MİSAK-I İKTİSADÎ ESASLARI KARARLARININ 101.YILI ÜZERİNE…

Tam Bağımsız Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşuna giden yolda (1919 -1923) Anadolu’da bir çok kongre gerçekleştirilmiştir.  Bunlardan en önemlilerinden biri bizim annem Misak-ı Milli kararlaştırıldığı Erzurum Kongresidir. ( 23 Temmuz- 7 Ağustos 1923) Diğeri düşman Polatlı yakınlarında saldırırken Misak-ı Marif’in kararlaştırıldığı Ankara Marif Kongresidir.(15-21 Temmuz 1923). Üçüncüsüde Lozan Görüşmelerine ara verildiği süreç içinde yapılan Misak-ı İktisadi kararlarının alındığı Ankara Marif Kongresidir (16-21 Temmuz 1921). 

Bu yazımıza konu olan İzmir İktisat Kongresi (17 Şubat-4 Mart 1923) tarihleri arasında Osmanlı dönemindeki önemli liman ve ticaret kenti İzmir’de, Lozan Barış Konferansına ara verildiği süre içinde gerçekleşmiştir. Lozan konferansının ilk döneminde ( Kasım 1922-4 Şubat 1922) 1-Musul/Kerkük meselesi 2- Boğazlar Meselesi 3- Hatay meselesi olmak üzere üç konuda tıkandı. Atatürk’ün talimatı ile İnönü ve Türk heyeti 4 Şubat 1923 de Ankara’ya geri dönmüştür. ( Daha sonra Gazi Mustafa Kemal’in önerisiyle bu üç konu geleceğe bırakılarak konferans  daha sonra devam etmiş ve 24 Temmuz  1923 de sonuçlanmıştır) 

Görüşmelerin başından itibaren baş müzakereci Lord Curzon, İnönü’ye sık sık Anadolu’da sermaye birikimi olmadığı için ‘gelecekte kendilerine avuç açmak zorunda kalacaklarını’ hatırlatıyordu. Bu nedenle Cumhuriyetin önder kadrosundan M.Esat Bozkurt’un öncülüğünde İKTİSADİ BAĞIMSIZLIĞIMIZI SAĞLAYABİLECEĞİNİ Dünya’ya göstermek için 17 Şubat 1923 tarihinde İzmir’de iktisat Kongresini toplamak için harekete geçmiş ve 4 Mart 1923 tarihinde tamamlanan kongrede etkisi günümüze kadar uzanan tarihi kararlar almıştır. 

TANZİMATTAN GÜNÜMÜZE EKONOMİK REJİMLER 

 Özellikle Tanzimat döneminden bugüne kadar ekonominin gelişimini özetlersek; 

- 1838 -1881 Balta Limanı Anlaşması ve Sömürgeleşme Ekonomisi; 

-1881-1923 Düyünu Umumiye Ekonomisi; 1923 -1939 Karma Milli Ekonomisi; 

-1939-1945 Savaş Ekonomisi; -1945-1960 İthal İkame Ekonomiye Geçiş ; 1960-1980 Planlı Ekonomi; -1980-2001 Neo Liberal Ekonomiye Geçiş;   

-2001-2017 İnşaat Ekonomisi;

 -2017-2023 Şahsım Ekonomisi ..

