Kurtuluş Savaşı’nın seyrini değiştiren Sakarya Meydan Muharebesi, Yunan ordusunun Ankara’ya ilerleyişini durdurması açısından büyük önem taşıdı.
23 Ağustos’ta başlayan ve kesintisiz 22 gün 22 gece devam eden savaşta Türk ordusu, Sakarya Nehri’nin doğusundaki savunma hattında büyük bir mücadele verdi. 13 Eylül’de Yunan kuvvetlerinin geri çekilmesiyle muharebe Türk ordusunun kesin üstünlüğüyle sonuçlandı.
Sakarya Zaferi, yalnızca bir askeri başarı olarak kalmadı; Milli Mücadele’nin savunma ağırlıklı döneminden taarruz aşamasına geçişinin de önünü açtı.
“Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır”
Yüksek subay kayıpları nedeniyle “Subaylar Savaşı” olarak da anılan Sakarya Meydan Muharebesi’nde Mustafa Kemal Paşa’nın ortaya koyduğu savunma stratejisi belirleyici oldu.
Mustafa Kemal Paşa’nın “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır” emriyle savunma anlayışı yalnızca belirli bir cephe hattına bağlı olmaktan çıkarıldı.
Bu stratejiyle vatanın her karış toprağının savunulması esas alınırken, Türk ordusu düşmanın ilerleyişini durdurmayı başardı. Zaferin ardından Yunan kuvvetleri Sakarya Nehri’nin doğusundan çekildi ve Türk ordusu savunmadan taarruz aşamasına geçiş için önemli bir üstünlük elde etti.
Zafer TBMM’nin gücünü artırdı
Sakarya Zaferi, askeri sonuçlarının yanı sıra Milli Mücadele’nin siyasi ve diplomatik gücünü de artırdı.
Zaferin ardından 19 Eylül 1921’de TBMM tarafından Mustafa Kemal Paşa’ya Mareşal rütbesi ve Gazi unvanı verildi.
Sakarya’daki başarının ardından Sovyetler Birliği ile Kars Antlaşması, Fransa ile de Ankara Antlaşması imzalandı. Bu gelişmeler Türkiye’nin diplomatik konumunu güçlendirirken Güney Cephesi’ndeki mücadele açısından da önemli sonuçlar doğurdu.
Sakarya Meydan Muharebesi böylece Türk ordusunun yalnızca sahada değil, diplomasi masasında da elini güçlendiren ve Milli Mücadele’nin zaferle sonuçlanmasına giden yolu açan tarihi bir dönüm noktası oldu.




