Gelecek Partisi'nden ayrılarak AKP'ye katılan Antalya Milletvekili Prof. Dr. Serap Yazıcı Özbudun, AKP Genel Başkanı Recep Bey ile yaptığı görüşmenin kendisinde derin bir iz bıraktığını belirterek, "Cumhurbaşkanımızla yaptığım görüşme sonrasında hissettiğim güven, bu kararı almamda büyük bir rol oynadı. Kendisine ve politikalarına yönelik eleştirilerime rağmen, beni partide görmek istediklerini söylediler" şeklinde bir açıklama yapmış...
Serap hanım çok merak ediyorum ne değişti, siz mi değiştiniz yoksa Recep Bey mi?
Bakın siz muhalif söylemler ile muhalefetin çatısı altında seçilip milletvekili oldunuz, şimdi onca eleştirdiğiniz bir partiye geçmenizi anlamak mümkün değildir! Sizi seçen, size oy veren, bu yüzden de kendini aldatılmış hatta dolandırılmış hisseden seçmene bir özür ve açıklama borcunuz olduğu kesin, bunu yapacak mısınız?
Bir milletvekilinin parti değiştirmesi zaten siyasi etik açısından başlı başına sorgulanması, şaibe aranması gereken bir olaydır!
Hele hele muhalefetten seçilip sonra gidip iktidar saflarına katılan bir milletvekili kendisine verilen oylara ihanet etmiş sayılabilir. Bunu bir “siyasi dolandırıcılık” olarak görenler bile vardır.
Bir siyasinin o ya da bu sebepten iktidardan ayrılıp bağımsızlara ya da muhalefet saflarına katılması her halukarda daha anlaşılabilir bir olaydır. Daha anlaşılabilir bir olaydır çünkü malum iktidar cenahı makam, mevki ve menfaat dağıtmakta çok daha muktedirdir. İktidarın bu nimet ve ihsanlarını bırakıp da muhalefete geçen birinin bu davranışını masumane kabul edebilmek bu yüzden çok daha kolaydır.
Amma ve lakin bir siyasinin hele hele iktidarı fikri ve ideolojik olarak bu kadar derinden ve sağlam gerekçeler ile eleştiren bir siyasinin muhalefetten iktidar saflarına geçmesini açıklamak çok ama çok zordur, açıkça söylemek gerekirse böyle geçişler daima çok ama çok daha fazla şaibe suçlamalarına neden olur.
Bu yüzden Serap Hanım’ın bu hareketini ve arkasındaki nedeni anlamak kolay değil.
Bu güne kadar basına yansıyan açıklamalarına göre Prof. Dr. Serap Yazıcı Özbudun demokrasiyi, güçler ayrımını, denge ve denetleme mekanizmalarının korunmasını savunan bir anayasa hukuku profesörü ve siyasetçi.
Peki, böyle bir kişi nasıl oluyor da demokrasiyi rafa kaldıran, tüm denge ve denetleme mekanizmalarını berhava eden ve bugün geçerli olan tek adam rejimi kuran bir siyasetçinin ve siyasi hareketin yanında kapılanıp, ona biat ediyor?
Bakın İYİ Parti’den AKP’ye geçen Kürşad Zorlu vb. politikacılara denecek çok fazla bir şey yok. Ben zaten Meral Akşener’in Recep Bey ile ittifakı çok önceden kurduğunu ve bu yüzden de 6’lı masayı o çirkin üslup ile dağıttığını düşünenlerdenim. Bu sebeple onun seçtiği ekibin bu yaptığına pek de şaşırmıyorum ama Serap Hanım beni gerçekten de çok ama çok şaşırttı.
Serap Hanım çok şaşırttı çünkü o sıradan bir politikacı değil; Recep Bey’in üçüncü defa aday olmasını anayasaya aykırı gören ve bunu açıkça dillendirmekten de kaçınmayan bir anayasa hukukçusu.
Bakın Serap Hanım’ın muhalefetteyken verdiği ve onun siyasi görüşlerini ortaya koyan en önemli söyleşilerden biri T24’te Cansu Çamlıbel’e olmuştu. Serap Hanım “ben Sayın Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçiş arzusunu hiçbir zaman anlayabilmiş değilim” dedikten sonra şöyle konuşmuştu: “Biliyorsunuz ünlü bir siyaset bilimcisi var; David Landau. Onun bir tezi var; istismarcı veya suiistimalci anayasa yapımı. David Landau şunu söylüyor; “Dünyada artık askeri yönetimler popülerliğini kaybetti, onun yerine sivil otoriter rejimler kuruluyor. Ve bu sivil otoriter yöneticiler ellerine geçirdikleri fiilen kullandıkları o otoriter mekanizmaları sürekli ve kalıcı hale getirmek için anayasa değişikliğine başvuruyorlar ve anayasa değişikliğini yapmakta da muvaffak oluyorlar. Yaptıkları anayasa değişikliğini biçimsel olarak incelediğiniz zaman sanki temsili demokrasinin kurumları varmış gibi bir algıya kapılabilirsiniz ama daha dikkatle incelediğiniz zaman aslında otoriterizmi kurumsallaştırmak için yapılmış bir anayasa değişikliği olduğunu görürsünüz. Türkiye’nin şu an içinde bulunduğu “cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” de tam bu modele, bu tanıma uygun bir anayasa değişikliği ile gerçekleşti.” Demiş...
Pekala, değişen ne var hem bu yapılana itiraz edip ve hem de bunu yapanların safına katılmak nasıl izah edilebilir?
Adama “bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” diye sormazlar mı?
Recep bey kurultayda yaptığı konuşmada “ Yeni Türkiye’ye alışacaksınız” demiş, şimdi Serap Hanım da bu yeni düzene alışanlar safına mı katıldı?