Bugün Dünya’da,  Türkiye Cumhuriyetinin 1930-1938 döneminde başarı ile uygulanan ve -karma ekonomik model- diye tanımlanan planlı ve denk bütçe ekonomisi , günümüzde benzer şekilde, Çin ve Rusya’da DEVLET KAPİTALİZMİ olarak uygulanan ve başarılı olan  modelidir. Karma ekonomi modeli anlayışı; özel sektörün yetersiz kaldığı sektör ve bölgelerde Devlet Kamu İktisadi Teşekkülleri(KİT’ler) aracılığıyla sanayinin ve kalkınmanın geliştirilmesidir. (Bu model, 24 Ocak 1980 kararlarıyla başlatılan 12Eylül 1980 darbesiyle uygulamaya konulan, “bize plan değil pilav lazım” diyen Özal ve bürokratlarının uygulamaları ile sonlandırılmaya çalışılmışsa da onun döneminde tamamlanamamıştır. 1990'ların sonunda yaşanan ekonomik krizle birlikte, 2001’den sonra Derviş yasalarıyla tamamen kapitalist ekonomiye eklemlenmiştir. Bugün - krizlerden krizlere sürüklendiğimiz ve yarı sömürge durumuna düştüğümüz-mevcut kuralsız(vahşi) neoliberal ekonomi anlayışına alternatif olarak yeniden tartışılmalıdır.

Öte yandan tek kutuplu Dünyanın kuralsız (vahşi) kapitalist neoliberal sistemi nedeniyle içinden geçtiğimiz ve derinleşen ekonomik krize ilaveten 11 ilimizi etkileyen yıkıcı deprem nedeniyle tarım, sanayi ve ticari olarak ekonomik faaliyetlerinin de önemli ölçüde etkilendiği yıkıcı sonuçları dikkate alındığında, İzmir İktisat Kongresinin günümüze ışık tutacak aşağıdaki karar ve sonuçlarını bugünkü siyaset kurumunun yeniden değerlendirmesi gerektiği düşüncesindeyim. CUMHURİYET’TEN ÖNCEKİ SON BÜYÜK VE ÖNEMLİ KONGRE İzmir İktisat Kongresinin 100. Yılı nedeniyle Dr. Serdar Şahinkaya’nın yayınladığı “Cumhuriyet’ten Önceki Son Kurucu Kongre: Türkiye İktisat Kongresi(İzmir,17 Şubat- 4 Mart 2023)” kitabı, Kongrenin Cumhuriyetimizin İktisat Politikalarının belirlenmesinde önemli bir kilometre taşı olduğunu ortaya koyan önemli bir belgedir. Dr. Şahinkaya’ya göre; Cumhuriyete ait iktisat politikalarının başlangıç hedefleri, Türkiye İktisat Kongresi’ndedir. Bizzat Gazi Paşanın tanımıyla Cumhuriyet öncesi önemli kongrelerden sayılan İktisat Kongresi, 9 Eylül’den, yani Yunanlıların İzmir’den denize dökülmesini izleyen beş ay sonra, 17 Şubat – 4 Mart 1923 tarihlerinde, Hamparsumyan Han’da, İzmir’de ülkenin birçok yerinden gelen, toplumu oluşturan sınıfları, farklı bir ifade ile -İşçi, Sanayici, Çiftçi ve Tüccarları -temsil eden 1135 delege ile Anadolu’nun kadim ekonomi kenti İzmir’de toplanmıştır.

Türkiye’nin bütün üretici ve ticaret erbaplarının temsilcileri kongrededir. Kongre‘nin toplanma süreci , İktisat vekili Mahmut Esat Bozkurt’un Mustafa Kemal’e “(Yurdun bazı bölgelerinde ekonomik incelemelerde) bulunmak üzere bundan bir hayli müddet evvel seyahatim esnasında memleketimin pek çok ihtiyacını yakından gördüm.  Uzun senelerden beri unutulmuş olan iktisadiyatımız hakkında memleketimiz iktisat âmillerinin (unsurlarının) bir araya gelerek düşünmelerini, nokta-i nazarlarını (görüşlerini) Büyük Millet Meclisine ve Büyük Millet Meclisi Hükümetine bildirmelerini ve teşebbüs-ü şahsileri (kişisel girişimleri) ile orada yapılması lazım gelen işlere derhal orada karar vererek harekete gelmelerini münasip gördüm. 12 teşrin-i sânide (Kasım’da) Başkumandan Paşa Hazretlerine İzmir’den telgraf çektim. Dedim ki, memleketin iktisadiyatı uzun senelerden beri unutulmuştur. İktisat âmilleri dinlenmemiştir. Bu meslek adamlarını dinlemek ve onların dileklerine göre bir iktisat programı vücude getirmek lâzımdır. Bu çok hayırlı olur.

