavuğa dönmüş ve kaşlarını çatmış:
"Yahu! Sen değil miydin patlıcanı göklere çıkaran? Şimdi bu söylediklerin de neyin
nesi?"
Dalkavuk gülümseyerek eğilmiş:
"Ah padişahım, unuttunuz galiba. Ben patlıcanın değil, sizin dalkavuğunuzum!"
Bu hikâye, iyi insan olmanın kıymetini ve doğruluğun önemini bir kez daha
hatırlatıyor. İyi insanlar olmadan ne dünya ne de insanlık doğru bir