Bu hayırlı işin riyaset-i fahriyesini (fahri başkanlığını) kabul eder misiniz? diye sordum. Başkumandan Paşa hazretlerinden cevap aldım. Maâl memnuniye muvafakat ediyorlardı”. Bunun üzerine hazırlıklar Aralık 1922 başında illere gönderilen resmi genelge ile başlatılmıştır. 1922 Kasım ayında başlayan Lozan Barış görüşmeleri sürecinde, başta İngiltere olmak üzere emperyal devletlerinin özellikle Ekonomik ve Adli Kapütülasyon dayatmalarının -kabul edilmemesi- nedeniyle, 4 Şubat 2023’de görüşmeler kesildikten sonra Türkiye’ye dönmüştür. Bu gelişmeler, Kongreyi o günlerde daha da anlamlı kılmaktadır. Aslında emperyal devletler, Lozan’da, askeri olarak zafer kazanmış bir ulusa, devlet kurdurmamak için var güçleri ile bastırmaktadır. Kongre divanının seçiminden sonra, Mustafa Kemal Paşa aşağıdaki tarihi açış konuşmasını yapmıştır. Gazi Mustafa Kemal Kongreyi açış konuşmasında kongreye verdiği öneme atfen ; “Efendiler,  Yüce Kurulunuzla bugün başlamış olan Türkiye İktisat Kongresi çok önemlidir. Çok tarihîdir. Nasıl ki Erzurum Kongresi felâket noktasına gelmiş olan bu milleti kurtarmak hususunda Misak-ı Millî’nin ve Anayasanın ilk temel taşlarını sağlamada neden olmuş, etken olmuş öncü olmuş ve bundan dolayı tarihimizde, millî tarihimizde en önemli ve yüksek hatırayı yaratmış ise, kongreniz de milletin ve memleketin yaşantısını sağlayarak, gerçek kurtuluşuna yardımcı olacak kanunun temel taşlarını ve esaslarını ortaya koymak suretiyle tarihte çok büyük bir ad ve çok kıymetli bir yer almış olacaktır. Bu kadar önemli ve tarihî kongrenizi açmak şerefini bana vermiş olmanızdan dolayı teşekkürler ederim. Ve böyle bir kongreyi yapanlar sizlersiniz. Bundan dolayı sizleri tebrik ederim”  değerlendirmesini yaparak, Kongrenin önemini açıkça ortaya koymuştur. 

Kongre, Cumhuriyetten önceki son kurucu kongredir. GAZİ PAŞANIN AÇIŞ KONUŞMASI GÜNÜMÜZE DE IŞIK TUTUYOR Gazipaşa açılış konuşmasında: “Efendiler; Görülüyor ki, bu kadar kesin, yüksek ve başarılı bir askeri zaferden sonra dahi, bizi sulha kavuşmaktan alıkoyan neden, doğrudan doğruya iktisadi sebeplerdir, iktisadi anlayıştır. Çünkü bu Devlet, iktisadi egemenliğini sağlayacak olursa; o kadar kuvvetli bir temel üzerinde yerleşmiş ve yükselmeğe başlamış olacaktır ki, artık bunu yerinden kımıldatmak mümkün olamayacaktır. İşte düşmanlarımızın, hakiki düşmanlarımızın olur diyemedikleri, bir türlü kabul edemedikleri budur.”  Kongrede ortaya atılan önerilerin hemen hepsi tek bir temel hedefe yöneliyordu: Bir milli ekonominin kuruluşunu ilerletmek ve doğmakta olan cumhuriyet devletinin sosyoekonomik temelini kısa sürede oluşturacak ekonomik güçleri geliştirmek.  MUSTAFA KEMAL VE YABANCI SERMAYE Hem dış Dünya, hem de içerideki sermaye grupları savaştan galip çıkan yeni hükümetin yabancı sermayeye bakışını merak ediyordu. Mustafa Kemal bu konuyu bildiği için ve kalkınabilmek için o günkü koşullarda sermaye birikimin gerektiğini biliyordu. Bu nedenle açış konuşmasında bu konuya değinir: “Efendiler, İktisadi alanda düşünür ve konuşurken, sanılmasın ki dış sermayeye karşıyız, hayır bizim memleketimiz geniştir. Çok emek ve sermayeye ihtiyacımız var. Kanunlarımıza uymak şartıyla dış sermayelere gerekli teminatı vermeğe her zaman hazırız. Yabancı sermaye çalışmalarımıza eklensin ve bizim ile onlara için yararlı sonuçlar versin fakat eskisi gibi değil. Hakikaten mazide ve bilhassa Tanzimat devrinden sonra yabancı sermayesi memlekette müstesna bir mevkiye sahip oldu. Ve ilmi manasıyla denebilir ki, devlet ve hükümet yabancı sermaye yabancı sermayenin jandarmalığından başka bir şey yapmamıştır. Artık her medeni devlet gibi, millet gibi, yeni Türkiye dahi buna razı olamaz; burasını esir ülkesi yaptıramaz. (Bravo sesleri, alkışlar).” Ancak, ilerleyen yıllarda Cumhuriyet kadroları -gerek batının sermaye ve sanayi konusundaki sınırlayıcı ve kapütülasyon benzeri dayatmacı tutumu, gerekse  1929  Dünya genel ekonomik buhranı sonucunda kapitalist sistemle istedikleri iktisadi hedeflere ulaşamayacaklarını görünce - farklı arayışlara girdiler.  Özellikle 1930 larda sonra Sovyet Rusya’nın planlı kalkınma modelini inceleyerek ve Sovyet Rusya’dan özellikle tekstil(Sümerbank) Cam(Şişecam) ve demirçelik (Karadeniz ereğli) sektörlerinde teknik yardım alarak 1930’ların ortalarında % 11 ekonomik büyümeyi yakaladılar. Çünkü yabancılar özellikle demir çelik gibi stratejik sektörlerde sermaye ve teknolojik yardım yapmak istemiyordu. Kongrede çok önemli kararlar alınmıştır.

Bu kararlar ile Lozan görüşmesinin karşı taraf ülkelerine önemli mesajlarda verilmiştir. KONGREDE KADINLAR VE İŞÇİLER DE AKTİF OLARAK KATILDILAR İktisat vekili Mahmut Esat Bozkurt(İktisat Vekili) 13 Şubat 1923 tarihinde verdiği beyanatta Türkiye İktisat Kongresi’nin "Hükümetin Delaleti" ile toplandığını, aynı beyanatta kongrenin amacını şu şekilde belirtmiştir; "Bu Kongreyi millet ve memleketimizin kabiliyet ihtiyacat-ı iktisadiyesini elbirliği ile tetkik ederek ona göre bir ittila usulü vaz ve tetkik eylemek aynı zamanda memleketimizin muhtelif ve şimdiye kadar yek diğerine yabancı kalmış iktisat amillerinin birbiri ile tanıştırmak için açıyoruz". Lozan’da emperyalist  devletlerin,  bağımsız bir devlet kurmak isteyen önderleri üzerinde yarattığı  baskıya karşı çıkışın ruh hali kongreyi açan dönemin  İktisat Vekili(ekonomi bakanı)  Mahmut Esat BOZKURT’un açılış konuşmasına yansımıştır. İzmir İktisat Kongresine  ayrımsız ekonominin tüm kesimlerinin temsilcileri davet edilmiştir. Bozkurt’un açılış konuşmasının başında ;“Aziz Türkiye’nin öz evlatları hoş geldiniz, güzel Türkiye’nin ameleleri, sanatkarları, çiftçileri ve tacirleri hoş geldiniz, hür ve müstakil güzel yurdun yorulmaz cesur emekçileri, hayatını dişleriyle tırnaklarıyla kazanan, şimdi hürriyet ve istiklal yolunda şehit düşen yavrularının nerelerde gömülüp kaldığını bilemeyen, bir kırık mezar taşında Fatiha okumak imkanını dahi bulamayan, çilekeş Türk hanımları hoş geldiniz.(Sürekli alkış sesleri) Amele hanımları hoş geldiniz. Gelecek sene adedinizin daha  çok olmasını dilerim.”

KONGREDE ALINAN ÖNEMLİ KARARLAR 

Konuşmasında dile getirdiği toplumun en mağdur ekonomik kesimlerinden özellikle emekçi hanımlara verdiği ayrı öneme ve gelecek seneler için dileğine  dikkatinizi çekiyorum. Türkiye'nin çiftçi, tüccar, sanayi ve işçi zümrelerinden seçilen 1135 üyenin katıldığı bu kongrede "Misak-ı İktisadî Esasları" tartışılmış, katılan iktisadi amillerin (sınıfların) görüşleri doğrultusunda aşağıdaki sonuç kararları kabul edilmiştir. 

1. Hammaddesi yurt içinde yetişen veya yetiştirilebilen sanayi dalları kurulması gerekmektedir.      

2.El işçiliğinden ve küçük imalattan süratle fabrikaya veya büyük işletmeye geçilmelidir.         

3.Devlet yavaş yavaş iktisadi görüşleri de olan bir organ haline gelmeli ve özel sektörler tarafından kurulamayan teşebbüsler devletçe ele alınmalıdır.         

4.Özel teşebbüslere kredi sağlayacak bir Devlet Bankası kurulmalıdır.

5. Dış rekabete dayanabilmek için sanayinin toplu ve bütün olarak kurulması gerekir.         

6. Yabancıların kurdukları tekellerden kaçınılmalıdır.       

7.Sanayinin teşviki ve milli bankaların kurulması sağlanmalıdır.         

8.Demiryolu inşaat programına bağlanmalıdır.         

9.İş erbabına amele değil, işçi denmelidir.      

10.Sendika hakkı tanınmalıdır. 

Kongrede 9. maddeye kadar, batının kapütülasyonları ile gelişememiş, bağımlı kalmış, yarı sömürge Osmanlıdan devir alınan ekonomik yaşamın bağımsız olarak gelişmesi  için neler yapılması gerektiğini karar altına alınıyor.  Özellikle 9. ve 10. maddeye bakar mısınız, yıl 1923, tarım ekonomisinin emekçisi olan “amele” tanımı ile, sanayi  toplumunun emekçisi olarak işçi tanımı ayrıştırılıyor, sanayi toplumunun emekçisi olan işçinin, sendikal  örgütlenme hakkının tanınması kararlaştırılıyor. 

Bu kararlar bağımsız yaşamak ve  sanayileşmek isteyen Anadolu’da kurulacak yeni  devletinin yol göstericisi olmuştur. Bugünkü, İş bankasının, Halk bankası, Şekerbank’ın kurulmaları da bu kongrenin kararlarının sonucudur. Ancak bu kararların çoğunun pratikte istenen sonucu vermemesi, bağımsız ve üretken bir ekonominin kurulmasında çok yetersiz kalındığı 1929 Büyük Dünya Ekonomik buhranı ile ortaya çıktı. Böylelikle yeterli sermaye birikimi olmayan genç Cumhuriyetin, ekonomik kalkınmasının salt özel girişime güvenerek, olamayacağı somut olarak ortaya çıktı.

O yıllarda, Rusya’da 1917 Ekim devrimi kurulan yeni sosyalist ekonominin planlı devlet yatırımları ile büyük hamleler yapmış, başta tarım, demir  çelik, cam sanayi olmak üzere büyük bir  gelişmeler göstermişti. Bu gelişmeleri izleyen Cumhuriyetin önder kadroları, Türkiye’nin sermaye birikimi olmayan ve dışa bağımlı liberal ekonomi ve özel sektör girişimiyle, bağımsızlığını koruyarak, kalkınma hedefine ulaşamayacağını anlamıştı. 1930'lardan sonra ekonomide yönünü  batı emperyalizmine karşı, kurtuluş savaşında da Türkiye’yi desteklemiş olan SSCB nin devletçi /kamucu kalkınma modeline çevirmiştir. İlaveten, SSCB nin teknik desteğiyle,  başta üç beyaz ürünü( tuz, un ve şeker ) üreten ve cam sanayi vb.  sektörlerde fabrikalar açılmıştır. 

1930'ların ortalarında %10'ları geçen büyüme hızı ve kalkınma başarısı yakalanmıştır. Bu nedenle, Sovyetler Birliğinin 1930’ların sonlarında, tam bağımsızlığı amaçlayan genç  Cumhuriyetin  anayasasına  (ve CHP nin ilkelerine) , Genç Cumhuriyetin yeni temel ilkeleri olan  Devrimcilik ve Devletçilik ilkeleri de eklenerek tam bağımsızlık için siyasi ve ekonomik tam bağımsız Türkiye  modelinin temel ilkeleri tamamlanmıştır.  

KONGRENİN 100.YILINDA İZMİR’DE YAPILAN ANMA ETKİNLİKLERİ , KONGRENİN RUHUNA AYKIRI OLARAK GERÇEKLEŞMİŞTİR

İzmir Büyükşehir Belediyesinin geçen yıl planladığı 100. Yıl anma etkinlikleri , 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş’ta yaşanan art arda iki deprem ve sonrasında Hatay’da(Defne ve Samandağ’da) 20 Şubat 2023 tarihinde art arada yaşanan iki deprem nedeniyle yaşanan büyük yıkım ve felaket sonucu haklı olarak gerçekleşemedi. Yaklaşık bir ay sonra gerçekleştirildi. Ancak bu etkinliklerde “ Anadolu’da; Dünya’daki  ilk mazlum milletler uyanışını ekonomik olarak boğmak isteyen” kapitalist modele karşı alternatif olarak yapılan -İzmir iktisat kongresinin  ruhuna aykırı- olarak gerçekleştirilmiştir. 

Çünkü, bu etkinliğe günümüzdeki kapitalist ekonomiyi savunan teorisyenleri video konferans yolu ile katılmışlardır. Ayrıca, yüz yıl önce kapitalizmin ve emperyalizmin dayattığı Sevr Anlaşmasının, bugünkü BOP’un günümüzdeki yerli temsilcileri (nedense) bu etkinliklere davet edilerek -Türkiye Cumhuriyetinin batının izin verdiği 100 yıllık aranın bittiğini- ifade edebilmişlerdir. Her iki konuşmada o zamanki İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı tarafından maalesef gülümseyerek ve sempatiyle alkışlanmışlardır. 

Türkiye’nin bağımsız kamucu, toplumcu , planlamacı ekonomistlerinden önde gelen;  Prof. Dr. Korkut, Boratav, Prof. Dr. Aziz Konukman ve Prof. Dr. Aziz Konukman ve Arzu Çerkezoğlu gibi sendika temsilcileri nedense bu etkinliklere ve çalışmalara davet edilip konuşturulmamışlardır. O zaman,  Cumhuriyetin kurucu partisi CHP li İzmir CHP'li Belediyesinin İzmir İktisat Kongresinin 100. Yıl anma etkinliklerini  neden düzenlendiğini sormak gerekmiyor mu?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Serdar Erkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sonsöz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sonsöz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sonsöz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sonsöz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.